Hatırlayan Şehir

Bu site, ziyaretçilerine, ister sakini ister turisti olsunlar, İstanbul şehriyle bir tanışma fırsatı sunuyor. Okula, işe giderken ya da turist olarak bir yeri gezerken tarihinden arındırılmış bir şimdiki zaman ve halde yaşamaya zorlanıyoruz. Bu rehber ile Osmanlı’nın ve Cumhuriyet Türkiyesi’nin İstanbul özelinde bastırılmış tarihine bir ışık tutmak istiyoruz. Her gün önünden geçtiğimiz, ziyaret ettiğimiz mekanlar

MONGOL

1266 yılında Cengiz Han’ın oğlu Tulu’nun oğlu Kubilay tüm Moğol dünyasının başına geçti ve Büyük Han oldu. Ülke öylesine büyümüştü ki dünyanın 4 te 3’ü Moğol kontrolü altındaydı. Ortadoğu ve batı Asya toprakları Kubilay Han’ın abisi Hulagü Han’ın kontrolünde, Rusya toprakları Altın Ordu ismiyle Cengiz’in büyük oğlu Çuçi’nin oğlu Batu Han’ın elindeydi. Kubilay Han ise

da vinci – yapılacaklar listesi

da vinci’yi size tanıtacak halimiz yok. fakat kendisinin muhtemelen bilmediğiniz yapılacak listesi ile karşınızydayız. tarihler 1490’ı gösteriyor. kendisi her daim yanında taşıdığı notlar alıp çizimlerini yaptığı defterine bir de ne yapacağını yazmış. “sürekli gözlemle, not al ve düşün” bildirimiyle oldukça uyumlu. pek tabii bunu yazarken 530 yıl sonra etilen’de binlerce türk okur diye yazmadığından enteresan

İlk Başkaldırı: Aziz Simeon

Yunanca’da sütun manasına gelen “Stylites” terimi sütun ya da direğin üzerinde yaşayan hristiyan çilecileri anlatmak için kullanılır. İlk Stylites olarak kabul edilen Simeon’un hayatta öğrendiği ilk şey koyun otlatmaktı. 403 yılında henüz 13 yaşındayken Antakya yakınındaki Süryani Tell’Ada Manastırına çile çekmek için gitti. Burada Hıristiyanlıkta Paskalya döneminde yaklaşık altı hafta süren Büyük Perhiz orucunu hiçbir

C.G. Jung

Carl Gustav Jung, 1959 yılında BBC’de yayınlanan Face to Face programının konuklarından biri olur. John Freeman’ın sorularına tüm içtenliğiyle cevap vermekle kalmayıp savaşın her biçiminin bir düşünme biçiminin dışavurumu olduğunu ve insanın içindeki kötülükle yüzleşmesi gerektiğini bir kere daha hatırlatır. John Freeman: 1930’larda çoğunlukla Alman hastalarla çalıştığınız zamanlarda İkinci Dünya Savaşı’nın muhtemelen başlayacağını tahmin etmişsinizdir.

blue mountain

“blue mountain project” kendisini “historic avant-garde periodicals for digital research” olarak konumlandırmış. bizim bakış açımızla cennete tekabül ediyor kendisi.  misyonları ya da odak noktaları 1848 ve 1923 yılları arasında üretilmiş nadir bulunan ve kısa ömürlü dergileri, manifestoları ve diğer yayınları kapsıyor. genellikle avrupa ve amerika dolaylarındaki modernleşme hareketlerine odaklanmıştır. biraz sonra göz atacaksınız ama “dada”,