Menü Kapat

fazla demokrasisi olan var mı?

evet bir demokrasi serüveninin daha sonuna geldik, hesap vermesi gerekenler sandıktan hesap verdi, milli iradeye saygı duyduk. bunu yaparken oy veren kesimin ne kadarı demokrasi konusunda bilinçliydi kanımca ciddi bir soru işareti. okullarda test sınavlarında sorulması amacıyla bize öğretildiği kadarıyla tanımı gereği demokrasi halkın kendi kendini yönettiği sistem. yani bu ne demek, bütün vatandaşlar birbiriyle eşit, herkes yönetimde söz sahibi olacak. bildiğiniz gibi ilk olarak antik yunan’da uygulanan bir yöntem kendisi. nüfus kalabalık olunca herkesi eşit olarak söz sahibi yapmak mümkün değil, dolayısıyla aramızdan bir temsilci seçiyoruz ve kendisi bizim yerimize haklarımızı savunuyor, taleplerimizi yerine getiriyor. demokrasinin en çok sevilerek vurgulanan taraflarından biri yöneten bir sınıf yok, fakir veya zengin halka dayanıyor her şey.  tabii bu sistemi düşünen adamlar en az bizim kadar düşünebildiğinden demokrasinin oluşması için gerekli amaçları da belirlemişler. nedir bunlar; parlamento, anayasa, siyasi partiler, kolluk kuvvetleri, yargı. bunlardan özellikle yargı kritik bir rol oynuyor ki seçilen temsilciler herhangi bir siyasi görüşten bağımsız yasalara uygun hareket eden adamlar tarafından denetlenebilsin. bu adamlar kendi çıkarları uğruna çakallık yapmasın. hatta biz bunlar kendi aralarında kavga etmesin diye bir de cumhurbaşkanı seçelim ki siyasi partiler arasında denge kursun deniliyor. yani her şey teoride mükemmel.

peki ülkemizde bu olay nasıl işliyor; pek sevdiğimiz ve güvendiğimiz başlangıç noktamız seçim. 76 milyon küsur nüfustan belirli bir yaşın altındakiler sağlıklı düşünemez diye 56 milyon seçmen belirliyoruz. bu seçimde bir rekor kırarak bunların 48 milyonu oy veriyor. bunun üzerine de oyun başlıyor. öncelikle mükemmel anayasa gereği %10 barajı koyuyoruz. yani “4.7 milyon” insanın tercihi – kafanızda canlanması için izmir nüfusundan fazla ankaradan biraz az – toplumumuz için bir şey ifade etmiyor. %45 civarı oy alan bir partide (21-22 milyon) en iyi biz biliriz ve 76 milyonu tek başına yönetebiliriz diyor.

bu muhteşem olayın sonrasında seçilen partinin sözde bağımsız araçlara alenen müdahale ettiğini sağlıklı düşünemez diye oy vermeye uygun görmediğimiz kesim bile çok net biliyor. yargı iktidar partisinin bir aracı, kolluk kuvvetleri de halkın güvenliğini sağlamak yerine iktidar partisinin çıkarlarını korumaya odaklanıyor. bunun yanında halk üzerinde ciddi bir etkisi olan medya araçlarının çok büyük bir kısmı iktidar partisinin yayın organı haline geliyor, muhalefet üzerine yayın yapan medya kuruluşları kapatılıyor. cumhurbaşkanını eleştirdiğiniz noktada hakaretten gözaltına alınıyorsunuz. bu esnada iktidarda olanlar devletin kaynaklarını halkın değil kendi çıkarları için kullanmaya başlıyor, bunun yanında bu kaynaklardan toplumun geneline göre daha çok beslenen bir destekçi sınıf yaratıyor. teoride bağımsız olan yasaları kendi çıkarları doğrultusunda halka tekrar sormaya gerek kalmadan değiştirebiliyor.

yani pek sevdiğimiz futbol analojisi üzerinden özetleyecek olursak, muhalefet olarak rakip takım federasyonun açıkça desteklediği kendi takımı. maçlarınıza atanan hakemler bütün kararları rakibiniz lehine alıyor. kendi taraftarlarınız stada alınmazken bazıları stad dışında dövülüyor ve öldürülüyor. sizin takımınız taç atışlarında çok tehlikeli oluyorsa kurallardan taç kavramı çıkarılıyor. fakat rakibiniz serbest vuruşlarda tehlikeli ise herşeyin serbest vuruş olduğu şekilde kurallar değişiyor. bu arada rakip takım taraftarları sürekli kendi takımlarının ve ligin ne kadar mükemmel olduğuna ve sizin takımınızın ligi iptal etmeye yönelik çalıştığına yönelik yayın okuyor. bunlara rağmen muhalefet taraftarları maç öncesi çok heyecanlı, bu sefer kazanacaklarına inanıyor. maç sonucu belli olduğunda da bütün bunlara rakip takım taraflarının sebep olduğunu, bir daha bu ligi değil, başka ligleri izleyeceğini söyleyip bir sonraki maçı beklemeye başlıyor.

lafı uzatmadan sonuca emma goldman’ın yaklaşık 100 yıl önce söylediği oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasadışı ilan edilirdi sözünü kullanabiliriz. ya da şaşırmadığımızı, yaşananların diktatörlük reçetesinin başarılı bir uygulaması olduğunu tekrar ifade edebiliriz. peki alternatifiniz ne diyeceklere de arşive yönebilirsiniz deriz. dilediğiniz milli iradeye saygı duyabilirsiniz. ne de olsa “demokratik” bir ülkede yaşıyoruz.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım