hiçbir şey olmadığında olan binlerce şey adına

Her şeyin birbirine yaklaştığı saatlerin başlangıcına doğru yaklaşıyorlardı ve bunun farkındaydılar. Saatlerdir sadece gerektiğinde, o da kısa cümlecikler ve kelimeler kullanarak yürüyorlardı. Kış mevsiminin ortalarında rastlanan, aslında soğuk olan ama güneşin parlaklığı nedeniyle sıcak bir gün muamelesi yapılan ve erken geç demeden sahanda sucuklu yumurta kahvaltısı yapmak üzere kendini sokağa atan insanların kalabalığı ve kabalığı

OTOMATIZME AGIT-8 – I NEED SOME ATMOSPHERE

Biraz atmosfer’e ihtiyacım var Sadece Biraz Atmosfer. Zihninin en karanlık tarafına yuva yaptığın benzedrin kuşu Ve deli hücrelerinden kaçan psikoz tanrılarin tekinsiz ıslıkları. Babanlı ıslak rüyalarında rastladığın sofokles mezarına ağladığın zaman, Granit kan laboratuvarlarında inşa edilen yeni insanlık için şarkı söyleyeceksin. Bir psikanalistin zihin odalarında kırmızı kadifeye sarılıp sanat ve arzu için pişmanlık duyacaksın. Güçsüz

Belana koşar adım

Saat akşam 7 civarı, evde yatıyorum. 6 aydır işsizim cebimde beş kuruş kalmadı, içimde tüm dağları aşacak bir sıkıntı bütün hayalleri yıkacak bir umutsuzluk.. Annem yemek hazırlıyor, peder haberleri izliyor, ben ise yatıyorum içimde bahsettiğim sıkıntılar ve umutsuzluklarla.. Bir telefon geldi Salim abiden. Salim abi aile dostumuz, kalendar bir adam, dedi iş var geceleri taksiye

Ayıptır Söylemesi: Rimbaud

AHMET SOYSAL: Yani tam çarptığı yıl Rimbaud’nun, 52… ECE AYHAN: 1952. Siyah kaplı bir kitap*. Güzel bir antoloji. Parçalar olduğu gibi alınmış. Güzel yorumlar da var. A.S.: Özellikle de galiba Illuminations ilginizi çekti, düzyazı şiirler… E.A.: Her zaman düzyazıları çok sevdim. Yahya Kemal’in lafı doğru: “Esas edebiyat nesirdir”. Şiir, fazladan bir şey. (Erkek de, fazladan

Haklılığın İnadı ya da Kötülük Toplumu

Böylesine yamuk ve eğri büğrü köşegenli bir topluluk’ta, yirminci yüzyılın sonlarında bile çözülmemiş bu aşirette ‘marjinallik’ denilince benim aklıma hemen alev alev yanan bir çember gelir. Ateşten! Yani iktisattan! Evet, bildiğimiz ya da bilmediğimiz iktisattan yola çıkacağız. Coğrafyada bir çember tasarlayalım, geniş. Kasaba da tam ortasında olsun. Hemen herkes tarlalarında buğday ekiyor, eksin. En yakın

epistema

Ne tuhaf, boşluktan başka bir şey ummamak kendinden bazen, hissiz ummanlara dalmak ve yolunu kaybetmek boylu boyunca, kesişmek başka öznelerle, ırmaklara inanıyor muydun sen, ırmaklar da uzun sürer halbuki, taşlar ve insanlar gibi sürüncemede kalmazlar bu dünyada, bir masalla başlamıştı yolculuğum, denizin dibini merak eden bir vapurda yolcuydum, insan ne bulmayı umar hiç gidemeyeceği yerlerde,