Codex Mortemicus

Yollarda fazla olmasını istediğim tek araç tipi cenaze araçlarıdır. İnsan ölümü hatırladıkça insani olan ne varsa ona yaklaşır, ölüm insanı insan yapan ve insanı insan olmaktan alıkoyan tek şeydir. İnsanlar var oluşlarını kar – zarar ekonomisine göre anlamlandırmaya başladıklarında insanlıktan uzaklaştılar, mikro-şirketlere dönüştüler, günah borca, sevap kâra, ölüm iflasa dönüştü. 

Bu elbette neoliberalizmin ortaya çıkışıyla yaşanmadı ama onun ortaya çıkışı içimizde kalıp hala hissedebilen, insani duygularını korumaya çalışan ufak kırıntıları da sözleşmeli işçilere çevirdi. Artık insanlar hiç ödeyemeyecekleri borçlarla doğuyor ve öyle de ölüyorlar, tıpkı teolojilerdeki gibi. Günahlı doğuyoruz ve bu kozmik günahı asla telafi edemeyiz, bu günahı işleyen de biz değiliz üstelik, sadece bunun içine doğduk ve seçme şansımız da yoktu. 

Anneler çocuklarıyla borç terimleriyle konuşmaya başladılar, hapishaneler borçlularla doldu, zira Tanrılar kurban istiyordu, tıpkı Musa’nın kavmini Mısır’dan kurtardığı gibi bizi kendi doğamızla buluşturmuştu kapitalist makine. 

Oysa sahi, kim kime borçluydu? Zaman içinde unutulan bir sorudur bu. Aztekler öldürüldü, zira kendilerinden malları çalındıktan sonra hırsızlarına borçlanmışlardı, Şili’deki onlarcası gibi. Devlet aygıtının güvenle işleyebilmesinin yolu, borçlu olmasında yatıyordu, devlet vatandaşa borçluydu ve vatandaş onun borcunu bilinmeyen bir zamanda bilinmeyen bir şekilde ödeyeceğine güvenerek borç vermeye devam ediyordu. Tıpkı kesilen kurbanlar gibi. Tanrı ne hakla insanların kendilerine borçlu olduğunu iddia eder? Tıpkı bir tefeci gibi önce borçlanmak zorunda bırakmış sonra da borcunu ödemesi için borçlusuna baskı yapmamış mıdır? Yaratılmayı talep etmemiş insanları yaratıp, onlardan onları yarattığı için ibadet, kurban, bitmek bilmez ritüeller talep etmemiş midir? 

Adam Smith’in Görünmez El‘i teolojik bir taban barındırır kendinde, tıpkı İslami düşünürlerin Allah’ın piyasayı sürekli ayarladığını düşünmesi gibi. Tanrı tıpkı tekelleşmiş bir kapitalisttir, sürekli yayılma ve büyüme ihtiyacı duyar, geri çekilmeleri ve başarılı zamanları olur, önünde sonunda bu büyüme onun iflasına yol açacak olsa da büyümeye, alt-markalar yaratmaya ihtiyacı vardır. 

Borçlarınızdan kurtulun, borç dilinden, borç hissinden, talepten. Hiç kimse, hiç kimseye hiç bir şey borçlu değildir, olmamalıdır. Tıpkı birbirine güvenen insanlar arasında borç diye bir şeyin söz konusu olmaması gibi. Şirketlerde sevgiye yer yoktur, sevgi kâr getirmeyen bir yatırımdır, sevgi mutualisttir. Aşk, bir yatırımcı diliyle anlatılmaya en yatkın duygu gibi gözükür ama aşkın sermaye piyasalarıyla ne ilgisi vardır? Aşk hiçbir kâr beklenmeden sunulmuyorsa özü itibariyle hala aynı şey olarak kalır mı? 

Ölümlü olduğunuzu hatırlayın, birilerinin alacaklısı olmak için fazla fanisiniz.

Ölümlü olduğunuzu hatırlayın, bir gezegeni ve içindekileri öldürmek için fazla gençsiniz.

Ölümlü olduğunuzu hatırlayın, bir şirket gibi sürekli genişlemek için fazla küçüksünüz.

Ölümlü olduğunuzu hatırlayın, kâr odağı gütmek için fazla insansınız.

Unutmayın, hiç kimseye borçlu değilsiniz, Tanrı’ya bile.

Ve unutmayın, hiç kimse size borçlu değil, ölmekten kurtardığınız karınca bile.

2 yanıt: “ Codex Mortemicus ”
  1. ted kaczynzki sistemin en etkileyici numarası diye bir şey yazmış zamanında. okumadıysanız ufacık bir google araştırmasıyla bulabilirsiniz. okuduysanız da tekrar okuyun. insanlara ölümlü olduklarını hatırlatmak için cenaze arabaları düşlemeyi bırakırsınız belki bu sayede. havalı yer altı edebiyatı cümleleri kurmayı ne zaman bırakırsınız onu bilemiyorum işte. içinde bulunduğumuz gerçekliği alelade nefret cümleleriyle eleştirerek bahsetmiş olduğunuz kar zarar denkleminin başka bir tarafına geçiyorsunuz zira sadece. hala aynı bilançonun içindesiniz. tek farkla, ayaklarını sürüye sürüye mızmızlanan bir çocuk pozisyonundasınız o kadar. ne adam smith teolojik bir taban yaratmak derdindeydi ne de tanrının sizden bir alacağı var. bir şekilde doğdunuz, bazı hikayelerin peşine takıldınız ve yuvarlanıyorsunuz. bırakın bu peygamber cümlelerini de bir şeyleri sevmeye bakın. hayatı, ağaçları, insanları. dünyayı sevgi kurtaracak çünkü, yoksa duymadınız mı?

    1. İnsanlar ölümlü olduklarını çoktandır hatırlamıyor. İçinde bulunduğumuz gerçeklikten nefret edebilmek gibi de bir şansımız olduğunu sanmıyorum. Adam Smith’in teolojik bir tabanı olduğu çok net olduğu gibi, bu teolojik tabanı kendinden önceki İslam fâkih ve ekonomistlerinde de görebilirsiniz, hem Smith’in kendisinde hem de onlarda piyasayı düzenleyen ilahi bir güçtür. Genelde bilinen bir gerçektir bu antropoloji ve ekonomi çevrelerinde.
      Tanrının alacaklı olmasını bir tanrının varlığına dayandırdığımı düşünmenizi de garip buldum. Bahsettiğim şey bir tanrının var olduğu ve ona borçlu olduğumuz değil, tarihin başlarından beri bir borç terminolojisi ile yaşadığımız ve teolojilerimizi de buna göre şekillendirdiğimiz Vedalardan Sutralara, İsa’nın Merhametine ve günahı üstlenmesine kadar tüm teolojilerde vardır bu.
      Herhangi bir şeyi belirli akılda kalıcı cümleler olmadan etkin bir şekilde anlatabilmenin az yolu var, mesela Kaczynski’nin yaptığı gibi. Lâkin bu yolun pek sevgi dolu olduğunu iddia edemeyeceğim. Tüm bu sevgi söylemleri olması gerekeni gözden ırak tutmaktan başka bir şey de değildir bana göre. Radikal eylemler temelde yatan bir sevgi ile oluşsallar da yine de yıkıcılardır.
      Dünyayı sevgi kurtarmayacak, dünyayı harekete geçmek kurtaracak, yıkmak ve tekrar yapacak güce sahip olmak.
      Onun haricinde bir şekilde doğduktan sonra herhangi bir şeye takılmayan bir insan olduğunu sanmıyorum, tıpkı sizin sevgi hikayelerine veya Kaczynski’ye takıldığınız gibi.
      Ayrıca hiçbir şey yapmayıp gerçekçi bir şekilde sistemin kan ağladığını ve toptan bir şekilde değiştirilmesi gerektiğini, radikal adımlar atılması, insanlara bir şeyler hatırtılması gerektiğini söylemememin de mızmızlanmak olduğunu düşünüyorsak, dünyayı sadece sevginin kurtaracağını düşünmenin de aşırı düzeyde bir saflık olduğunu düşünebiliriz.
      Her şeyin temelinde sevgi olsa dahi, sevgi en fazla Çin’deki bir çocuk işçinin mutlu bir şekilde ölmesini sağlar.
      Gerçekliklerin birer yaratım ve onlardan kurtulmanın da ancak yine onların içinde kalarak yapılabileceğini düşündüğüm için evet, hala denklemin de içindeyim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir