İLKEL MİLKEL

elim yine pasifikte bir şeyler deniyor füze mi desem top mu desem ne desem yalan seyid onbaşı da yok artık ne savaşı elim kaldıramaz amerikanın hawkını durduramaz mı olmalıydı bilmiyorum kaç okka çeker onu da bilmiyorum başımıza kamasit yağacak susun bilmiyorum bir de robotlar çıktı başımıza biliyor musun katil robotlar bir insanı yerden yere çalabilirlermiş

Ağaca Sor

Çektiğim her Ah’da Didem Madak’a saygıyla…. ..Baharda filizlenmiş bir ağacın dalınaAllah dedim.Günahsa günah benim.Saçlarımı sardım,Nehrin suyuyla süsledim.Dik yokuşlardan son süratAşağı indim.Güneşin doğuşunda bir kuşu,Uykunda seni izledim.Canımı yakan her şeyiSevdim.Derslere hep 5 dakika Geç gittim.Ve yemekteki etiHep en son yedim.Günün en berbat saatlerindeSeni düşünerek sevindim.Soğuk duvarlara sırtımı verdimTaşları öptüm, kutsalımdı,Toprak yedim. Çelik taslardan su içtim,O suya

ZİNCİR

Biri demişti bana çerçeveleri var insanların. doğru! dağınık renkleri karışmış silüetleri ile. yakalanamaz hiçbir insan zincirdir onun mekanı yakaladığın da öyle ya insan ne zaman saftır, ne zaman renksizdir sence? mevsimsizdir insan, üşür elbette o da. onun zinciri üşümektir zaten. üşüdüğünü bilmektir düşündüğünde in san. safdilliktir zincirlere girmek. renkler emrindedir emridir renklerin budur bahsettiğim küçük

ESİNTİ


Fırışka kulaklığını yok edin bu toplumun.merdiven dikin saklı bahçelere, adımlar yeşerecek yeniden.tüm evsizleri tanıştırın.atardamarlar bombalayın.arabalar, motosikletler, tırlar, tekneler, tayyareler çürüsün.yürünsün, yüzülsün, uçulsun.merdiven dikin saklı bahçelere adımlar yeşerecek yenidensessizleri ölülerden uzak tutun.karanlık yüzleri aynalara itin.şurup ırmakları, tablet yağmurları, merhem resimleri uyandırın.duvarları balyozlayıp odaları birleştirin.şaşkınlık başlasın, karmaşa yaşlansın.dinlenmeden dökülmesin çiçekler dillerden.dinlenmeden sökülmesin çiçekler dillerden.kaldırımları sökün.elma boyu kadar

Umut çürür mü?

Bu yok(sun)luk,Gökyüzünden gelen birAlametle bildirilmişti bize.Ağaç dallarına kurdelelerBağlamamız,Taş duvarlar önünde ağlamamızFaydasız.Gözleri umutla bağlı bir ordununİlk hedefi neresi olabilirdi ki?Umuda bağlanmakHayattan kopmanın ilk adımıydı belki… … Taşlar oynadı.Yerden göğe bir yağmur.Yerin de sorulacak hesabı vardır gökten.Görmeyi reddettiğim anlarınYarattığı geçici körlüklerO kadar uzun sürdü kiDöndüğüm köşelerin haritasıKazılı bedenimde.Tanımadığım insanlar varEvimin içinde.Ve benim sorulacakTüm sorularım tükenmiş.Yurdum başka, dilim

Mafika Pascal Gwala-Bonk’abajahile

Ve bir zamanlar siyahların neden bu kadar hızlı yaşadıklarını sordunuz, o kadar hızlı içiyorlar ki o kadar hızlı içiyorlar ki, o kadar hızlı ölüyorlar ki Emalangeni* ile başlamıyor; Olmaz.  Evinizin kapısında ve okuldan – ya da işten – size bulaşan numaralar başlar .  bir ve iki üç ve dört bonk’abajahile Nezaket sembolü olarak benimsenen bankada memurun sert gülümsemesi: iş ve tasarruf giyim ve akıl bir