Kategori: şiir

Kırılgan Çoğulluktan Akışkan Yalnızlığa

Müteahhitlerle savaşırcasına dertlerimin üstüne dertler ekleyip
Mücahitlerle görkemli gökdelenler dikiyorum çarpık ana vatana.
İhale hep bana kalıyor, hayret.
Gerdirilmemiş yüzlerin dahi unuttuğu tepkiler; perdeler arası boşluklarda,
Pencereye doğru kafasını kaldıran kedilerde daha anlamlı duruyor.
Yüzüme bir hudut çiziyorum, ikincisi, üçüncüsü, dördüncüsü sabır.
Hangi renge boyarsam boyayayım güneş nasıl hep sarıysa
İnsanlar da bütün renklerden sıyrılmayı başarıyor,
Plakalar, tabelalar, mahalleler ve markalar bizi birbirimizden ayırmaya yetiyor.
Gerisi gerçeği görmezden gelebilmek için uydurulmuş teferruat.
Dünya bildiğimiz gibi işte, ah yansa ne güzel olur!

.
.

Normların arasında kuruttuğum benliğim git gide incelip kırılganlaşıyor.
Biraz sır sürsem ayna olur; duvarın soğuğuyla barışır,
Banyonun buharında körleşir, yatak odasında bir sevişmenin ortağı olur belki.
Sadece yaşadığını hissetmek, bir anlığına ama durmadan, dönerek ve soluk izlerinden
Takip edip yakasına yapışarak anlık bir zevkin ama ne mümkün.
Pencerenin her açılışında içeri doluşan bu yaltak hava, bu ağzı salyalı asırlık dünya,
Yuttukları midesinde çalkalanan bu koca dev hala nasıl bulandırmıyor midemizi?
Sarsılmadıysa şehirler, yıkılmadıysa medeniyetin sike benzer camdan kuleleri,
Umudu, kurda emanet etmenin vakti gelmiştir.
Dünya bildiğimiz gibi işte, ah yansa ne güzel olur!

.
.

Dünya bildiğimiz gibi işte, ah yansa ne güzel olur!
Yanacağı varsa da yanmaz, cehenneme rahmet okutmaya devam eder ya, olsun.
Ben tüm iyilikleri bir kenara bıraktım, tüm kötülükleri, zorladığım ne varsa yolunu bulsun.
Tekli koltukla barışmaya gidiyorum, soran sormayan herkese selam olsun.

kulaksızlar parkı

kulaksızlar parkında 
duraksız piçlerin gecesi
dur sus uy bilmeyen piçler
bir gecenin birinde
hepsinin karanlığı aynı deniz
sarhoş oyuncaklar daha güçlü
çürük ve yağmurlu ortak masaları
parmakları aynı noktada çoğul bir yara
ayrı çizilmiş ağaçlar tek bir uğultuda
çakıl taşı dolu avuçları
ayıklıyorlar bir bir
ayılıyorlar bir bir
aynı taşlarla sıfırı vuruyorlar
vuruyorlar sıfırdan
elleri paramparça zaman
kulaksızlar parkında

köpekler

ellemeyin bu elektrikten akşamı
köpekler bile havlamadı
his dolu köpekler

kentin delik yanında
bol resimli bir öğle vakti
kedi sevdim
görse tanır beni

bankta solmuş alkolüm
köpekler bile havlamadı

sokakta sürgün benekler

bilemesin kimse özleminin yanıklığını
duyamasın rezalet kokunu 
dokunamasın kimse pencerenden gökyüzüne
alamasın kimse geceni

ayağını taşa basma üşütürsün

kapılarını kapat sokaklarının
dört duvar kokusuyla boğulma sakın

karanlığı elinde tut ve sakla
sakladıkça biz güneş doğuyor sanalım

nar

yer al gölgemde

sessizliğim renginden

silin hücrenden 

aklıma var

sakın

kanat çırp
kanat çırp
sakın yükselme
gözünü aç
gözünü aç
sakın görme
nefes al
nefes ver
sakın ses etme
kelepçeni
hücreni
sakın terk etme