Menü Kapat

Kategori: şiir (sayfa 1 / 20)

SPLEEN

Sanki ben yağmurlu bir ülkenin kralıyım,
Zengin ama güçsüzüm, gencim ve çok yaşlıyım,
O kral ki sıkılmış, usanmıştı her şeyden,
Av’dan, köpeklerinden, hayvanlardan, şahinden.
Eğlendirmez olmuştu, dalkavuklar, lalalar,
Gözde soytarısının söylediği şarkılar.
Balkonunun önünde can çekişen halkı da
Artık zevk vermiyordu bu vahşi, hasta ruha;
Bir mezara dönüştü zambaklanmış döşeği,
Her tür prense hayran sarayın dilberleri
Açılıp saçıldılar bir işe yaramadı,
Genç iskeletten tek gülücük çıkaramadı.
Prensin içindeki kokuşmuş elemanı
Altın yapmakta usta bilginlerin sultanı
Bile yok edemedi. Romalılardan kalan,
Güçlülerce yaşlılık çağında anımsanan
O kan banyolarında yıkadı onu bilgin,
Damarlarında cehennem ırmağı Léthé’nin
Yeşil suyunun aktığı şaşkın kadavrayı,
Soğuk kadavrayı hiçbir şey ısıtamadı.

*Spleen:Sıkıntı

Kötülük Çiçekleri, Charles Baudelaire

Lautréamont’u Öpmek

İşte orda orda avucunuzda şey!

Saklanıyorum yabancı bir ay bu;

Işığı yılgın eti hırpalayan.

Orda bir yerde şey!

Şeylerin ayartıcı bataklığına yürüyorum..

-Kurbağa! diyorum,

Duyuyor musunuz?

Bakışlarınız yok

Karanlığınızda değilsiniz yalnız.

Orda birileri, bak işte!

Şu yığınlar artıyor artıyor,

Bak yine birileri daha

İşte izbe siluet birden bire…

Olmayan orda yine, hep orda!

Yılgınca sesleniyorum;

-Yorulmaz mı durmadan

Çoğalan elleriniz ayaklarınız?

Hepi Topu

Terli sırtına havlu koymak istemiştim sadece ben
Kömür sobasının borusunda ısıttığım.
Sonrası kestanelerden bir tabak belki.
Çizmeyi unutup da yüzüme patlayanlar ziyan
Ziyan kapı aralığından kaçan ısı
Musluktan damlayan su
Yorulmadan çenenden göğüs kafesine inen ter
Ziyan bunlar.
Sepetteki bir çürük elmanın tüm sepeti çürüttüğü
Müfredattan kaldırılmıştı ben ilk okula giderken.
Çalışmadığım yerden sorular sorma der gibi bakanlar ordusunun
İlk parmak kaldıranı olmak için yarışmıyor muyuz?
Kalan sağlar da bizim değil, kim olduğu belli olmayan onlar sahibi
Kim bu “Onlar “?
Belki sadece bir işaret zamiri,
Belki biraz sen, ben, olamayan biz.
Yükleme sorduğum tüm sorular cevapsızsa bu dil bilgisinin günahı
Benim değil.
Ezberden sordum hep, bütün sorular ezberdendi.
Cevabı ne olsa doğru olan cinsten.
Sen hiç cevaptan önemli soruları olan bir sınav gördün mü?
Ben gördüm, baksan iki adım ötendeydi bakmasan Himalayalar.
Satrançta bir sonraki hamlede oyun dışı kalacak taşlara
Yakılan ağıtları öğrettiler mi okulda ?
Ya da haksızlığa karşı hangi tonda bağıracağını hayat bilgisi dersinde?
Annenin sırtına koyduğu havlu Bursa’dan mıydı?
Kestaneler Artvin’den
Ben ışığı yanan karşı pencereden.
Terli sırtına havlu koymak istemiştim sadece ben
Ya da baş ucuna bir sürahi su
Hepsi bu.

yeterdi

Korkarak götürüyorum kaşığı ağzıma,
Üflesem çorba soğuyacak,
Üflemesemi düşünmedim.
Düşünenler düşünmeyenlere
Söylesin.
Buzluktan çıkan yoğurdu bile
En derin nefesimle üfürürken ben
Şifacı hocalar misali.
Etrafa yayılan beyaz lekelerin
Muhatabı tezgahtaki sarı ve kokulu bez.
Sırtımı yaslayarak uyuduğum bir gece
Hayale dahi konu olamayacak kadar
Uzakta bir şehrin adı şimdi.
Tüm uçuşlar iptal.
Uyurken duyduğum korkunun
Beni gece (04:07) uyandırması kadar
Korkunç otuz saniyelik videolar izliyorum
Mayozla çoğalan gecelerde.
“Yanlış anlaşılmaya müsait dizelerin
Tek sorumlusu gece seferleri olmayan
Şehir hatlarıdır.”
Bir intihar mektubu için düşündüğüm
İlk satırlar bunlar.
Vapurla Eminönü’ne gelirken
Çok hüzünlü dalışlarım var benim
Bulduğum tek canlının sen olduğu.
Senin kendinden dahi haberi olmayan
Bakışların Diyarbakır şehirlerarası otobüs terminalinde
Yüksek derece yıkanıp çekmiş
Bir kıyafet dolusu bavul uğruna rehin.
Tuvalet kullanmayı bilmeyen
Üniversite öğrencilerinin ülkesi burası.
Unuttun mu?
O yüzden sevmeyişim ezelden beri
Gözlükle tuvalete gitmeyi.
Kafayı bulmadan söylediklerimizin
Garanti belgesi pantolonumuzun arka
Cebinde kalıpta
Makinede yıkanmış sanki.
Sırf bu yüzden daha çok içmeli.
Gündüzleri hey şey silik.
Geceden kalan terden kirli saçların hatırası.
Yine de her şeyi unuttuğunda şunu hatırla!
Devir bizim için “yeterdi” devri.
Bu kadarının fazlalığından ağrıyanın
Kemiklerimiz olması için
Olmadığını bildiğimiz tanrılara dua edişleri,
Hatırla!
Yemeklerden sonra günde üç kez
Ve lütfen tok karnına (Açken gaz yapıyor).
Tekrarla!
Devir şimdi “Yeterdi” devri.

DÜŞ

Düştü düşecek!
Damla, art arda,
Ses miydi önce görüntü mü?
Tek yanlışı odağı ayarlayamamak olan ömrümün,
Merkezi belirsiz.
-Eşek çağıralım da ayağını bassın diyor
Sakallının biri
-Sakalını keselim diyor “öteki”
Malum ön yargılar sokağında
Kaygı duruşlarında geçiyor hayat
İstanbul’un yedi tepesinden
Üçünü traşlıyor da
Senin sakal ne alaka diyor
T cetvelli “arkadaş”
Arkadaş da demeyelim ama
İdeoloji karmaşası yaşayan yurdumda
Yanlış anlaşılmaya müsait
Seyrek bıyığını sıvazlıyor
Uzunun bir,
Ülke badem yağı olmuş sanki
Sür babam sür!
Düştü düşecek!
Göndere çekilmiş garibanın fanilası
Beyazı kire gözyaşı kine karışmış,
Arka mahallede.
İl olabilmek için gerekli cumhuriyet meydanı bomboş.
Ciklete fal yazar misali kader
Çek babam çek!
Maratonda ikinciyi geçen kaçıncı oluyordu
Diye düşünmeye devam.
Oysa dirsek teması yürüyüşler
Ormanlarda düzenlenmeli
Mesela metrobüse binme eğitimini
Hamam böcekleri (Blattodea) vermeli
Omuz kası (Delteoid) istemsiz gelişen kadınlar
Kadınlar tır sürmeli.
Sokakta nara atılan 70 li yıllar
Geri gelmeli
Düşler gelmeli!
Tökezlemeden düşmeden
Taştı taşacak!
Damla, art arda
Ardı kesilmemeli!

ben değil o!

Atışı herhangi bir ondalıklı sayıyla belirlenmeyecek
Kalp duyumları alıyor gövdesinden
Atarken küfür ediyor sanki bir kitapta gördüğü
Kendisi iyi çevresi kötü karaktere.
Beş duyusu şaşmış anlar yaşıyor, habersiz
Kalp atışının kulaklarda baskı yaptığı gerginlik anlarında
Televizyonun sesini daha da yükseltiyor
Kimin sesi kimin salyangozunu titreştiriyor belli değil
Parkinsona tutulsa Muhammed Ali
Delirse Dali olmak istiyor ki ikinciye daha yakın.
Bol yollu kahve fallarına benziyor hayatı
Ve yollarının rengi
Kılavuzu karga misali.
Dilini geri çeken bir boşlukla mücadelesi
Kendinde kendine düşman.
Nefessiz ve suskun ve beyaz şimdi çehresi
Doğuyla batıyı sentezlemekten yorulmuş kıyafetleri
Gitmek istercesine büyük bedenine.
Ama Varlığının hayali
Cuk oturmuş üzerine…
İmrenerek bakıyor çevresi gözlerine
Oysa soyunmak vardı diyor
Yatakta değil sokakta
Rüzgarla ten teması koşmak vardı
Herşeyi açığa vurmak
Vurmak vardı en çok en sevdiklerine
Ben değil o diyor!

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.