Menü Kapat

Entelektüel ol(A)mamak

Kim istemez ki sorusuna ufak bir yanıt olarak insanın kendini sorgulama sürecine koymasıyla cevabını alabileceği bir soru. Soruyu soralım ve kendimizce cevap çıkarmak üzere bir gökyüzüne, bir sana, bir de bana bakalım.

Bilginin bol olduğu bir toplumda, herkesin kafasından bilgi fışkırdığı şu ortamlarda entelektüel olmanın bir ayrıcalıkmış gibi algılanması. Popüler kültürün geniş alanlarında kendi entelektüellerini yaratması, kimi entelektüellerin ise bunu bir ayrıcalık gibi yaşaması sorunsalı üzerinden gidersek. Bilgiye erişemeyen nesillerin toplumun hep alt kesimlerinden olması bir raslantıdan ibaretmidir. Hiç düşündünüz mü yoksul bir çocuk neden entelektüel ol(a)maz yada olmak istemez. Belki de öyledir  ama hayat şartları o kadar zordur ki o bilgiye erişemez ve paylaşamaz. Zaten entelektüel olmak Bilgiyi öğrenme ve bunu geniş toplumlara yaymak değil midir.

Entelektüel olamadık çünkü çocukluğumuzun ilk yıllarında camilerle veya kilise vb. ibadethanelerde kadınlı erkekli ayrı ayrı oturarak din dersleri aldık. Din görevlisine niye böyle olduğunu sorunca; ya bir şaplak yedik ya da uzun uzun anlam veremediğimiz bir sürü vaaz dinledik. Anlamadık; anladık numarası yaptık. Bir kere hayattan ilk golü yedik.  kadın, erkek ayrı oturmalı birbirlerinin yüzüne bakmamalı bunu öğrendik. Entelektüel olamadık çünkü din figürünün psikolojimizi altüst ettiği bir ortamda, bu sefer dehşet bir okul macerası bizi bekliyordu, oda ne! burada kadın erkek aynı sırada oturabiliyordu kafa allak, bullak işin içinden çıkamadık öğretmene bunu sormaktan korktuk çünkü sonunda şaplak yada uzun, uzun öğütler dinleyebilirdik. (bu arada camideki vaaz okulda öğüt oldu ) ve alfabe toplama çıkarma dışında. Pek de bir şey öğrenmedik tek öğrendiğimiz  derse giren öğretmenin öğrettikleri. Bunların dışında bir şeyler öğrenmeye çalıştığımız zaman ise disiplin cezası denilen saçma sapan ceza klişeleri ile karşılaştık ve boynumuz büküldü. Yapamadık aldığımız ders sadece,belli zümrelerin öğretilmesini istedikleri derslerdi öğretmene soru soramazdık çünkü her şeyi bilirdi ve haklıydı. Hiçbir zaman dünya klasiklerinden bahsetmediler saçma sapan kitaplar sundular önümüze. Hoooppp ikinci göl dostoyevskiyi hiç okuyamadık. Oğuz atay’ı tanıyamadık .

Aile ortamı ise bambaşka hallere soktu bizi işe gidip gelen ve boş zamanlarında ki, buda muhtemelen sadece Pazar günleri olur ve en büyük sosyal etkinliği evde televizyon izlemektir. Al birde buradan yak üç sıfır. Babamız bizi sevmedi çünkü sevecek vakti olmadı. Başka bir nokta ise bizim üzerimizden gelecek hayalleri kuran bir anne. Hayallerin kapsamı ise iyi bir okul iyi bir iş ve eş. Dört sıfır oldu. Bunların dışında senin veya benim nasıl bir yaşam sürmek istediğimiz kimsenin umurunda değil. Aslında yaşadığın senin hayatın değil, Seni veya beni bu hayat üzerinde yönlendirmeye çalışanların bizi görmek üzere ulaştırmaya çalıştıkları bir noktadan ibaret.

Okul da evde toplumda her yerde bebeklikten erişkinliğe kadar içinde yaşadığımız toplumun bir kuklası oluyoruz ve onların istediği gibi konuşuyor. Onların istediği gibi bir yaşam tarzı  sürüyoruz alternatif yaşam noktalarını geliştirmek ise bizlerin elinde.  Hayat senin, direksiyon senin elinde trafik kurallarını alt üst et ve trafiğin neden bu kadar durgun aktığını sorgula.

 

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım