Menü Kapat

Kategori: san.at (sayfa 1 / 30)

Primavera

Aynı isme sahip üç eser çıkabilir okuyucunun karşısına: bir resim, bir müzik, bir de şiir.

Resim içlerinde en meşhur olanı; yıllarca depolarda beklemek zorunda kaldığından olacak, kendini göstermeyi de pek seviyor. Yaratıcısı -belki de Tanrı’sı demeliyiz, sonuçta resmedilen bütün ressama tapıyor olsa gerek- Sandro Boticelli, onu 1482 senesinde, Medici’nin düğününde ilkbaharı temsil etmesi için var etmiş. Kilise’ye teslim olmayan, özgürlüğüne düşkün, romantik ve aynı zamanda sembolist bir resim kendisi. Ortasında Meryem’e selam çakan bir Venüs, Cupid’in habersiz güzele attığı okla gelecek beklenmedik aşk, Hermes’in elma çalıyor gibi görünüp aslında bahar için bulutları dağıtması… Sanki Mediciler için değil, önayak oldukları Rönesans için düğün resmi. Tek bir fenalığı var, kadın haklarına duyarlı değil, onu hoş görmekte bana düşmese gerek.

Müzik, ulu önder Ludovico Einaudi’nin bestesi. Yaklaşık yedi dakikalık, piyano ve yaylılar ile icra edilen, adı gibi bir eser. Dinlerken okuyucunun aklına bahar da gelebilir, sıkı çalışma ve azmin zaferi üzerine kimi film sahneleri de. Bütün bir hayatı anlattığı da hissedilebilir pekala. Sakin ve tasasız, adeta bir anne gibi saran ve sarmalayan bir melodiyle başlar. Sonra yaylılar telaşı ve çabayı, mücadeleyi anlatır. Sadece bu kısmı dikkatle dinlerseniz bile mühim bir sonuca varabilirsiniz: çalışma süreçlerinde yavaş ve planlı başlayıp yoğunluğu giderek artırmak makbuldür. İlk telaşlar, belki de eğitim yılları, bitermiş gibi olur sonra, dinginlik ve kararlılık dolu bir melodi başlar. İlk melodiye geri dönülür, çocukluk hatırlanır, belki de hayatımızın tekrar tekrar yaşanan süreçleri, döngüleridir anlatılan. Tekrar yaylılar gelir, sonra tekrar durulur. Döngüleri anlatan bir şarkıdır ilkbahar.

Şiir kaldı geriye, sona bıraktım çünkü memleketlimiz olur. Babası Can Yücel, annesi Can Yücel’in yıllar sonra gelip yüreğe yerleşen umududur  bu şiirin. Düz yazıda şiir anlatıp ayıp etmeyeyim, kendisini anlatsın. Sadece bir öneri: resmi seyredin ardından şiiri okuyun, bu arada müzik açık kalsın.

Bu duvarlar bu ağaçlar
Bu ağaç
Ve bu duvar…
Arkadaşın dolmuşuyla gidiyoruz
Beykoz’dan doğru Üsküdar…
Böyle giderse böyle giderse bu bahar
Bu ağaçlar bu duvarı yıkacaklar…
Bu geçmişi değil, geleceği kınalı
Bu yemyeşil davarlar
Bu duvarı yıkacaklar…

movie posters collection

karşımızda yine pek değerli bir digital kütüphane var – ransom center arkasında bulunuyor ve diyorlar ki tahminimizce 10.000 adet film posteri mevcut. bunları digital olarak aktarmakta vakit alıyor ama siz 500 adetine hızlıca ulaşabiliyorsunuz. posterler hakkında detaylı bilgi de mevcut. özellikle b-movie sınıfından gülümseyerek bastırabileceğiniz çözünürlükte indirmenize olanak da tanımışlar. tadını çıkarın;

ransom center – movie posters collection

kreanima – inthebox

kolektif çalışmalara ayrı bir açıdan baktığımız gerçeğini biliyorsunuz. robonima bu güzel hareketlerden biri daha önce bahsettiğimiz ve sizin de bildiğiniz gibi. yanlarına bir de kreatifkadraj’ı almışlar. kreanima olmuşlar. isimlerinin ne olduğu önemli değil ne yaptıkları ya da ne yapmaya çalıştıkları bizce önemli. güçleri birleştirip ürettikleri projeye de inthebox demişler “evrene dair ürettiğiniz tüm sesleri, toprağı ve ateşi yirmidört kareden daha fazlası ile kaydediyor ve tanıklık edemeyenlere, bilmeyenlere, kör kulaklara ve sahipsiz gözlere sunmaya hazırlanıyoruz.” diye de eklemişler. bize de destek olup, omuz omuza durmak düşer. kolay gelsin!

Bize katılın. Sizin için videolar, kısa fimler, belgeseller, teaserlar hazırlayalım. Biliyoruz ki sistemin artığı paradan değil, ürettiklerinizden besleniyorsunuz. Biz de öyle. Biz de filmlerimizle besleniyoruz. Ve acıkınca zenginleri yiyoruz.

kreanima – inthebox

 

pharos

pharos avrupa ve kuzey amerika sanat tarihi fotoğraf arşivit. amacı digital araştırma yapanlar için arşiv fotoğraflara ve ilgili akademik yayınlarına erişim sağlamak. ama akademik olmayanlar için de harika koleksiyonlara sahip, toplamda 61binden fazla artwork ve 97binden fazla imaja sahip. kaybolabilirsiniz.

pharos

Jaco Putker

jaco putker. kendini bir sanatçıdan ziyade bazı şeyleri üretmeyi seven sıradan bir insan olarak tanımlıyor. hem geleneksel yöntemleri, hem de teknolojiyi kullanması enteresan sonuçlar doğurmuş. eserlerini sınıflandırmak size kalmış. biz beğeneceğinizi biliyoruz.

jaco putker

Archisexture

bu “beyaz teknoloji” adamları döner sandalyelerinde bizim neler paylaşabileceğimiz ve platformlarımızı nasıl yönetebileceğimizi dikte ediyor. dışarıdan açık ve kişiselleştirilebilir görünen sistemler aracılıyla bizi sömürüp, bizden aldığı veri ve içerik ile kar elde ediyorlar. biz korunmuyoruz çünkü sosyal-medya özelleştirilmiş durumda. sosyal medya şirketleri devletlerin ajanlarına hizmet ediyorlar… bizim devletimizin doğasında cinsiyet ayrımcılığı var… sosyal medya toplumunda cinsiyet ayrımcılığı hala gelişiyor… şimdi bütün noktaları birleştirelim.

üstteki alıntının sahibi floridalı sanatçı provokatör giulia ve biz kendisine kesinlikle katılıyoruz. zira yakın zamanda facebook üzerinde yaptığımız deneyde kadın memesi açıkta diye paylaşımımız sansürlendi ve silindi. aynı içeriği tayyip erdoğan’ın umre gezisi sırasında benzer bir formda açık olan memesi ile yaptığımızda içeriğin silinmediğini gördük. benzer tecrübeleriniz olmuş olabilir. bu duruma harika bir yanıtı da giulia vermiş, erotik ve porno dergilerinden aldığı imajlar üzerine çeşitli binaları, kilisleri ve yapıları kullanarak üstte bir kısmını gördüğünüz harika kolajları elde etmiş. çalışmaların silinmediğini söylememize gerek yok. seks göründüğü gibi her yerde mevcut ama özellikle de zihinlerimizde.

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.