Doğmamış Olan Bir Adamın Hikâyesi

O bunu bilmedi. Kendini bir insan sanarak yaşamaya başladı. Yeryüzüne ilk indiği gün adını sordular. Oldukça hazırlıksızdı. Şaşırdı. Bunun “ne demek” olduğunu işitmemişti. Herkesin bir adı olduğunu söylediler. Bir adam “Hans” diye seslendiğini duydu.“Hans” dedi.“Almansınız!” dediler.“Evet” dedi.“Öyle değil misiniz siz?” diye sordular.“Evet” dedi.“İsveçlisiniz.” Birçok adı olması hoşuna gidiyordu. Hepsini kullandı. “Sizi bir yerden tanıyacağım?” diye

acıların dindirici tanrısı

yıldızın üstündeki göz uzakta, yıldızın üstündeki gözbeni o-gi-no-ha’yı yanyana görürbelki de bizi kardeş sanıroysa ben o-gi-no-ha’yı tanımamhaluk bengisu birinci korkudan önceki olumsuz korku (eksi korkur): sabahleyin. efendi beyaz bıyıklariyle öldükten sonra, gün ışığı bir uşağı ne denli kazanmış kılabilirse o denli kıldı. pencerelerden denizin kokusu geliyordu. yaz aylarında. yosun kokuyor. yosunlar yeşildir. bu yeşillik gözlerine

Narkotik, Psikotik, Şarlatan, Hipnotik ve Judaeo-Epileptoid

Jill Masterton, akşamları hors d’oeuvre külliyatı ile şişirmeyin kendinizi, à la Turque olmayın diye sürekli uyarırdı bizi. Bizse, onun silahlarının kostümü dışına çıkmasını veya rastlantısal olarak odasında bizi bayıltmasını beklerdik. Resesif itfaiyeciler gibi… Zevk ve zulüm dolu yıllardı! A paradox! Rather no time to act upset or play the pathetic martyr or victim; we charge

F. Scott Fitzgerald ve kafamıza neleri takalım

Great Gatsby’nin yazarı F. Scott Fitzgerald kızı Frances Scott Fitzgerald’a aşağıdaki mektubu yazmış. Hala geçerli olmadığını iddia etmemiz çok mümkün değil gibi AUGUST 8, 1933 LA PAIX RODGERS’ FORGE TOWSON, MATYLAND Sevgili Tatlım: Görevini yaptığın için çok gurur duyuyorum. Fransızca okumaların hakkında biraz daha bilgi verir misin? Mutlu olduğuna sevindim – ama mutluluğa asla çok

Şehirler ve Adlarının Anlamları Üzerine.

Hepimiz ömrümüz boyunca pek çok isme aşina oluruz, insanlar gördüğü, duyduğu her şeye isim verme eğilimindedir bir şekilde, şu yazılı garip sembollerden anlamlar çıkarmanızı sağlarlar örneğin. Ancak isim vermek yalnızca bir şeyleri algılamamızı sağlamaktan çok daha fazlasıdır, bir açıdan çok daha kutsal, bir açıdan çok daha bencilce bir güdü taşır içinde. Yüzyıllar öncesinde yazılmış olan