ramones

Ticari eğilimlerin “cool” kavramını zaptetmesinden tam 40 yıl sonra, yapmamız gereken ilk şey kendine has, gerçek bir cool kavramı yaratmak.

Afrikalı köklerinden bugüne kat ettiği yolculukta türlü badireler atlatıp en anlamlı zamanlarında gençlik kültürüne bir direniş tarzı ve asiliğin kendini gösterme biçimi, meydan okuma tarzı oldu.

60’lı yıllar boyunca – ki bu çağın en büyük devrimlerinden birine sahne olmuş bir çağdır. Ticari menfaatler “cool”un oldukça kârlı olduğuna karar verdiler. Genç insanlar sokaklarda festivaller ve savaş karşıtı protestolar düzenlerken büyük şirketler onların bu var olma biçimlerini kampanyalarının göz alıcı göstergeleri ve stilistik dışavurumları haline getirdiler.

Böylece hakiki “cool” ile sahte olanın iki adımlık dansı başlamış oldu. Thomas Frank’in 1997 tarihli kitabı “Conquest of Cool” (Cool’un Fethi) da ifade ettiği gibi, yavaş yavaş cool “kapitalizmin kendini anlama ve halka kendini ifade etme biçimi haline geldi.” Kültürel darbecilerin en etkili araçlarından biri olan reklam şirketi guruları “yabancılaşma üreten ve umutsuzluğa rıza gösteren kültürel makineler” inşa etmenin yolunu buldular.

Cool’un ticaretin hizmetine sunulmasından 40 yıl sonra, biz kendimizi olağandışı bir politik ve kültürel kargaşanın içinde bulduk. Küresel ısınma bizi korkutmaya devam ediyor, salgın ve psikolojik bozukluklar özgüvenimizi kemiriyor, terör savaşları bizi ucu açık bir IV. Dünya Savaşı’na sürüklüyor. Hiç olmadığı kadar emniyetsiz hissediyoruz.

Bütün bunlar bir yana ironik bir biçimde insanlar birdenbire ticari cool’un rüya ülkesinde uyanmış buldular kendilerini. Biz bebekliğimizde tv sehpalarımızın önünde emeklediğimiz günden beri bunun farkındaydık. Bize yalanlar söylendi, propagandalara maruz kaldık, sürekli olarak, gün be gün tüketimin bizi mutlu edeceği yalanıyla kandırıldık. Deney kutularındaki fareler gibi SATIN AL butonuna basıp durmamızın sebebi de bu. Milyonlarcamız aynı tüketim rüyasına yaslanmış tek tonda yürümeye devam ediyor.

Ama şimdilerde sis dağılıyor. Sonunda sahte cool’un bizi nereye götürdüğünü anlamaya başladık; reklamlarda vaat edildiği gibi mutluluk ve refah yerine sinisizm’e yenilmiş, çevreyi tüketen ve maço bir “köpek köpeği yer” tarzına kavuştuk.

Bu kapitalist cool’un gerçek ve samimi olan cool ile yer değiştirip eski haline dönmeye başlamasının sihirli zamanı. Vahşilik etrafında dolanıp durduktan yıllar sonra solda olanlar sihirli anların gerçekte ne olduğunu anlamaya başladık. Clive Hamilton – Growth Fetish and Affluenza’nın yazarı- 2006 yılına ait bir makalesinde isabetli bir tespit yapıyor: “Sol nedir? Sosyal Demokrasinin Ölümü mü?” Modern endüstri toplumlarının problemlerini tanımlamak yabancılaşma değil adaletsizlik.”

Septomları tedavi etmekten vazgeçin. Kimlik politikalarını tırtıklamayı da bir kenara bırakın. Geçmişteki eşitlik ve sosyal adalet için verilen savaşlardan kaçın. Onun yerine kendinizi kapitalist kafa s.kicilerle özgürleştirin. Ölümü düşünmeden yaşamayı öğrenin. Bütün her şey bir yana tek bir tedavi önerim var; samimi olarak “cool” olanı üretmeye bakın. Gerisi gelir.

adbusters sayı 76