çember

ya dışındasındır çemberin
ya da içinde yer alacaksın
kendin içindeyken kafan dışındaysa

çaresi yok kardeşim
her akşam böyle içip, kederlenip mutsuz olacaksın
meyhane masalarında kahrolacaksın

şiirlerle şarkılarla kendini avutacaksın,
ya dışındasındır çemberin,
ya da içinde yer alacaksın.

can yücel

before the rain‘de çember demişken, bir de bu açıdan bakmak lazım.

posta şiirleri

türkiyenin en çok satılan gazetesinin mutlaka farkına varacağınız bir şiir bölümü var. geçen pek kısa süreli eskişehir buluşmasında sörvayvır seslendirmişti bu harika şiirleri. toplayanı da varmış. bugün ne yayınlayacaklar diye anlamsız bir merak içerisinde oluyor insan.

posta’dan şiirler

kaçak

-Cezayir Kurtuluş Savaşı’nda ölenleri anarak-

Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
bir mektup yazıyorum size,
bilmem vaktiniz var mı
okumaya bu mektubu.

Az önce verdiler elime
askerlik kâğıtlarımı,
savaşa çağırıyorlar beni,
diyorlar yola çık en geç çarşamba akşamı.

Efendi misiniz, kodaman mısınız ne,
dövüşmeye hiç istek yok içimde,
insancıkları öldürmeye gelmedim ben,
gelmedim ben bu yeryüzüne.

Sizi kandırmak değil niyetim,
ama söylemeden de edemem,
savaş ahmakların işi,
hem insanlar ondan hanidir bıktı.

Doğduğum günden bu yana
ölen çok babalar gördüm,
gidip dönmeyen kardeşler gördüm,
çocuklar gördüm iki gözü iki çeşme.

Ya analar ne çekti, ya analar,
bir yanda işi tıkırında bir avuç insan
bolluk içinde rahat yaşar,
bir yanda ölüm, çamur, kan.

insanlar tıkılmış dört duvar içine,
çalınmış neleri var neleri yok,
karıları, eski güzel günleri bütün.

Gün doğar doğmaz yarın
kapatacağım şırak diye kapımı
ölmüş yılların suratına,
alıp başımı yollara düşeceğim.
Aşacağım karaları, denizleri,
ne Avrupa’sı kalacak, ne Amerika’sı, ne Asya’sı,
dilene dilene hayatımı
şunu diyeceğim insanlara:

Üstünüzden atın yoksulluğu,
durmayın bakın yaşamaya,
hepimiz kardeşiz, kardeşiz, kardeş,
ey insanlar, ey insanlar, ey.

illâki kan dökmek mi gerek,
gidin dökün kendi kanınızı,
size söylüyorum bunu da,
efendi misiniz, kodaman mısınız ne.

Adam korsunuz arkama belki de,
unutmayın jandarmalara demeye:
üzerimde ne bıçak var, ne tabanca
korkmadan ateş etsinler bana,
korkmadan ateş etsinler bana.

boris vian

haziranda ölmek zor


bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

hasan hüseyin korkmazgil

19 mayıs

Bugün Ondokuz Mayıs, Mayısın ondokuzu! Sen ey Türk istiklâlinin koruyucusu, Sen ey ülkemizin geleceği, Ulusumuzun gözbebeği, Sen ey demirparmaklıklarda barfiks yapan, Ranzalarda parende atan Sportmen ve kahraman Türk Gençliği, Önünde senin bütün Kilit-bahirler açık, Ama herzaman Samsun’a çıkılmaz a, Bu sabah da avluda volta atmağa çık! can yücel

düt türüt düt

Sahte aydın gömleği giyenler kulak versin
Mesul diyen şu halkı yiyenler kulak versin
“Hepimiz Ermeniyiz” diyenler kulak versin
Kıbleye karşı yaptı alayınız çişini
Sizin gibi aydının 7’den 70’ini

Alayınız Nobellik bir Orhan Pamuk’sunuz
Ve hatta bana göre ondanda yamuksunuz
Türk’ün canı yandı mı, gözleri yumuksunuz
Kör olur görmezsiniz, Ermeni’nin geçmişini
Sizin gibi yazarın 7’den 70’ini

Meşhur bir Atasözüdür, domuz gönü post olmaz
Ermeni’den dost olur ama sizden dost olmaz
Bir ülkede ihanet bu kadar serbest olmaz
Ah dostum bulmak zor Türkiye’nin eşini
Sizin gibi aydının 7’den 70’ini

ismail türüt

tv kanalında bu şiiri okuyup alkış alabiliyor ismayil.