DURAK, DURA(RA)K

Bir monologda deliriliyor ki: Ben olmuşum hiç!

ya! lan! , yalan, ağzımızı “y” harfiyle doldura doldura koşarak “yalan söyledim” ne çıkar ki diye bağırabileceğimiz, ilkeleşmiş yorumlara ve mütekabiliyet esaslarına haykırabileceğimiz bir durak.

hüzne sebep olan o düş(ün)sel hatanın etrafında süratle dönüp hatayı hortumun içine çekebileceğimiz ve parmağımızı kendimize sallayıp “bak kızım gördün mü, işte böyleyken böyle, yerse” diyip şimdi hüznün verdiği huzuru da yitirebileceğiniz bir durak.

Raskolnikov’un düşsel baltasını, avcunda sımsıkı tuttuğu kanlı çorabı, Sonya’ya Lizaveta tarafından verilen kutsal! kutsal! kutsal! kitabı ve Marmeladov’a çarpan at arabasındaki kırbacı, sigara tabakasını, karakolda kan ter içinde verilmiş ifadeyi, Svidrigaylov’un iftirasını… cıkcıkcıkcık diye ayıplayıp yargıçcılık oynayabileceğiniz bir durak olduğunu mu sanıyorsunuz? Bekleme yapma!

Bu sinekler bu şişeden nasıl kurtuldular? Peki el ile yapılan bir hareketin sözlük anlamı nedir? Anlamlar sözlükte değil midir? Sinekler kavramların metaforu mu? Depresif bir silkinmeyle Wittgenstein’ın şizofrenik yaratığıyla çak beşlik yapabileceğiniz ve ardından —Concipere!: “quoties a me profertur, vel mente concipitur, necessario esse verum” diyen Descartes’ ı çoktan kürtaj etmiş olabileceğiniz bir durak.

Cenetteki Peter Orlovsky için, kulağımda ağzını tadabileceğim bir sürü zibidileri hatırlayıp, otomatizm ağıtını hıçkırarak ağlayıp, yataktan düşerek, şarapsız sakin bir beyinle özleyebileceğim bir durak.

Makineleşmiş zihinleri, makineleşmiş kafatasından çıkarıp -ya da bırakın öyle kalsın- ağaçların altında yazılan mektupların içinde sökerek parçalayıp, çöplükte paslanmak üzere bırakabileceğiniz bir durak.

Ahlaksızlıkların, ahlakla ilgili olup olmadıklarını ahlaklılara ve ahlaksızlara konuşturamayacağımız bir durak; ahlak, ahlak-tır…-mıdır?

Peksimetlerin ve Ginsberg’in ısmarlamadığı biraların beleş olduğu, bu yüzden ayyaşları yalnızca ayyaşların duyabileceği kahkahaların atıldığı ve isyanların, haklı fikirlerin, zavallı kararsızlıkların yazılı metinlerine nadiren de olsa rastlayabileceğiniz bir durak.

İhtiyatsızlıklarla dolu düşünmelerin ve davranışların sonucunda zarar görülmeyen, neticede gamsızlaşılmayan, yalnızca şanslı yosmalardan olabileceğiniz bir durak.

Çengel bulmacada karşınıza çıkabilecek ”çaşıt” gibi cümle içinde kullanamayacağınız kelimeleri kağıda indirebileceğiniz bir durak.

“Ah çocuk hiçbir şey bilmiyorsun” diye başlanılmış olan o pasajı durağın duvarlarında okuduğunuzda, burnunuzdan soluyarak, kışkırtılmış ruhunuzun zincirini kırıp delirmişcesine koşarak isyan bayrağını dalgalandırabileceğiniz bu isyanın tavizle dahi bastıralamayacağını ispat edebilmek için okuduğunuz kitapları duvarlara fırlatıp atabileceğiniz bir durak.

Burası durak! buraya kadar oku dura(ra)k:

PARK YASAKTIR! Buraya Park etme teker şişlenir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir