Jung’un kapıyı açmayışı

“Bundan böyle bütünüyle yalnızım. Artık size ‘Dinleyin!’ ya da ‘yapmalısınız’ ya da ‘yapabilirdiniz’ diyemem. Şimdi artık yalnızca kendimle konuşuyorum. Artık hiç kimse benim için daha fazla bir şey yapamaz, en ufak bir şey bile. Artık sana karşı bir ödevim yok ve senin de bana karşı bir ödevin yok çünkü artık gözden yitiyorum ve sen de

beat kuşağı ve peter orlovsky anmak

bir bariyer yıkıldı. bir insan sesi ve bedeni; amerika’nın sert duvarına, onun ordularına, akademilerine, kurumlarına, düzeninin sahiplerine ve güç destekli temellerine karşı gürledi. – “biraz da ken kesey’in sigara yanıklarından bahsetmek gerek… ya da burroughs’ın beat akımından başlamak gerek bazen, yahut gingsberg’in “bir başkasını kendinize kul-köle yaparsanız, tanrı sizsiniz.” demesinden ele almalı… hatta ve hatta

Bourdieu ve Berger: Bir Temsil Olarak Kadınlık

Fransız sosyolog Pierre Bourdieu, Eril Tahakküm’de şunları söyler: Kadınları, varlığı (esse), algılanan-varlık (percipi) olan sembolik nesneler halinde oluşturan eril tahakküm, onları daimi bir bedensel güvensizlik, hatta sembolik bağımlılık halinde tutmak gibi bir etkiye sahiptir: her şeyden önce başkalarının bakışı tarafından var edilir ve o bakış için var olurlar, yani sıcakkanlı, çekici ve el altındaki nesneler

Matematik An

      Bazan da bir yerde kuşlar vardır Ne uçmak, ne görünmek için Bir karanfil pencereyi deler Bir kapı kendiliğinden kapanır İstesek sevişirdik, ama olmadı Biz değil yaşayan acılardır.   yarısı görünüyordu sırtının…tadı kaçmış sabaha, aydınlık masaya eğili başın…yarımına dayanılır sırt. ağlıyordun. nereden biliyordum bunu bilmem. hiçbir ses yok hatırımda. ama sapasağlam durur o

padişah ile aslan

Perdelersizdir, kalıp sabunlarsızdır; uzamış pencereleri düşünüyorum. Düşünüyoruz tarihte karaşın. Çınarlar geceleri büyür. Osuruk ağaçları gündüzleri küçülür bir kent. Çok eski adıyla İstanbul. Ve Topkapı Sarayı. Sarayburnu-Gülhane-Cankurtaran arasındaymış yüksekte. Sultanahmet’ten gidiliyordur. (Benim uydurduğum) Girit taşları ile güzel döşenmiş bir avludur. İşte orada bir aslanhane varmış. Bir insan takviminde, 19. yüzyıl, bir padişah bir aslanla arkadaşlığı ilerletmiş

kendi kafanızı kazıma kılavuzu – 14

R- Rus Pazarındaki Kelebekler için R Bildiğim bütün hikayeleri sonuncu kelebeğin üzerine okudum. Duyduklarım. Okuduklarım. Yaşadıklarım ve uydurduklarım. Ekinoksun birinci saatindeydik. Ocağın üzerindeki tencerenin dibinde küflenmeye terk edilmiş hazır çorba artıklarını mideye indiren cinlerin homurtuları eşliğinde. Ceset yatak odasındaydı bu sırada. Kime ait olduğunun önemi yok. Bir kere öldükten sonra tüm ölüler birbirine benzer zira.