Küçük şeylerden mutlu olmak diye bir şey çıkmış. İlk duyduğumda sanmıştım ki bu küçük şeyler baharın gelmesi, köpekle güreşmek, muhabbetin uzayıp güneşin doğduğunu farketmen falan. Ama o değilmiş. Küçük şeyler ayakkabı, çanta falanmış. Büyük şeyler de araba, lcd televizyon vs.

Eskiden neşe vardı. Nereye gitti bilmiyorum. Varolduğunu biliyorum, bir şarkı bestelediğinde, ya da tam senin yazacağın bir şarkıyı başkası bestelediğinde ve onu tam anladığında, karşındaki arkadaşınla tamı tamına aynı fikirde olduğunda, birlikte aynı şeyi hissettiğinde, anlamlı bir şey yaptığında hissedilen bir şey. Neşe çok yorulduğundan senede belki 2-3 gün kendini gösteriyor. Onun yerine ise yedek oyuncumuz “keyif”€i koyduk. Keyif daha kolay, daha nazsız bir oyuncu. soğuk bira keyfi var, sigara keyfi, kahve keyfi, televizyon keyfi var.

Bir tane “€œhayatın tadını çıkaran adam”€ figürü var. “€œTatilimizi 5 haftaya mı çıkarsak kuzum?”€ diyor. “İşta hayatın tadı” diyor. Bu adamın mutfağı tamamen sacdan yapılmış ankastre, ona emin olabilirsiniz. Ama mutfağından da, lcd televizyonunun karşısından da çok sevdiği yer arabası. Biz gidip kamburumuzu çıkarıp sigara dumanından gözlerimiz yanarak bira içiyoruz. Ancak o adam gibi içebildiğimizde “€œbira keyfi”€ oluyor. Bunun için en ideal ortam “veranda.”€ Verandayı bildin mi? Bilemedin.

Gitmişsin ölüdenize, yine bira keyfini bi türlü becerememişsin, ağzın yüzün kaymış. Sevgilinin bacağına bi atıyosun elini; O NE LAN? Ulan bi tatil keyfimiz olcaktı. Onu da beceremedik. Kalk hanım kalk gidiyoruz, biz adam olamadık. O adamla o kadın olamadık. Ankara dönüp bir alışverişe çıkalım; sana Braun’€™dan bacak keyfi, bana philipsten traş keyfi alalım, baştan deneyelim. İnanıyorum başarabiliriz.

Nasıl bir dandik şey koydunuz neşemin yerine? Bu nasıl yedek oyuncu? Neyse kusura bakmasınlar, onların “bira keyfi”ne karşı imanlı bir budist olarak dengeyi sağlayabilmek adına yine zırdeliliği savunacağım. Ne demiş şair:

€œMari ye kafanı
Mari ye beynini
Mari ye kendini
KUDUR!