Menü Kapat

Kategori: şiir (sayfa 1 / 28)

Bir Taş Devri Hikayesi

Korkmadan bakabilmeyi sana
Ve dinozorları düşlemeyi istiyorum.
Aynı anda.
Zaman oluyor ki yeter diyorum
Ama sadece 1 dakika.
Nedenlere özlemle bakılmış ikinci el
Gözlükler satılıyor işportada.
Onlara bakarken
Dalıp kalıyorum.
Gitmeyi beceremem ben, beceremiyorum.
Tırnakları uzun kadınlar geçiyor penceremden.
Bir bebeğe dokunacaklar diye içimi saran korku
Bu geceki uykusuzluğumun sebebi.
Kafamı toparlayıp, tüm düşünceleri
Beynimin oyuklarına gömebilmek
Bu seneden tek beklentim.

……………………………

Hiçbir şey bitmeyecek sanmaktan
Trafik kazaları oluyor
Radyodan sesleniyor bir adam:
Dişlerini fırçalarken suyu açık bırakanları ve
Poşet hışırtısına sebep olanları
İhbar ediniz.
Aylardan Eylül. (Nem çok nem!)
Ve adımların bir yokluğu taşıyor vuruşlarında
Ben yokluğundan görüyorum seni.
Bakmadan, korkmadan.
Sesindeki gök kuşağı tınısı
Bayram olmayan bir gün
Sokaktaki çocuklara
Şeker dağıtmak gibi.
Gözlerindeki çiçekli perdeleri
Bir ben görüyorum.
Bilme sen, bilmenden korkuyorum.

……………………………

Korkmadan bakabilmeyi sana
Ve dinozorları düşlemeyi istiyorum.
Aynı anda.
Dilim oluyor elim, ayağım.
Dilim oluyor gözlerim.
Gel hadi dinozorları kucaklayalım.

babil’den bir piçin propagandası

Daha çizilmemiş bahçeleri içinde hiç yaşamamış
bir ölümsüz bir kırmızısı kiremitleriyle akdeniz’in
akdeniz’e uzanmış bir kadını gibi iri puntolarla
hep türkçe konuşan adamlar sokağında sabahlar olmuş
hemencecik bir bando tınlıyor afişleriyle propagandalarıyla
bir de ödünç alınmış bir kömür gibi art tatum’dan parmakları

Toplumsal caz parçaları yarına yarın evlerde
36 sularının bir babil’den bir piçi miyop bir oğlanı
bir en çok ablasız bulutları geliyor aklıma hep
bir en çok türkçe sigaralar tüttüren bacalarla-larla
ve bir en çok abi artık istesek de ölemeyiz diyen
sonraları romalılara karşı yürüyerek yorulan bir piçi
ödünç alınmış bir kömür gibi art tatum’un parmaklarıyla
gün ağartısı dediklerinde leon blum’u yapıştırıyor leon blum’a.

ece ayhan – 1956

sophia parnok-seni nefretle sevmeli

Valery Briusov’a…

Merhumların bakışları nasıl çılgınca döndü!
Tabut ne sıklıkta yalnız duruyor.
Izdıraplı korku içinde bir hayran
Keskin yüksek kaşına benziyor.

Zindan kokusu alıyorum.,
Mezar kazma, korkunç kazıma,
İçeri girdin. Bir düelloda olduğu gibi,
Redingotlarınız çok sıkı!

Anladım-ölüm kapının yanında duran,
Galiba-goblets’clink bir tat…
Kimi arıyorsun Salieri?
Gençlerden hangisi senin Mozart’ın?

Boş konuşuyormuş gibi,
Dedikoduyu yaymaktan hoşlanıyorum.…
Ah, seni sevenler sevgiyle değil,
Seni nefretle sevmeli.

Çeviri : Mert Can Fırat

I AM THE BEYONDER

sancılı bir hiçlikle başlayacak her şey.
idrak etmekte çektiğin zorluğa, aklını uyuşturan “var olma”nın korkunç boşluğu eklenecek. hissizliğin hüküm sürdüğünde ve hissedemediğin baharlar gelip geçerken mevsimler içinden,
sen
aynada gördüğün sureti tanımayacak kadar yokluğa bulanmış olacaksın.
resimler, tanımsız yüzler, özlediğin ve nefret ettiğin sesler, aşikar olduğun hüzün ve tüm bunların ortasında, tek kelimenin içine sığdırılmış iki hece; “hayat”

adam o kadar sinir olmuş ki “BU NE DÜNYA KARDEŞİM SEVEN SEVENE, BU NE DÜNYA KARDEŞİM BÖYLE” diye şarkı yapmış.

bilmek değil inanmak
önemliymiş
miş miş. mak mek mok.
ne dedin, duyamadım?
bir tek bana mı öyle geliyor yoksa gerçekten de öyle miydi.
bazen böyle olur, gerçekten öyle değildir bana öyle gelir.

neden yanımda değilsin,
mutlu bir yerde misin.
bakın düz bir şekilde söyleyeceğim.
iyi dinleyin.
KARANLIKTAN KAÇAMAZSINIZ.
bakın ve görün.
bakıyorsunuz ama görmüyorsunuz. sıkıldım
çok sıkıldım yalanlardan
peki doğru bilgi mümkün müdür deyip felsefeye bağlayayım mı he?!
ÇOK SIKTIN
diye bağırmak istiyorum.
sadece boğuluyorum.
bu dünya niye böyle…
kapı ardına kadar açık bekliyorum neden gelmiyorsun?
yağmurun altında koşamadık,
hayal ediyorum güzel günleri
fakat çok uzak
kilometrelerce özledim diyordu uzak mesafe ilişkisi yaşayan kız
“bekle beni” diyordu Cem Karaca
aralarında sadece kilometrelerce mesafe mi vardı yoksa görünmez duvar mı
yaşayın dünyayı doya doya
bir gün yok olacağınızı umursamadan
ardınızdan kalan bir mezar taşıyla hatırlanacaksınız. hatırlayan son kişi de öldüğünde mezarlığın yanından geçen arabaların müziği kısmamasını dileyeceksiniz.

değişimi hissediyorum, değişimi görüyorum.
devran dönecek!
bir soru;
kavrulmuş şarkılar mı daha güzel, orijinalleri mi?
-bilemedin.

SİT ALANI ORGANLAR

Boş bir sayfaya bakar gibi yüzüne takılı kalan

Gözlerimin bir anlamı olmalı.

Sana cümlede anlam soruları çözdürmüyorum, bilesin.

Anlamlardan cümleler kurmak sana kalmış.

Kırmızı kar yağmadan kesişmeyecek yollarımızda

Karayolları asfalt çalışması başlatmış.

Her bahar şenlenen yüreğime AVM yapılmadan gel.

Kayyumlara teslim edilmesin

Baharı senle gelen bahçelerim.

Akla ziyan sorular cevabını arıyor.

Gece saat bir(1).

Gece bekçileri ve sorularım voltada.

İstanbul artık eskisi gibi değil.

Yüzü solmuş bir fotoğraf

Taşlanmış bir pantolon kadar sevimsiz.

Ağzındaki sakızın devir sayısını

Hayal gücüme bırakman büyük nezaket

Ve tipik bir mühendislik yaklaşımı.

Yoksa gözlerimin dudaklarına olan hasreti

Zincirleme sıfat tamlamaları

Kadar uzun ve sıkıcı olacaktı.

………………………………………………

Gece saat iki(2)

Gece bekçileri ve sorularım voltada.

Uykusuzluk moda olduğundan beri

Bahsini açmıyorum

Seni düşündüğüm gecelerin.

Uzak bir akraba sıcaklığı kaç dereceyse

Odam öyle.

Sabaha karşı gelen serinlik ürpertisi

Gözlerinin rengi.

Beraber bir iş makinesi seyredemeden geçti günler.

Yürüyen merdiven romantizmi çok uzağımızda.

Yeni bir şey izledim bugün televizyonda.

Görünmezlik diye bir şey var

Yoksa ben yokum.

Sêva Mêxekrêj

Kayıpların tozlu raflar arasında unutulma ihtimali

Varoluş hikayemin bilinmezi.

Duvarları ilanlarla dolu sokağım.

5 liraya çekilmiş 12’li vesikalıklardan

Bir demet yapıp getirmişsin

Gibi doğmuş bugün güneş.

Sen gül, gözlerinin kenarı kırışsın.

Cam kenarı düşlerim

Kırmızı saksılarda yeşermezken

Beyazlamış saçlarının rengi,

Göç yollarım.

Seni saatlere sakladığımdan

Haberin yok.

Elmanın da bir özgürlüğü var armudun da.

Hatta içinde dolaşan kurdun da.

Suskunluğun bir OHAL gerekliliği diye

Görmezden geliyorum.

Ve platonik aşkın, platonun ideasından

Geldiğini öğrendiğimden beri

Gözlerim 3 numara büyük.

Uzun yol otobüslerinde

Cam kenarını teklif edebileceğim

Yegâne insan sensin.

Ama ben susuyorum.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.