sözlerimin maksadını, sana hayat hikayemi anlatırken daha iyi idrak edeceksin. bazı hikayeler kendiliğinden güzeldir. bazılarınaysa bu güzelliği üslup verir. anlayacağın, bazı hikayeler girizgahlar ve süslü tasvirler olmadan olduğu gibi güzeldir; bazıları da bomboşken, anlatıcının ses oyunları ve tasvirlerle süslenip, jestler ve mimiklerle canlandırılarak hikaye haline gelir, sözün kısası, etkisiz ve zayıf olmaktan çıkıp çarpıcı ve hoş bir hal alırlar.

miguel de cervantes’i tanıtarak ya da anlatarak başlayacak değiliz pek tabii bu yazıya. ama şahsen kendisinin osmanlı’ya karşı ispanyol ordusunda savaştığını ve inebahtı deniz savaşında kolunu kaybettiği bilgisine sahip değildim. magazinsel olarak paylaşmaya değer bu bilgiden sonra kitabımıza gelelim. kolektif kitap sayesinde okuyabildiğimiz bu uzun öykü kitabın ismini tam olarak yansıtarak bir teğmenin kaldığı hastanede duyduğunu iddia ettiği köpeklerin konuşmasından ibaret. insanların ahlaksızlıklarını, ikiyüzlülüklerini, yozlaşmalarını ve çıkarcılıklarını köpeklerin tecrüblerinden ve gözünden öğreniyoruz. yoğun bir hiciv ile ciddi bir felsefi tartışma aslında okuyacağınız: en özet ve en güzel şekliyle. cervantes muhtemelen bunları yazarken kendi dönemini ve çevresini eleştirmeye çalışıyordu ama kanımca asıl üzücü olan eleştirdiği noktaların belki de daha şiddetli olarak günümüzde geçerliliğini koruması. insanoğlu kendi çirkinlikleri ile boğuşurken siz bu öyküden ilham almaya başlayabilirsiniz. kitap sizin.

köpeklerin sohbeti
miguel de cervantes
türkçesi: sinan okan
kolektif kitap
2015, 140 sayfa