Fury başrollerinde Sylvia Sidney (Katherine Grant) ve Spencer Trady ( Joe Wilson)nin oynadığı bir Fritz Lang filmi. Film birbirine aşık olan iki gencin maddi imkansızlıklar sebebiyle evlenememeleri ve Katherina’nın para kazanmak için Joe dan ayrılmak zorunda kalmasıyla başlar. Uzun bir aradan sonra birbirine aşık olan bu iki genç hayallerini gerçekleştirmek için bir araya gelmek istemeleriyle olumsuz olaylar gelişir.

Joe, çalışkan ve ahlaklı bir gençtir. Bir benzin istasyonu almıştır ve artık Katherina’ya kavuşmak için yola çıkar. Ancak yolda tam şehre ulaşacakken durdurulur ve küçük bir kız çocuğunu öldürmekten ötürü gözaltında tutulur. Ellerinde tek bir delil vardır; fıstık kabukları. Joe’nun fıstık sevgisi suç mahallinde bulunan fıstık kabukları göz önünde bulundurularak aleyhinde delil olarak kullanılmasını sağlar. Ancak Bölge savcısı (Edward Ellis)  Joe’nun suçsuz olduğuna inanmaktadır. Fakat küçük bir yer olan bu kasabada suçlunun bulunduğu ve en ağır biçimde cezalandırılması gerektiği dedikodusu yayılmıştır. Bölge savcısının görevini yapmadığı düşünülerek şehrin ileri gelen sermaye sahipleri aracılığıyla halk galeyana gelmiştir. Devletin adaleti sağlayamadığı düşüncesiyle halk Joe’yu toplumsal vicdanın ve güdülerin verdiği yetkiye dayanarak linç eder.

“Vatandaşların haklı tepkisi veya milli refleks” (Tanıl Bora, 2008) adı altında iktidarın ya da bir bütün olarak devletin teşvik ettiği, dağıttığı, yücelttiği linç, şiddetin ne kadar günlük hayatımızda var olduğunun güzel örneklerinden birisidir Fury.

Film linç kültürünü anlatmakla kalmaz. Tam o dönemde bir seçim yapılacaktır ve hükumet halkı bastırarak bölgedeki imajının zedelenmesinden korkar ve linci engellemez. Milletin takdiri anlayışıyla linci siyasi bir yöntem olarak kullanır. Halk Joe’nun bulunduğu hapishaneyi yakar, Joe şans eseri yangından sağ kurtulur.

Joe , adaletin yerini bulması adına kardeşlerine ellerinde bulunan delilleri sunar. Adalet arayışını buradan sürdürür. Hukukun üstünlüğünü, adalet arayışının en önemli noktası kabul eder ve buradan 22 kişinin ölümle cezalandırılması için elinden geleni yapar. Toplumun Joe gibi bir adamı bu hale getirmesi ve yaşadıklarının intikamını almak istemesi Katherina’yı rahatsız etmektedir. Bireysel vicdanın  milli iradeden ve hukukun üstünlüğünden daha önde bir değer olduğunu Lang, Katherina’nın dilinden bizlere anlatır.

Fury,  suçsuz bir adam üzerinden adaletsiz devleti, çürümüş, hasta ruhlu toplumu, koltuğu yitirme korkusu yüzünden insanları Joe’yu korumakla mükellef olan başkanın bunu yapmamasıyla başkanı ve başkanlığı, Amerika’nın saçma sapan “jüri sistemi”ni ve hemen cellat kesilen medyayı eleştirdikçe eleştirir. Toplumdaki ön yargıları ve linç olgusunu dışa vurumcu bakışıyla .

Yani izleyin.

imdb . fury . 1936

*Bora, T. “Mukaeyeseli Linç Etüdleri – Nazi Almanya’sı, Bugünün Türkiye’si”. Birikim, no. 230-231, Haziran-Temmuz 2008.