Menü Kapat

Kategori: şiir (sayfa 1 / 21)

(F)Az Değişimi

Suyu düşünüyorum,
Düşünürken sıvılaşan beynimi,
Çarpım tablosu bileşenlerini,
Ve unutamadığım küçük
Ünlü uyumunu.
Penceremden içeri uzanacakmışçasına
Yakın
Ve aslında bir o kadar uzak olan
Bulutları,
Yağmurun bugün yağma olasılığını
Ve havadaki nemi,
Yağmurla toprağa karışan
Zararlı atıkları,
Tokken karnı guruldayan insanları
Ve açken kalbi göğüs kafesine sığmayanları,
Sokaktaki çıplak ayaklı çocukları,
Denize kıyısı olan kasabalardaki
Martıları
Ve onların göç yollarını.
Sonra yeniden suyu, maviyi, denizi…
Eskimeye yüz tutmuş bilmem kaçıncı yeniyi,
Düşünmeye değenleri ve değmeyenleri,
Düşünüyorum.
Zihnim metrobüs gibi
İterek oturanlar
Ve son durağa kadar gitmeye ısrarlı olanlar.
Bir de mentollü mendillerle burnunu,
Aynalı camları olan gözlüklerle gözlerini
Kapayanlar
Var.
Gitsinler istiyorum,
Evlerine, dağlarına, yurtlarına
Sokaklara…
Beynimin boğumlarında mevzilenip
Tutuştukları bu sonuçsuz kavga
Bitsin…
Gitsinler istiyorum,
Gitsin.
Dağılsınlar !
Az sonra boşalacak bulut gibi
Dağılsınlar.
Ve annemi düşünüyorum,
Onun bana anlattığı masallardaki gibi
Bir varmış bir yokmuş takip mesafesini
Korusunlar hayatımdakiler diye
Devletin tüm resmi makamlarına
Dilekçeler yazıyorum.
Gitsinler istiyorum,
Gitsin.
Ya da beynim direkt
Süblimleşsin.

1915 vebası ve Lili Marleen’i öpmek

Sen, Lili Marleen,
gördüğüm bütün düşlere
bembeyaz teniyle bir barış kuşu gibi
uçup gelen genç ve akıl almaz güzellikteki tek şiir;

ben sırtımda tüfek, yanımda nöbetçi yoldaşım Arnolf’la,
karanlıkta bir düşmanı, bir de seni seçebilecek
keskin ve aşık gözlerimle
nöbetteyim, bozguna uğratmak için hainleri

ve yalnız seni düşlüyorum soğuk hava
saçlarımın arasından süzülüp giderken
seni istiyorum, savaşın içimde bastırdığı
tüm arzularım ve sevgine duyduğum özlemle

savaş bittiğinde Lili Marleen,
top, tüfek sesleri kesildiğinde
halk coşkulu marşlarla dans ederek kutlayacak
kurtuluşunu istikbalinin

benim gözlerimse yalnız seni arayacak Lili Marleen,
zaferi, seni ilk kez gördüğüm o gece
sokak lambalarının aydınlattığı omuzlarını
ve gerdanını
öperek kutlayacağım

ben;
26 yaşında, Alman asker ve işe yaramaz bir şair
Ernst Heiner Brecht;
sen, 19’unda
savaşta susuz kalmış askere çeşme,
pusuya yatmış düşmana bozgun
yıllarca kan ağlamış vatana gelen müjde kadar güzel sen;
Lili Marleen

yurdumun ve ikimizin istikbalini kurtaracağım gün;

sevebilecek misin beni
sağ çıkabilirsem cepheden?

Müsaadenizle Utanıyorum

Şehrin her semtine taşınıyorum.
Yaşımdan emin olamıyor kimse,
Benjamin de olamıyor.
Yalnızca eşlik ediyor.
Müsaadenizle ayaklarınıza bakıyorum.
Utanıyorsunuz,
Benjamin de utanıyor mu?
Her gün kahveyi çok koyuyorum.
Onlara uyanıyorum, onlar
bana uyan.
Müsaadenizle uyuyamıyorum.
Annemi arıyorum.
Elimi kolumu yıkıyorum.
Benjamini öpüyorum, sevgilim
ben.
O yatak ikimizin.
Müsaadenizle yatağımı istiyorum.
Arada kalkıp mantıyı,
bir de Benjamini suluyorum.
Gitmeyen her şeye mantı yapıyorum.
Orda burda bekliyorum, gelene
gidene saksı değiştiriyorum.
Müsaadenizle semtlere yürüyorum.
Kışın havasını soğuk,
bakışınızı mağdur,
yüzümü yaşlı buluyorum.
Benjamin yok.
Bir kadını arıyorum.
Müsaadenizle ayaklarınıza
çoraplar hazırlıyorum.
yalnız bir nesne yatırımı uğruna
kendimden vazgeçiyorum.
Müsaadenin yazılışını,
Benjamin’den öğreniyorum.

Anahtar

Anahtarlarını bana verir misin, benimkileri sana verebilirim?
Denize fırlatırız batık hayaletler gibi dururlar.
Kuyuya atsak?
Seslerini mi özleriz, renklerini mi,yüklerini mi?
Kimse muhtaç değil anahtara. İhtiyaç var anahtarları unutmaya.

Anahtarlarınızı son kez koklayın, kıvrımlarını ezber edin.
Hatırlayamayacağınız yerlerde düşürün.
Çoğalamazlar ve eksilmeyecekler.
Yer değiştirecekler.
Olsa olsa birleşirler.
Herkes başkasının anahtarını görebilecek, taşıyabilecek ya da taşımayacak.

Anahtarların yetkilerini soluğunuza çekin.
İki nefes yetecektir buna.
İçeri ve dışarı.
İki nefes.
Anahtarları deşin, bırakın kanasınlar ferahlayana kadar.
Gelin açılmayan ve kapanmayan buhrana.
Herkes birinden önce sözler bıraktı zemine.
Sönmeyin ya da yanmayın bulmadan önce.
Altı duvar ekseni dökülsün her zerrenizden.
Siz,siz olmayın bir kere de uzunca uykudan uyanın.
Yıkın hanelerinizi rahimlerinden.
Kurum içinde debelensin kurumlarınız.
Semtlerin kaldırım seviyesine inin ve bağırın her yana.
Yaşasın kırık anahtarlar.
Yaşasın kayıp anahtarlar.
Yaşasın ayık anahtarlar.
Anahtarlarınızı gömmeden öldürün.
Eşikler sesleşemez.
Çilingirler kanamaz.
Parmaklarınız incinmez.
Kilitler sancıyamaz.
Anahtarlarınızı öldürmeden gömün.
Anahtarların sırrını boğun.
Anahtarların sınırını yolun.
Anahtarların meylini kovun.
Çiçeklerden açın,çiçeklere açın, çiçekleri açın.
Anahtarlarınızı uçurun. Çiçek ile açın.
Anahtarlıklardan kurtulun ve tasmasız köpeklerin sarhoş ediciliğini seyre dalın.
Kimse muhtaç değil anahtara. İhtiyaç var anahtarları unutmaya.

SPLEEN

Sanki ben yağmurlu bir ülkenin kralıyım,
Zengin ama güçsüzüm, gencim ve çok yaşlıyım,
O kral ki sıkılmış, usanmıştı her şeyden,
Av’dan, köpeklerinden, hayvanlardan, şahinden.
Eğlendirmez olmuştu, dalkavuklar, lalalar,
Gözde soytarısının söylediği şarkılar.
Balkonunun önünde can çekişen halkı da
Artık zevk vermiyordu bu vahşi, hasta ruha;
Bir mezara dönüştü zambaklanmış döşeği,
Her tür prense hayran sarayın dilberleri
Açılıp saçıldılar bir işe yaramadı,
Genç iskeletten tek gülücük çıkaramadı.
Prensin içindeki kokuşmuş elemanı
Altın yapmakta usta bilginlerin sultanı
Bile yok edemedi. Romalılardan kalan,
Güçlülerce yaşlılık çağında anımsanan
O kan banyolarında yıkadı onu bilgin,
Damarlarında cehennem ırmağı Léthé’nin
Yeşil suyunun aktığı şaşkın kadavrayı,
Soğuk kadavrayı hiçbir şey ısıtamadı.

*Spleen:Sıkıntı

Kötülük Çiçekleri, Charles Baudelaire

Lautréamont’u Öpmek

İşte orda orda avucunuzda şey!

Saklanıyorum yabancı bir ay bu;

Işığı yılgın eti hırpalayan.

Orda bir yerde şey!

Şeylerin ayartıcı bataklığına yürüyorum..

-Kurbağa! diyorum,

Duyuyor musunuz?

Bakışlarınız yok

Karanlığınızda değilsiniz yalnız.

Orda birileri, bak işte!

Şu yığınlar artıyor artıyor,

Bak yine birileri daha

İşte izbe siluet birden bire…

Olmayan orda yine, hep orda!

Yılgınca sesleniyorum;

-Yorulmaz mı durmadan

Çoğalan elleriniz ayaklarınız?

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.