AYAKLAR

Çakılmış İsmail, devası yok.Oturma odasında bir korkuluk.Korkuluk, eve ilk taşındığında söktüğü panjurlardan.Kıyafeti yok, çulsuz ve sessiz bir korkuluk.Başı ve ayakları ve elleri yok.Bir hayalet ya da iskelet gibi geliyor gözüne günlerdir.Hiçbir yere gitmemenin ve hiçbir yerden dönmemenin; kendinin şeceresini tutuyor aylardır.Duvara yaslı, duruyor haftalardır. Evim meyden yapılmadıysa, neyden yapıldı, diye soruyor İsmail.Her artan adım neyimde

iyi bir güneş

“Öldüğüm zaman çiçek göndermeyin benim çiçeklerim var.” -Miss Lu Güneşli bir Pazar sabahı. Tatlı Bela geldi. Bir pazar sabahı dışarıda. Geldi ödünç para istedi benden biraz. Altımda iskemle masada oturuyordum. Pencerenin önünde. Bahçeden geçtiğini görmemiştim. Radyoyu kıstım, gazeteyi bıraktım. İkimizin de gözlerinde ayrı ayrı anlamlara gelen tümleçlerin sonundaki soru işareti var. Aynı soru işareti. Ne

Titanlar hakkında

Adak mı adamadık, yüzlük kurbanlar mı kesmedik?Uzaklaştırması için başımızdan şu salgını Homeros, İlyada Mübalağayı ve süslü nesri kullandım bu yazımda. Metinlere söz sanatlarını sezgisel olarak yedirmek, derdimi bu şekilde ifade etmekten keyif alıyorum. Bu yazıda, aslında oldukça güncel sorunları destanlardan alışık olduğumuz abartılı bir dille aktarmaya çalıştım. Ortaya absürt bir üslup çıktı. Gündelik yaşamımızda rastgeldiğimiz

KOMPÜLSİF

Tuvalet kağıdı. Bir top %100 pamuklu tuvalet kağıdı, yanında alkolsüz yenidoğan bebeklerin kullanabileceği türden asit-alkali dengesi 6,7 ıslak mendil. Antipsikotik. Aripiprazol 5 miligram oral çözelti şeklinde. Onun yanında 20 santigrat sıcaklıkta 7.0 pH değerine sahip 0.055 mS/cm iletkenliğindeki suyum var. Bu değerlere sahip olduğu için kendisi 14 milyar yıl önce oluşan hidrojen ve oksijen atomlarının

Yanılgıların keşfi hakkında

Bir kadına karşı duyulan aşk yüzünden öldürmez kişi kendini. Bir aşk, herhangi bir aşk, bizi çıplaklığımızda, yoksulluğumuzda, çaresizliğimizde, hiçliğimizde sardığı için öldürürüz kendimizi Pavese, 25 Mart 1950 Bilekte dönen bıçaklar, kendine kıyamayan birinin, işlenmiş soğuk çeliği ilk defa canını koruyan kan dolu borulara bunca yaklaştırabilecek kadar cesur oluşu. Korku duyan biri için büyük zafer. Derece

Kan Tohumları

Şifra’nın yüzünde iki beni var. Gülümsediği zaman bu benlerden biri bir kırışığın içine girip kayboluyor. Tıpkı şu an olduğu gibi. Çünkü Şifra az önce çiçekçiden bir gloksinya aldı. Hem de nasıl bir gloksinya! Kırmızı, kıpkırmızı, ölümcül kırmızı… Şimdiyse iki büklüm olmuş beliyle, ellerindeki saksı ve dudaklarındaki ezgiyle evine doğru yürüyor. Fakat keder, bir insanın gözleri