(G)izi Yarasında

Ekşiyen yüzünü güneşe dönse belki bahar gelecekti. Kemiklerinin kendinden büyük olmasını ve küfesinde insan yükü Taşımasını saymazsak, ona çocuk denebilirdi, Gözleri yeşile çalan, her şeyin yarımını nasip bilmiş güzel Ali’m. Yana yakıla geçen günlerin acısını bir fanusa hapsetti ve ateşe verdi. Alazlanan alevde demlenen öfkesini saldı bir okul çıkışına Çantalarda kapağı kırışmış kitaplar, içinde öyküler,

saat üç

aynı masanın etrafındabirbirine bağlı zihinleryavaş adımlı bir rüzgarkapılar açılıyor– ıslak, ahşap döşemeağır bir tütün, akasyalarsaat neredeyse üç var.göz gözü zor görüyor; dünya, biraz, dönüyor.kuzeyde ve güneyde, peyderpeykapılar açılıyor– sert sandalyeler, eskiucuz bir kadın parfümü, haklı terbacaklar bacakların üstündeellerde kulplar, usulca, tartışmadalar.dünya, biraz, dönüyor (mu?) çekil!kapılar açılıyor– bir çift koyu mavi gözbakımsız, becerikli eller, ağır bir

sardık başa

ahmaklığımızla sınandığımız akşamlarainanmışlıklarımıza kendimizi inandırmış halleregüneş uyanmadan uyumadığımız geceleredilini bilmediğimiz şarkılardaki şifaların doğruluğuna-sar başakabul ettiklerimizin, aslında olmasını istediklerimiz oluşunakendimizi yüceltmeyesoruyorumgözleri açık gidenlerden misiniz?o halde bir akşam vaktiönünüze düşerbir akşam vaktiölmüş akşam vakitlerindeki gibi kendinizi kandırıngecenin kötümser olduğu gerçeğine aldanmayınsizin kapınızı ”gündüz” çalmayacaktırbir akşam vakti, ”gecenin” geleceğinianlayacaksınız”gece” onların gözündeki ”senin”, bildiğin ”sen” olmadığınısöyleyecektireklerve dostun sırtını döndüne

ORMAN

aradayız iştesabırsız bir testi içinde yarasa bas küfrünü rüzgarayapraklar arasındaki iniltiyi kemir güzeller güzeli fareomuzumda durma atmaca, yırt bu çitleri en doğurgan yerinden fırtınadan önce toplayalım badelerigözleri yakalım, kulakları ve dilleriiçe gömülsün ne varsa serseri balıkları seviyoruzbiliyorlardivane kulaçlarla yosunlardan bire daldığımızı kanatları  nerede karıncalarınkıymıktan merdivenler canımızı sıkıyor bil bunu esrik tavşan düşmesin örümceklermest esinti içimizi sarmadan o

Temmuz’un ortası eksi 1

Bahar temizliği, gözyaşlarımla halıları siliyorum.Odamdaki kokunu sökmek için ceplerimdeUnuttuğum peçeteleri kullanıp çöpe atıyorum.Duraklara yaslanmış insanlar, insanları geçen duraklar…Atların üstüne kurulmuş panayırlarSokaklarda dans edenlerin üzerinden geçiyor.Eski dostlar, eski aşklar, eski sokaklar…Reseptörlere meydan okuyarak hissetmiyorum, acımıyorumSadece yürüyorum, görüyorum, duyuyorum.Sırana oturdum, üstünde adının üçüncü harfi “K”azılıama eminim sıra senin.(Sıra kimin?)Kim bilir belki de senin kapattığın kapıları açıyorum.Hasretimi saklamam

Kirli Eller

Ellerimiz kirli,yüzüne götürme ellerimiz göğe doğruuzanmaellerimiz değmiyorsa içimize dokunma derimeoraya götürme beniburada bırakmagitmeduymayalımgör beni, yaklaşmaseslen bana kendi sesinleSaklanma çıkatsan yüzünden o ifadeyikirlidir çünkübir kumar masasında kerhane duvarındabir cinayet yerinde hattakırbaçları dağlayan celladın yüzünde bilekendimizde değilhep başkalarında arıyoruz masumiyeti. * Edvard Munch, Hands, 1894