Bilinçli Olma Bedbahtlığı*

Ruhumuzu satmayacağız ama acıya da göğüs gereceğiz! Yere uzanıp dumanlı bir kafayla tavanı seyrederken, arkadaşım Onur Aslında yalnızca kendimizden ibaretiz. Dışardaki her unsur, elimizi uzattığımız her şeyin bencilliğimizi tatmin edecek geri dönüşleri olsun istiyoruz. Huzurumu bozan ve oldukça sahtekar olduğunu düşündüğüm bir insan tipi varsa, o da; öyle pek bir şeylerde gözü yokmuş gibi davranıp

okumaya devam

Hoşlandığı kadına itirafta bulunamayan genç bir erkeğin monologu

Kafan dumanlı. Esrik dumanın sardığı düşünce ve arzular, derin gölgeli bir ağacın dallarına takılmış. Birinden etkileniyorsun. Suni bir kapılma mı bu, yoksa eyleme döküldüğünde; duyguların aynasında seyredildiğinde, şöyle başından tırnak uçlarına kadar seni titretebilir mi. Bilmiyorsun ki henüz denemedin. Uzak şehirlerin ve eskimemiş, taze bir derinin hayalini kurduğun ilkgençliğin; o flörtöz takılmaların aklına geliyor. Aşka

AYAKLAR

Çakılmış İsmail, devası yok.Oturma odasında bir korkuluk.Korkuluk, eve ilk taşındığında söktüğü panjurlardan.Kıyafeti yok, çulsuz ve sessiz bir korkuluk.Başı ve ayakları ve elleri yok.Bir hayalet ya da iskelet gibi geliyor gözüne günlerdir.Hiçbir yere gitmemenin ve hiçbir yerden dönmemenin; kendinin şeceresini tutuyor aylardır.Duvara yaslı, duruyor haftalardır. Evim meyden yapılmadıysa, neyden yapıldı, diye soruyor İsmail.Her artan adım neyimde

iyi bir güneş

“Öldüğüm zaman çiçek göndermeyin benim çiçeklerim var.” -Miss Lu Güneşli bir Pazar sabahı. Tatlı Bela geldi. Bir pazar sabahı dışarıda. Geldi ödünç para istedi benden biraz. Altımda iskemle masada oturuyordum. Pencerenin önünde. Bahçeden geçtiğini görmemiştim. Radyoyu kıstım, gazeteyi bıraktım. İkimizin de gözlerinde ayrı ayrı anlamlara gelen tümleçlerin sonundaki soru işareti var. Aynı soru işareti. Ne

Titanlar hakkında

Adak mı adamadık, yüzlük kurbanlar mı kesmedik?Uzaklaştırması için başımızdan şu salgını Homeros, İlyada Mübalağayı ve süslü nesri kullandım bu yazımda. Metinlere söz sanatlarını sezgisel olarak yedirmek, derdimi bu şekilde ifade etmekten keyif alıyorum. Bu yazıda, aslında oldukça güncel sorunları destanlardan alışık olduğumuz abartılı bir dille aktarmaya çalıştım. Ortaya absürt bir üslup çıktı. Gündelik yaşamımızda rastgeldiğimiz

KOMPÜLSİF

Tuvalet kağıdı. Bir top %100 pamuklu tuvalet kağıdı, yanında alkolsüz yenidoğan bebeklerin kullanabileceği türden asit-alkali dengesi 6,7 ıslak mendil. Antipsikotik. Aripiprazol 5 miligram oral çözelti şeklinde. Onun yanında 20 santigrat sıcaklıkta 7.0 pH değerine sahip 0.055 mS/cm iletkenliğindeki suyum var. Bu değerlere sahip olduğu için kendisi 14 milyar yıl önce oluşan hidrojen ve oksijen atomlarının