İstanbul & Yılmaz Güney – 1980

Yabancının göremediğini yerli filmler gösteriyor. Aralarında en iyileri bu ülkeyi ve insanlarını tanımaya fırsat veriyor. Sokaktaki insanlara sorduğumuzda, hemen herkes en sevdikleri filmcinin Yılmaz Güney olduğunu söylüyor. aşağıdaki linkte vimeo üzerinden izleyebileceğiniz enteresan bir video. sanıyorum bir belgesel’den alıntı ama tam olarak ne olduğuna dair araştırmalarım sonuç vermedi. çok önemli olmamak ile birlikte 80’lerde bir

ecevit yazıları

Bu çevrimiçi veri tabanı, Bülent Ecevit tarafından 1950 ile 1961 yılları arasında, başta Ulus olmak üzere çeşitli gazeteler için Türkçe ve İngilizce dillerinde kaleme alınmış yaklaşık 1500 yazıdan oluşmaktadır. Ecevit’in 1961’de Çalışma Bakanlığı ile başlayan ve 2000’lerin başına kadar süren siyasal yaşamına kıyasla bu erken dönem az bilinir. Oysa, söz konusu dönemde olağanüstü bir üretkenlik

Opus Dei

Opus Dei (Tanrının İşi) Güz yakalı bir hanımın tesellisi daha içtendir, sematik kitapların cennetlerinden. Gark olmuş beşer kümesi cennet-cehennem davasına, tüm teologlar bilir ki gece vardiyasında çalışır “Deorum” dediğimiz, geceye mahsustur dualar bu yüzden “Nocturne”dür. Bu fiktif düşünceler oldum olası kahvemi zehir eder bana, riayet edemem şu kalkınmamış perva dolu düşüncelere, çünkü cehennem için vazgeçilmiştir

Tanrıların İntikamı

On İkinci Hanedan Senusret I (M.Ö.1991-1803) zamanından kalan bir taş tabletten; Amenemhat I’in ağzından cinayetini dile getiriyor: Yemeğimden sonra, gece düştüğünde, mutlulukla geçirdim son saatlerimi. Yatağımda uyudum ve kalbim de uyudu. Huzurumda silahlar çekildiğinde başkentimdeki kudretli bir yılan gibi kıvrandım yatağımda. Dövüşe uyandım ve anladım ki beni korumak için ant içmişlerden olacaktı katillerim. Silahlarıma sarıldım

erdal eren ve annesine mektubu

10/4/1980 – Perşembe Sevgili Anneciğim!… Uzun zamandır mektup yazamadım. Kusura bakma. Ancak Salı günkü Demokrat Gazetesi’nde yayınlanan bir devrimcinin mektubu cezaevindeki tüm devrimcilerin yaşamlarını, duygularını yansıttığından bu mektubu size gönderiyorum. Ana!… Neden mi burdayım? Neden mi evimde değilim? Neden istediğim zaman yatıp kalkamıyorum? Niye istediğim kitabı, evdeki kanepeye oturup okuyamıyorum, düşünemiyorum, yazamıyorum? Ne mi arıyorum dört

dünya tarih atlası

zahiri alemdeki basit ama etkili uygulamalara olan saygı duruşu serimize dünya tarih atlası ile devam ediyoruz. milattan önce 3000 yılından günümüze kadar uzanan bu harita ile yıl yıl dünya üzerinde oluşan sınırların değişimini kolaylıkla gözlemleyebilirsiniz. rashit’in şarkısında geçen “sınırlar yalnız duvardaki haritada” sözünün başka bir kanıtı da olabilir. milliyetçilerin ise yine görmezden geleceğini biliyoruz. world history