tüketicilerin dikkatine!

amerikan kültürüne ayak uydurmaya çalışan bizlere olayın bir de bu boyutundan bakmamız için oldukça faideli bir metin olarak görüyorum. metin içerisindeki gerekli alanları türkiyeye uyarlamak hiç de zor değil. kendinizi tüketmeyin. etilen tayfasından.   Tüketicilerin dikkatine!  Gezegenimiz ısındıkça, hayvanların soyu tükendikçe, insanlar daha çok hastalandıkça, ekonomimiz hortumlandıkça ve politikacılarımız daha çok kafayı yedikçe biz hala

barbie gerçek olsaydı

barbie gerçek bir insan olsaydı; 175 cm, 99-45-83 vücut ölçülerinde ve 34 numara ayakkabı giyiyor olacaktı. barbie bunu “tam formumdayım” olarak ifade ediyor ve 50 kilo olmayı seviyor. 175 cm ve 50 kilo olarak Barbie 16.24 vücut kitle endeksine sahip ve anoreksiya kriterlerini sağlıyor. barbie muhtemelen regl olamaz. barbie gerçek bir insan olsaydı, vücut ölçüleri

istemeye devam edin.

bir kültür yaratmak zorundayız; TV izlemeyin, dergileri okumayın, hatta radyo bile dinlemeyin. kendinizin yolunu hazırlayın. uzay ve zamanın bağlantı noktası şimdi nerede olduğunuz dünyanızın en önemli noktası ve siz Michael Jackson ya da Bill Clinton ya da herhangi biri hakkında üzülüyorsanız, gücünüz elinizden alınmış demektir. siz bütün gücünüzü ikonlara veriyorsunuz; x gibi giyinmeyinizi ve y gibi dudaklara sahip olma isteğinizi yaratan elektronik medya tarafından yaratılan ikonlara. bu tür düşünce tarzı tamamiyle aptalca. kültürel farklılıklar var ve gerçek olan sizsiniz ve sizin arkadaşlarınız, ilişkileriniz, sarhoşluklarınız, orgazmlarınız, umutlarınız, planlarınız, korkularınız. ve bize “hayır” denildi, biz önemli değiliz, biz dışlanmışız. “üniversite mezunu ol, bir işe gir, onu yap, bunu yap”. ve artık siz bir oyuncusunuz ve bu oyunda oynamak bile istemiyorsunuz. zihninizi yeniden kontrol altına almak ve sizi ölmek üzere olan dünyanın kemiklerinden üretilen bütün bu çöpü tüketen saf bir morona dönüştürmeye çalışan kültür mühendislerinin elinden kurtarmak istiyorsunuz.

istemeye devam edin.

terence mckenna.

sadece uzak durun

steve jobs’ın ceo’luğu bırakmasının ardından hakkında yazı yazmayan bir siz kaldınız uyarıları ile bu yazıyı okuma şerefine nail oldunuz, aferin. steve jobs abimiz başarıları, konuşmaları, hikayeleri, ıvırları ile anıldı, bütün piyasa adam gitti diye bir hüzünlendi, apple hisseleri ciddi düşüş gösterdi. başarılı mıydı? kesinlikle evet, bunu tartışmaya bile gerek yok. fakat kanımca kendisinin en çok

shopdropping

shopdropping ülke topraklarında henüz örneklerini görmediğimiz, duymadığımız ya da yapılıyorsa bile pek haberimiz olmayan bir eylem şekli, culture jamming. yani kültür yayınına parazit yapmak denebilir ayrıca adından da anlaşıldığı gibi shop lifting olayının tam tersi. shop lifting yani kısaca hırsızlık yerine bu olayda mağazaya kendi ürününü koyuyorsun. o ne lan öyle saçmalık mı olur dediğinizi biliyorum

yürüyen billboardlar

minimalizm her ne kadar “her şeyi atmak mı, çok saçma” mantalitesi ile algılansa da aslında insanların saf tüketicilere, alınıp satılan şeylere ve market mekanizmasına dönüşümüne aksi yönde hareket eden şeylerden biri. ve minimalist bir bakış açısı bir çok şeyi değiştirebilir. birazdan okuyacaklarınızın buna iyi bir başlangıç olması dileğiyle. pazarlamacılar ve reklam endüstrisi tarafından bize sürekli