Menü Kapat

Kategori: san.at (sayfa 1 / 29)

erik thor sandberg

bir süredir paylaşmadığımız saygı duruşunu hakeden sanatçılara gerek dönelim. karşınızda erik thor sandberg var. amerikalı sürreal çalışan bir abimiz. işlerinin herbirini ressam ve resme bakan kişi arasında bir diyalog olarak görüyor. sonu ya da başlangıcı olmayan bir diyalog ve bu diyalog üzerinden insanın kimliğini tanımlama çabasını sorguluyor. bu tarz tanımlama ve sınıflandırmalardan sıkıldığınızı biliyoruz. en iyisi kendiniz göz atın ve anladığınız size kalsın.

erik thor sandberg

Maurizio Anzeri*

Birkaç insan aynı anda yanlış bir yoldan gitti mi, yanlışa bir davet sunar ötekilere. Ötekiler, yanlış yollan gittiklerinin farkına vardıklarına vardıklarında buna inanmak istemez ve suçu kendilerinde aramazlar. Biat etmeye meraklı bir hayvan türü. Konuşan, dinleyen, bakan, gören fakat düşünemeyen çünkü düşüncenin bir suç, düşüneninse suçlu olduğuna inanan bir hayvan türü.

Eski pazarlardan bulduğu fotoğraflara nakış işleyen bir 1969 doğumlu İtalyan sanatçı Maurizio Anzeri’nin çalışmaları. Eserlerini  Saatchi Gallery’de yayınlıyor. Çalışmalarının bir kısmı bunlar. En azından buradan bakılmış, görülmüş olanlar. Göz atılmalı. Bir yanlışa mı davet ediyorum yoksa sizi? Hayır. Sanat, öyledir ki, aldatmaz, aldatılmaz ve biat edilmek arzusu barındırmaz içinde. Fikir çoğunluğuna göre zengin ve mutlu edicidir ama asla çoğunluğun gitti tarafı göstermez, doğru değilse, sadece seçildiği ve sevildiği için; çünkü dürüsttür sanat ve bağımsızdır. Friedrich Schiller “Sanat özgürlük tarafından emzirildikçe büyür.” demiştir. Özgürlüğün memeleri olan bir anne olduğu yerdir sanat ve o memeden akar süt, düşünüp üretmeye devam ettikçe; büyüten, yetiştiren.

Sanat Kimin İçindir?

Evet yıllardır kendi kendimize veya okullarda öğretmenlerimiz sayesinde kafamızda oluşan en büyük sorulardan biri bu değil midir? Sanat sanat için midir yoksa sanat toplum için midir? Bu sorunun cevabını kendi kendimize vermemiz en doğru çözüm olabilir. Böylelikle içimizdeki sanat ruhunun neyi temsil ettiğini anlayabilir ve geleceğimize bu yönde ışık tutabiliriz değil mi?

Kitaplarda, internet sayfalarında hep sanat ürünlerine rastlarız, ama bir kere oturup düşünür müyüz acaba sanatçı bu sanatı icra ederken neyi düşünüyordu? Düşüncesi insanlar mıydı yoksa kendi fakirliği mi onu bu eseri yapmaya itmişti. Yoksa hiçbir etki altında kalmadan sanat yapmak için mi sanat yapıyordu.

Biz halk olarak sanatçıların içini boşaltmayı çok severiz ya. Sadece sanat için değildir bu tarihteki eski bir karakter veya eski bir imparator. Neyi neden yaptığından çok yanlışlarıyla yargılarız ya hani. Ama tarihi şahsiyetler başka bir konumuzun en büyük başlığı olabilir. Neyse sanatçılar.. Örneğin Nazım Hikmet. Onu şu anda o kadar kolay yargılıyoruz ki. Piraye’sini, Vera’sını düşünmeden ağzımıza dolayabiliyoruz. Oysa ki şunu bilmiyoruz: Nazım aşka aşıktı, sanatını bu aşkıyla yapıyordu. Yok şunu sevmiş bunu sevmiş, kimin kimi sevdiği ilgilendirmez bizi. Bizi o sanatçının sanatı ilgilendirir değil mi sevgili okur?

Neyse işin sanatına dönelim. Mesela Sistine Şapeli değil mi? İnanılmaz bir sanatın ürünü duvarları. Michelengelo bunları yaparken ne düşünüyordu? Sanatı mı yoksa dini insanlara böyle anlatmayı mı? Hiç baktık mı o resimlere neleri anlatıyor diye, içindeki o hava neyin ürünü diye? Günümüze ışık tutan Rönesans ressamları sadece kilise duvarlarına dini içerikli resimler yaparak kendilerini geliştirmişler, istemedikleri halde bu bir sanata ihanet midir?

Sanatçılar eserlerine farklı anlamlar katılmasını severler. Özellikle soyut ve sürrealist çalışanlar bir şeyleri doğrudan anlatmak isteselerdi realist çalışırlardı değil mi?

Sanata ihanet. Evet büyük bir yargı değil mi ama biz insanlar severiz bunu. Mesela Salvador Dali. Hastalığının son yıllarında resim çizecek gücü olmadığını farkettiğinde resimlerini asistanlarına çizdirip altına kendi imzasını atarmış. Bunlar ihanet midir sanata?

Amacımız ihanet değil ama sanatı ne için yaptıkları. Michelengelo o resimleri kilise için çizerken ne düşünüyordu. Amacı insanlık mıydı yoksa sanat mı? Yukarda dedik ya belki de o resimlerin içinde gerçek bir sanatseverin görmesini umduğu bir şey vardı. “Ben yaptım siz yapmayın” mı diyordu acaba. Bunu görebilmek kolay mı? Asla kolay değil çünkü o Michelengelo. Bu dönemden ona bakıp yargılayamayız. Büyük bir sanatçıyı 2017 kafasıyla mı sorgulayacağız.

Belki de herşey egoyla alakalıdır, belki de sanatçıların egoları sanatın ne için olduğunu belirleyendir. Sanatçı sanatını kendine saklayıp kimsenin anlamamasını istiyorsa bu onun tercihidir, ama başka bir sanatçı eserlerini herkesin bileceği şekilde halka sunuyorsa, onların bir şeyler öğrenmesini istiyorsa da bu tercih onundur. Çünkü nedir biliyor muyuz? Fazla mütevazilikte, halkı kendinden üstün tutup onlara bir şeyleri öğretmek, kendi düşüncelerini onlara yaymakta bir egodur. Her neyse biz sanatı sanat olarak görmeye devam edelim ve diyelim ki sanat, sanattır; için değildir…

Sinemadan Zevk Almak

İzlediğin karelerin ardında küplerce alt metin olması seyir zevki verir mi mesela? İnsanlar anlıyormuş gibi yapar çoğu zaman. Önemli olan anlamak mıdır peki sinemada? Yoksa görmek midir?  Bakmak, görmek ve anlamak arasındaki yarış…

Ve bence görmekle kalamayacağınız filmler var.

Film dediğin ayakkabının içine kaçan taş gibi olmalıdır!

demiş bi’yönetmen.

Devam

crystal morey

insanoğlu doğal evrimin arkasındaki temel etki ve güç haline geldi. tek bir hücreden bütün bir ekosisteme kadar yaşamı değiştirebilme gücüne sahibiz. bilerek ya da bilmeyerek, doğal süreçlerde binlerce yıl sürebilecek değişiklikleri çevrede çok hızlı bir şekilde yapıyoruz. bu eylemler ile bir çok türü ve habitatı kırılgan bırakıp, bilinmeyen sonuçlara ve tahribatlara yol açıyoruz

diyor crystal morey ve porselenden yarattığı harikalarıyla eserlerinin insanların dünya üzerinde rolü ve diğer canlılarla olan ilişkisini düşündürmeye sevk ediyor. kafanızda soru işaretleri oluşması dileğiyle. sizindir;

crystal morey

polish poster gallery

posterler benim açımdan oldukça önemli. posterin kalitesi ile film sayabileceğimiz sapmalar hariç genellikle doğru orantılı oluyor. arşivlerine filmin yanına posterini koyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır. konumuza dönersek gündem yine poster. bu sefer polonyadan geliyor. paylaşacağımız site ticari ama odaklanmanız gereken şey ilham verici tasarımlar. polonyalı arkadaşların bu kadar yetenekli olduğunu bilmiyorduk. muhakkak takdir edeceğiniz 4000’den fazla postere uzanmak üzere devam ediyoruz;

polish poster gallery

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.