Düşler dünyasının kalıntıları

Walter Benjamin, kendi zevki için yazmakta olduğu “Pasajlar” için Ulusal Kütüphane’de saatler geçirmesine rağmen entelektüel üretimini Berlin ve Paris’teki müdavimi olduğu kafelerde gerçekleştirdiğini söylüyor.

Burjuva sınıfının yıkıntılarından ilk söz etmiş olan, Balzac’tır. Ancak, Benjamin’e göre, ilk kez gerçeküstücülük, bunları serbestçe gözler önüne serer. Üretimin yön değiştirmesi ve güçlenmesi, bir önceki yüzyılın düşlerinin simgeleyen anıtlarını daha çöküp gitmeden yıkıma uğratmıştı. Blanqui, Fort du Taureau’da tutukluyken kaleme aldığı Yıldızlardan Ebediyete[1]’de “Ey XIX. Yüzyılın insanları, ne zaman ortaya çıkacağımız hiçbir zaman belirlenmemiştir ve bizler hep aynı kalırız” diye yazar.

Bu fantazmagorilerin egemenliğindeki dünya, Baudelaire’ye göre, ‘Modern Çağ’dır. Blanqui’nin imgelemi, “modern” olarak nitelendirilen kavramın merkezine evreni alır. Bu evrenin insanları, XIX. yüzyılda yaratma biçimlerini oluştururken sanattan bağımsızlaşıyordu. Mimarlıktan, mühendisin tasarımlama eylemi, doğanın fotoğraf aracılığıyla yansıtılmasına kadar düş olan yaratı, reklamın uygulama alanına girdi. Yazın alanındaki yaratıcılık, kültür ve sanat kalıbındaki kurguya yenik düştü. Walter Benjamin, “Pasajlar” adlı yapıtında, bu ürünlerin birer mal niteliğiyle pazara atıldıklarını yazmıştı. Düşler dünyasının kalıntıları ile başbaşayızdır artık. Her çağ, bir sonrakini düşlemekle kalmaz, ama düş kurarak uyanışını da zorlar.

[1] Louis-Auguste Blanqui: L’éternité par les astres, s. 74/75, Paris 1872.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir