Umut çürür mü?

Bu yok(sun)luk,Gökyüzünden gelen birAlametle bildirilmişti bize.Ağaç dallarına kurdelelerBağlamamız,Taş duvarlar önünde ağlamamızFaydasız.Gözleri umutla bağlı bir ordununİlk hedefi neresi olabilirdi ki?Umuda bağlanmakHayattan kopmanın ilk adımıydı belki… … Taşlar oynadı.Yerden göğe bir yağmur.Yerin de sorulacak hesabı vardır gökten.Görmeyi reddettiğim anlarınYarattığı geçici körlüklerO kadar uzun sürdü kiDöndüğüm köşelerin haritasıKazılı bedenimde.Tanımadığım insanlar varEvimin içinde.Ve benim sorulacakTüm sorularım tükenmiş.Yurdum başka, dilim

Mafika Pascal Gwala-Bonk’abajahile

Ve bir zamanlar siyahların neden bu kadar hızlı yaşadıklarını sordunuz, o kadar hızlı içiyorlar ki o kadar hızlı içiyorlar ki, o kadar hızlı ölüyorlar ki Emalangeni* ile başlamıyor; Olmaz.  Evinizin kapısında ve okuldan – ya da işten – size bulaşan numaralar başlar .  bir ve iki üç ve dört bonk’abajahile Nezaket sembolü olarak benimsenen bankada memurun sert gülümsemesi: iş ve tasarruf giyim ve akıl bir

Monokrom

Sislerin ardından gelen güneş5 günlük hava tahminlerinde görünmezken Bildiğimi düşündüğüm bilinmezler13. gecenin kâbusu. (Medet ya Spinoza!) Parçalı bulutlu günlerin Evsizlere verdiği huzursuzluk Rehin almış yüreğimi.Kapılar 5 numara hipermetropduvarlar kör cephe.Söz cımbızla bağdaşmışOysa yüreğin ısısı, katıdan sıvıya çevirmez mi Tüm soyutgilleri? Karanlık yangınlar sar(ar)mış Susmuş dilleri.Fasit dairelerde kaybolmadanİzin ver ellerimin arasında Isıtayım yüreğini. ÇünküBeklerken kaçırdığımız Tüm

Bir Taş Devri Hikayesi

Korkmadan bakabilmeyi sana Ve dinozorları düşlemeyi istiyorum. Aynı anda. Zaman oluyor ki yeter diyorum Ama sadece 1 dakika. Nedenlere özlemle bakılmış ikinci el Gözlükler satılıyor işportada. Onlara bakarken Dalıp kalıyorum. Gitmeyi beceremem ben, beceremiyorum. Tırnakları uzun kadınlar geçiyor penceremden. Bir bebeğe dokunacaklar diye içimi saran korku Bu geceki uykusuzluğumun sebebi. Kafamı toparlayıp, tüm düşünceleri Beynimin

babil’den bir piçin propagandası

Daha çizilmemiş bahçeleri içinde hiç yaşamamış bir ölümsüz bir kırmızısı kiremitleriyle akdeniz’in akdeniz’e uzanmış bir kadını gibi iri puntolarla hep türkçe konuşan adamlar sokağında sabahlar olmuş hemencecik bir bando tınlıyor afişleriyle propagandalarıyla bir de ödünç alınmış bir kömür gibi art tatum’dan parmakları Toplumsal caz parçaları yarına yarın evlerde 36 sularının bir babil’den bir piçi miyop

sophia parnok-seni nefretle sevmeli

Valery Briusov’a… Merhumların bakışları nasıl çılgınca döndü! Tabut ne sıklıkta yalnız duruyor. Izdıraplı korku içinde bir hayran Keskin yüksek kaşına benziyor. Zindan kokusu alıyorum., Mezar kazma, korkunç kazıma, İçeri girdin. Bir düelloda olduğu gibi, Redingotlarınız çok sıkı! Anladım-ölüm kapının yanında duran, Galiba-goblets’clink bir tat… Kimi arıyorsun Salieri? Gençlerden hangisi senin Mozart’ın? Boş konuşuyormuş gibi, Dedikoduyu