arpa üzerine / bir gece yarısı

bir gece yarısı; tırların, otobüslerin, arabaların geçtiği yolun kenarına oturdum. dizlerimin altında, bir o kadar daha; tırlar, otobüsler ve arabalar geçiyordu. arada ufak bir bariyerin olduğu, hemen arkamdan geçen tırlar, beni titretiyordu. uykusuz gözler misali titretiyordu. daha sonra dizlerimin altından, bir siren sesi duydum. bir ambulans geçiyordu. belki biri ölüyordu, belki biri doğuyordu. düşünmek için

birlikte aynı ateşten geçerek

Alkışlar, yürüyoruz, alkışlarla yürüyoruz suskunluğa yenilmemiş ellerin çığlığıyla her avuçta bir kanat, konup kalkan bir kanat – çözülmesi bir düğümün, boşanması bir zincirin – yürüyoruz sokakları çarparak sokaklara çarparak, çınlatarak alanlarını kentlerin Alkışlar bir güneşi katıyor alkışlara – parmaklarımız yansa da o güneşi her ilmik alev alev taşımıştı dokuduğumuz kumaşa, harcını o karmıştı ördüğümüz duvarın

Dediğin Gibi

Bu sefer ben de seni çok seviyorum. Bazen sadece yorgun oluyor insan, ne kadar sürebilir? Bir gün bir yerde hayatta kalmaya çalışıyor. Ve bilmenizi istiyorum ki aynı zamanda kalmak gelir içinden. Ve bilmeni istiyorum ki ona göre hareket eden bir şey yok. Hayal kurmak bedava falan değil. Yani onlarca sorun yok. Ve bilemezsin ki bu

Kanarak Ormanın Gözleri Kapanıyor

… .. . k a n a ra kbu hep eksik bir sürgün. paçasız ve yakasız. ağaçların arasından dalgaların kalbine ; bir suskuyu oluşturamıyorsun. bir suskuyu konuşturamıyorsun. güneşin dediğinden yoksun. güneşin deliliğinden yeksin. bayrakların yoksul şarkısı içinde varlık kemiren gölge kahraman gece açıyor. gördün. direklerini boyamayacaktın ve mahalleleri boğmayacaktın. denizle konuşmayacaktın ve saçların hiç uçuşmayacaktı.

hayvan

Hayvanların yanına vardım, onlara uzun uzun baktım. Onlar kendi durumlarından sızlanmıyorlar, inildemiyorlar. Onlar geceleri günahlarına ağlamak için uykusuz kalmıyorlar. Onlar Tanrı’ya olan ödevlerinin tartışmalarıyla canlarını sıkmıyorlar. Onların hiçbirinin gönlü doymamış, kanıksamamış değil! Hiçbiri eşyaları elde bulundurma bunaklığında değil! Hiçbiri bir başkasına, hiçbiri kendinden önce yaşamış binlerce benzerine kafa tutmuyor. Hiçbiri karşısındakinden saygı beklemiyor, hiçbiri kalabalıktan

çirozname

beyaz kocaman bir duvar – çıplak mı çıplak üzerinde bir merdiven – yüksek mi yüksek duvar dibinde bir çiroz – kuru mu kuru bir herif geldi elleri – kirli mi kirli tutmuş bir çekiç bir çivi – sivri mi sivri bir büyük yumak da sicim – zorlu mu zorlu çıktı merdivene derken – yüksek mi