Lanet olsun, ruhun kendisi hakkında beslediği o yüce fikre,
Lanet olsun, duygularımızı zorlayan görünüşteki göz kamaştırıcılığa,
Lanet olsun, hem rüyalarımızda ve hem de ömür boyunca bizi aldatan şeref hayaline,
Lanet olsun, kadın, çocuk, uşak, hizmetçi, mal ve mülk şeklinde hoşumuza giden şeylere,
Lanet olsun, bizi hazinelerle cesur hareketlere teşvik eden ve boş eğlenceler için altımıza döşek seren paraya ve servete,
Lanet olsun, üzümlerdeki iksire,
Lanet olsun, aşkın o en yüksek hazzına.

Lanet olsun, aşkın o en yüksek hazzına. Kendime dair nefretimi dindirmesi için, hangi Şeytan’ı çağırmalıyım, geleceğe dair kaygı ve umutlarımı yerle bir etmesi için ve hangi Şeytan’ı çağırmalıyım, beni rahatlatıp, kendimi sevdirmesi için?

Hangi Şeytan sağlar, bu dünyadan umut duymamı? Ve hangi Şeytan sağlar, bu tanımadığım dünyada seçimler yaparak hayatımı karartan insanları?

Hangi Şeytan sağlar, bana kendi ruhumdan parçaları kaybettiren insanları ve hangi Şeytan sağlar bana, tekrar sevilmemi o beni unutan insanlar tarafından?

Hangi Şeytan sağlar, benim dünyadan çok sevip, tüm insanlığı uğruna feda edeceğim insanların beni sevmesini?

Hangi Şeytan sağlar, hata yaptığımda dostlarımın beni affetmesini?

Hangi Şeytan sağlar, benim tekrar insanları sevmemi?

Ve oysa hangi Şeytan sağlar benim Tanrı’ya güvenmemi?