Vahşet Şölenlerinde Okur Kalmak

Toplumsal belleğimiz bir zamandır gınayı aşan tekrarlamalarla pek çok yeni söz öbeğine maruz kalmakta. Önü arkası kesilmez hengâmeler arasında savruluyoruz. İdeolojisi ne olursa olsun hatta olsun olmasın, adımlarımıza dayanak toprak kesitine paydaş herkesin şu zamanlarda ortak hisleri; korku, dehşet ve hayret. Büyük bir yüzdemiz, insani olanı bürokrasiyle bürokratik olanı insaniyetle çarpıyor, bölüyor, topluyor, çıkarıyor. Elde

istanbul urban database

İstanbul Urban Database, tarihçiler, mimarlar, şehir planlamacıları ve diğer araştırmacılar için kolektif İstanbul hafızasına katkı sağlamak amaçlı hazırlanmış. Arkasında MIT’de çalışan araştırmacı Nil Tuzcu ve katkıda bulunan Sibel Bozdogan, Gul Nese Dogusan Alexander ve Marysol Rivas Brito yer alıyor. Ulaşım, fotoğraflar, ana yollar, gündelik hayat, yerleşim ve büyüme gibi kategorilerde hazırlanmış haritaların günümüz yansımalarını interaktif bir şekilde gözlemleyebiliyorsunuz.

İstanbul & Yılmaz Güney – 1980

Yabancının göremediğini yerli filmler gösteriyor. Aralarında en iyileri bu ülkeyi ve insanlarını tanımaya fırsat veriyor. Sokaktaki insanlara sorduğumuzda, hemen herkes en sevdikleri filmcinin Yılmaz Güney olduğunu söylüyor. aşağıdaki linkte vimeo üzerinden izleyebileceğiniz enteresan bir video. sanıyorum bir belgesel’den alıntı ama tam olarak ne olduğuna dair araştırmalarım sonuç vermedi. çok önemli olmamak ile birlikte 80’lerde bir

ecevit yazıları

Bu çevrimiçi veri tabanı, Bülent Ecevit tarafından 1950 ile 1961 yılları arasında, başta Ulus olmak üzere çeşitli gazeteler için Türkçe ve İngilizce dillerinde kaleme alınmış yaklaşık 1500 yazıdan oluşmaktadır. Ecevit’in 1961’de Çalışma Bakanlığı ile başlayan ve 2000’lerin başına kadar süren siyasal yaşamına kıyasla bu erken dönem az bilinir. Oysa, söz konusu dönemde olağanüstü bir üretkenlik

Opus Dei

Opus Dei (Tanrının İşi) Güz yakalı bir hanımın tesellisi daha içtendir, sematik kitapların cennetlerinden. Gark olmuş beşer kümesi cennet-cehennem davasına, tüm teologlar bilir ki gece vardiyasında çalışır “Deorum” dediğimiz, geceye mahsustur dualar bu yüzden “Nocturne”dür. Bu fiktif düşünceler oldum olası kahvemi zehir eder bana, riayet edemem şu kalkınmamış perva dolu düşüncelere, çünkü cehennem için vazgeçilmiştir

Tanrıların İntikamı

On İkinci Hanedan Senusret I (M.Ö.1991-1803) zamanından kalan bir taş tabletten; Amenemhat I’in ağzından cinayetini dile getiriyor: Yemeğimden sonra, gece düştüğünde, mutlulukla geçirdim son saatlerimi. Yatağımda uyudum ve kalbim de uyudu. Huzurumda silahlar çekildiğinde başkentimdeki kudretli bir yılan gibi kıvrandım yatağımda. Dövüşe uyandım ve anladım ki beni korumak için ant içmişlerden olacaktı katillerim. Silahlarıma sarıldım