Kirli Eller

Ellerimiz kirli,yüzüne götürme ellerimiz göğe doğruuzanmaellerimiz değmiyorsa içimize dokunma derimeoraya götürme beniburada bırakmagitmeduymayalımgör beni, yaklaşmaseslen bana kendi sesinleSaklanma çıkatsan yüzünden o ifadeyikirlidir çünkübir kumar masasında kerhane duvarındabir cinayet yerinde hattakırbaçları dağlayan celladın yüzünde bilekendimizde değilhep başkalarında arıyoruz masumiyeti. * Edvard Munch, Hands, 1894

SAYIKLAMA

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim Gevşemiş ve kokmuş uygarlıklardaki o hazan bilgeliği… Cehennemin içinden ayrı çemberler oluşturarak, alevlerin şiddetindeki ıstıraplara hiyerarşi getirmek istercesine… Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim Tanrının sınırlarına teslim olmamak için, kendi içimdeki sonsuz monologların kılık değiştirmiş cinnetlerine kurban olmamak adına… Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim Çünkü dünyanın ömrü beni çileden çıkartır, YA

Çalmadı Saat

Mezat masaları uzun olur,Tüm varlığı ortalığa serilmişlerin yüzlerindeki utanç masadakiKırmızı örtüde toplanmış.Örtü az utangaç az kederli, bir de vazgeçmiş ve nakışları hatıralarNakışları tren rayı, nakışları bir yere gitmeyen yollar.Yanılgılar.Teller, dikenler.Saman kokusu yayılmış ortalığa, ilaç kokusu,Tek başınalığın o tasviri zor kokusu ve on sekizinde bir kızın kozalak memeleri,Çam nefesi, yeşil gözleri arasındaki zıtlık hüzünlerimizi yüklen-miş gibi…

Paslı Radyo

her darbesinde çoğalan cızırtıbir radyo frekansıdeğilyağmur damlalarıçoğalan ve tekrar çoğalan vakitsizce değiştirilmiş bir istasyon ya ağırlığından düşmek isterse damlagürültüler tanrıdan tanrıyadamlalar yapraktan yaprağaağır ağır düşerken şimdi vaktidir yeni bir cızırtınınacısız değil elbet biraz sıcaklık verirrögar kapağından buluşalımki çamurlara yapışalım sığınalım her kaçışın kaçabildiği deliklereelbette çağırır bizi gürültübiraz hüzünlübiraz düşündüçevir sağa ve sola çelik radyodan kırmızı

Sen Ben ve Berlin

Büyük çorak bir hapishaneVe bok deliğinden uzak değil Berlinuyuştucuya arkadaşsapıkça çekerken her pisliği kendine Ve göt görünenden daha fazla turnesiz ve sevinçsizOlmadan Hollywood’un ibneleriVe olmadan rahibe TheresaYabancısıyorum kendimiBakınırken etrafa şimdiİnsanlık dışı yüzüGüzellik salonunda bir asansör Söyle her şey yolunda mıKomşularımın siyah ya da Stutgart’dan olması umrunda mıÖyle ya da değilUmrunda mıZenginliğiKüçümsenmesi ya da ben gibiKendi

işte bu iş

ShakespeareBeatiful is terribleTerrible is beatiful demiş Bu söz Türkçe şöyle söylenir mi acep? Güzelden güzeldir gazel – O düşen sonbahar yaprağı- Ve müthiş Benim şiirden anladığım işte bu iş   Can YÜCEL