Menü Kapat

Kategori: röportaj (sayfa 1 / 8)

robonima’dan – afrodeo & bigeira eternelle

hissederek, yaşayarak, tamamiyle içten ve her şeyini vererek yapılan üretimlerin kıymetini genelde o süreçlerden geçenler dışındakilerin görmezden geldiği gibi bir gerçek var. bizim ise reklamlar yerine bu tür oluşumları sürekli gözünüzün önüne koyma gayretimiz olduğunu biliyorsunuz. omuz omuza durduğumuz bu güzel oluşumlardan biri ise robonima, kendilerinden daha bahsetmiş ve kendileriyle karga’da güzel bir etkinlik yapmıştık. bir de röportaj serisine kendileriyle devam edelim dedik, onlar da kırmadılar ekipten iki gönüllü sorulara yanıt verdiler. farklı karakterler ama benzer hisler. bizim kadar keyif alacağınızı ve paylaşacağınızı umuyoruz.

afrodeo -> soundcloud | mixcloud | tumblr
bigeira eternelle -> soundcloud | mixcloud | behance | blog


Kimdir?

Bigeira Eternelle, 1995 yılında evrendeki fiziki bedenini buldu ve kavurucu Temmuz ayında Tekirdağ’da, Hilal Seven adıyla fani dünya hikâyelerine dâhil olmaya başladı. Bige ve İra isimlerinin birleşmesiyle oluşan Bigeira, arafta kalmış ruhların kavgasına son vermeyi hedefleyen ruh yamasıdır. Uzlaşmacı iyimserlikle doğa güzelliklerini ve ruhun dışavurum yardımcısı olan sanat oluşumlarını keşfetmeye çalışan, salt ruhu yakalayıp kendi ütopyasında besleyen, izafi zamanda savrulan ve sonsuz (Eternelle) gezegende, karanlığın neonlarla bezeli ormanında, iç huzur dürtüleriyle var olan pelerinli bir ruh avcısıdır.

Alfrodeo, Adım Evrim. Çeşitli medyumlarda ürettiğim deneysel çalışmaları kendi küçük çevreme yaymakla ve insanları kendi dünyamın bir parçası olmaya ikna etmekle meşgulüm. Avusturya’da sakin bir hayat sürdürüyorum.

Devam

Kusursuz Ses: NOBU=WATARU KASAHARA

Gerçeklik dediğimiz, kusurlu bir fanteziler zincirinden başka nedir ki!

Nobu=Wataru Kashahara, Japon asıllı bir deneysel müzisyen ve eğer dokuz yüz sayfalık bir kitap yazmış olsaydı, eminim sayfa sayfa okurdum ve her cümlesinden ayrı bir t-shirt yapardım; hiç olmadı Magic 8-Ball için çeşitli cevaplara dönüştürürdüm.
Soru: Bilmem kim beni aldatıyor mu? Cevap: Ben sadece bir katalizörüm. Bütün saplantılar zaten uzayda mevcuttur.
Soru: Hangi mesleğe geçiş yapmalıyım? Cevap: Hayvan cesetleri ve çer çöp toplamak.

Yakışıklı biri olduğunu tahmin ediyorum, çünkü onu fotoğraflarda görmek kolay değil, bütün yakışıklı erkekler gibi o da kendini gizliyor Jared Leto gibi, değil mi? Ayrıca, bana yaptığı şeylerden nefret ettiğini de belirtti. İşte bu, tam da kimin tutkulu bir hayalperest olduğuna dair net bir işaret: Hayal güçlerinin ön gördüğü büyük idealleri gerçekleştiremeyişleri ve yetersizlik hissi, zamanla bastırılmış öfke ve zorlanmaya sebep olur.

Üstteki girişi kaleme aldıktan kısa bir süre sonra, Nobu fikrinin değiştiğini ve ‘nefret’e yönelik ifadesini değiştirmem için bana tekrardan yazdı:
“I am not to dislike drone/ harsh noise— I do not like ‘stylized’ easy drone/ harsh noise made for meditation or paralysis. A lot of they are! I want to pursue pure feeling of quality and movement of sound.”
“Drone/ Harsh’ı seviyorum fakat sırf meditasyon veya kendinden geçmek için stilize edilmiş, basit drone/ harsh’ı sevmiyorum. Bunlardan çok var! Ben, Ses’in kaliteli ve saf hareketlerini izlemekten zevk alıyorum.”

Nobu’nun neye benzediğini bilmediğim gibi, haftalar boyu ekstra sorular yöneltmeme rağmen adamın ne düşündüğü veya ne yaptığını da hala tam olarak anlayamamıştım. Dokuz ömür yetecek kadar deneysel müzik dinlemiş biri olarak ne yaptığı da açıkçası pek umurumda değildi fakat düşünceleri gerçekten ilginçti.

Vice: Size nasıl hitap etmemi tercih edersiniz? Nobu, Wataru veya Kasahara?

NOBU KASAHARA: Nobu Kasahara veya Wataru Kasahara/ Nov Embudagonn, Embudagonn108. Bu kelimeyi tuhaf bir imla ile yazıyorum, gizli bir isim.

Devam

bir yaz gecesi rüyası ve levent üzümcü

bir yaz gecesi rüyası yani orijinal adı “a midsummer night’s dream”, william shakespeare 1596’da yazmış. eserin ölümsüzlüğünü koruduğu konusunda herkes hemfikir sanıyorum, fakat modern ve fantastik yorumunun da kulağınıza hoş geleceğinin farkındayız. bahsettiğimiz yorumu ise aleksandar popovski yönetiyor ve başrollerini levent üzümcü, neslihan yeldan, sezai aydın ve arda aydın paylaşıyor. sonuç olarak ise karşımızda akrobatlar, modern müzik ve danslar ile birlikte oldukça keyifli bir oyun bulunuyor. dolayısıyla oyunu daha önce izlemiş olup olmadığınızdan bağımsız olarak fırsatınız varsa izleyiniz diyoruz. 16 kasım ankara, 21 kasım istanbul ve 29 kasım izmir gibi bir programları mevcut. detaylar için buradan devam edebilirsiniz; bir yaz gecesi rüyası

ayrıca oyun aracılığıyla levent üzümcü’ye sorularımızı iletme fırsatı bulduk ve aşağıdaki yanıtları aldık. etilen olarak biz de tiyatroyu biraz geri planda bıraktığımızın farkında olarak ülkede tiyatroyu yaşatmak için ciddi emekler sarfeden bütün güzel insanlara selam olsun diyoruz. karanlığın var olmadığı yerde buluşacağız.


kimdir?

İyi bir baba, iyi bir insan olmaya çalışıyorum hayatta. İş ile tüm doğaya ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun tüm insanlara iyi ve adil davranmaya çalışıyorum.

neden?

Aslına bakarsan bilinçli bir tercih olduğunu söyleyemem. Sadece hissettim ve istedim, hoşuma gitti çünkü. Olur ya bazen bir ses olur insanın hayatında, bunu yapayım dersin tiyatro da öyle bir şeydi benim için. Bir tane hayatım var sonuçta onu da bir şeyle kazanman gerekiyordu. İlk başlarda tiyatroya duyduğum ilginin anlamlı bir hale gelmesi yıllarla, yaşadıkça, öğrendikçe ve tecrübeyle oldu tabi. Yapa yapa keyfine vardım diyebiliriz.

Devam

hakan tamar

açık bir sebebi olmamak ile birlikte bir şekilde röportaj hareketlerimizde sessiz kalmıştık. bu sessizliği bozalım, hem de bozarken ses de çıkartalım istedik ve pek güzel insan hakan tamar ile devam ediyoruz. kendisini muhtelemen tanıyorsunuzdur, tanımıyorsanız uzun yıllar yayınlanan “punkart”programından biliyor olabilirsiniz ya da an itibariye radyo eksen’de her salı güzel sesler çıkartan “mod” programı yardımcı olabilir ya da bir şekilde birazdan az biraz tanıyacaksınız. ayrıca kendisi önümüzdeki günlerde bir etilen ile birlikte bir sürpriz de yapabilir. uyanık olmakta fayda var.

hakan tamar | mixcloud – MOD


kimdir?
Öncelikle halen aktif ilk jenerasyon radyo programcılarındandır, ayrıca dj’lik yapar, çeşitli gazete ve dergilere müzik yazıları yazmış, televizyonda da yine müzik programları yapmıştır.

neden?
Müziği sever, tek kelimeyle mesleği dendiğinde cevabı radyoculuktur. Hayatının tamamında müziğin kendisine eşlik edeceğini bilmek içini rahatlatır ve gülümsetir. Radyoculuk damarlarındadır, daha doğmadan annesinin karnında TRT koridorlarında dolaşmıştır.

düşlerinde ne var?
Elbette daha güzel bir dünya var, yetileri doğrultusunda bu bağlamda elinden geleni yapmaktadır.

ne yapmalı?
Uzmanlaşmış olduğu alanlarda hayattan öğrendiklerini gelişimini her daim sürdürerek aktarmalı, düşlerin ve düşlerinin gerçekleşmesi için engelleri aşmalı.

ilham verenler?
Düşünen, üreten bütün güzel insanlar, güzellik için tüm savaşanlar.

ne okuyalım?
Doğru bilgi ve gerçekleri barındıran herşeyi okumakta fayda var, öte yandan içinde harika hayaller ve dünyalar barındıranları da.

ne dinleyelim?
Hayatın müziğini dinlemeyi seviyorum, güldür güldür akan, ruhlu, mıh gibi olan. Müziklere daha topraktan yeni çıkmış cılız filiz halindeyken şahitlik etmek haz verici öte yandan. Spesifik olmak gerekirse burnumuzun dibinde pek çoğumuzun farkında olmadığı harika sesler ve eserler var, hayatın bu konuda fazla fırsat tanımadığı kafası ve kulağı açık müzikseverlere doğru kaynakları bulmalarını ve takip etmelerini öneririm; bu kaynaklar radyo programcıları, müzik yazarları vs. gibi kategorilendirilebilir.

ne izleyelim?
Aynı cevap joker hakkımı kullanıyorum. Ne dinleyelim sorusuna verilen cevabın aynısı.

kimlerle ve neden tanışmak, görüşmek isterdin?
İnsanlar kahramanlarıyla, kendisiyle ortak dertlere sahip olanlarla neden tanışmak istiyorsa ondan. Her hayat farklı ve kıyaslanmamalı, herkesin birbirinden öğrenebileceği şeyler var, engin ve sonsuz denizlerimizde başımıza gelenler, dalgaları aşışlarımız, atlattığımız fırtınalar ve sığındığımız sütliman limanlar… İnsanın insana faydası var, özellikle bu çoraklıkta.

<etilen>Bize ne sorarsın?<etilen>
bu bir röportaj olduğuna göre ve bu röportajı benimle yaptığınıza göre, neden beni tercih ettiğinizi, hakkımda nasıl bir fikre sahip olduğunuzu, bu soruya geldiğimize göre aklınızdakiyle karşınızdakinin ne derece birbiriyle tuttuğunu sorabilirim.
<etilen>soruları üstte verdiğiniz güzel yanıtları alabilme potansiyeli olduğunu bildiğimiz için ilettiğimiz, aynı dili konuştuğumuzu hissettiğimiz ve bu soruya geldiğimizde bunu kanıtlamış olduğumuzu düşündüğümüzü söyleyebiliriz. zira kalabalıkların dışındaki soyu tükenmekte olan güzel insanların omuz omuza durması gerektiği bir dönemdeyiz.<etilen>

<etilen>bu soruyu kendin sorup, kendin cevaplar mısın?</etilen>
aynaya bakmaktan çekinir misin / gece kafanı yastığa koyduğunda rahat uyuyabilir misin?
hayır çekinmem herkes ne olduğuyla yüzleşebilmeli. / evet genellikle, yine de bazı insanlar kendileriyle nasıl uyuyabiliyor şaşarım.

Cemal Süreya ile Ahmet Kaya Röportajı – III/III

İlk iki bölümünü okumayanlar için;
Cemal Süreya ile Ahmet Kaya Röportajı – I/III
Cemal Süreya ile Ahmet Kaya Röportajı – II/III


– Diyelim sen Ahmed Arif’ten, Enver Gökçe’den beste yaptın. Daha sonra yine aynı metinleri mi kullanmak istersin?

Dünya her gün değişiyor. Ben geçmişte Ahmed Arif’ten yapıyordum, şimdi yapmıyorum. Nazım’dan yapmıyorum. Açıkça söyleyeyim, Nazım’ı bestelemek zor. Şiirlerini müzikleştirmekte zorluk çekiyorum. Nazım bestelemek biraz da ustalık işi. Ben kendimi hâlâ çırak olarak görüyorum.

– Sen kendi kendine yetiyor musun?

Tabii yetiyorum. Söz olarak değil, beste olarak. Ben besteciyim, güfteci değilim.

– Bir insan hem en büyük besteci, en büyük söz yazarı ve hem de en büyük şarkıcı olabilir mi?

Mümkün değil. İnsan bir alanda uzmanlaşabilir. Diğerleri talidir. Ben söz yazabilecek kültürel birikime sahip olduğumu zannetmiyorum. Ama besteciliğime inanıyorum ve “ben varım” diyorum.

– Yaptığın besteyi kullanan başka şarkıcılar oldu mu?

Oldu.

– Nilüfer için ne düşünüyorsun?

İyi bir sanatçı, güçlü ve akıllı. İyi bir şarkıcı. Alaturka müziği sevmememe rağmen, onun çok sağlam bir dille ve sağlam bir diksiyonla müzik icra ettiği kanısındayım.

– Peki Muazzez Abacı’yı neden daha öne çıkarıyorsun?

Her şeyden önce delikanlı bir tavır var Muazzez Abacı’da.

– Delikanlı ne demek?

Muazzez Abacı’da oturmuş bir yorum var. Doyuruyor insanı. Şarkının içeriğini mimikleriyle, tavırlarıyla ve yaşam biçimiyle çok iyi veren bir sanatçı. Sanatçıyı sahnedeki şovuyla dinlemem. Altyapısıyla beni etkilemesi lazım, yaşamıyla. Muazzez Abacı, fiziğinin ötesinde, ses duyarlılığı yüksek bir sanatçı.

– Gönül Yazar için ne diyeceksin?

Şarkılarını da, kendisini de, hiçbir şeyini sevmiyorum Gönül Yazar’ın. Bana hitap etmiyor.

– Hitap etmeyen iki ad daha söyle.

Devam

Cemal Süreya ile Ahmet Kaya Röportajı – II/III

İlk bölümünü okumayanlar için;
Cemal Süreya ile Ahmet Kaya Röportajı – I/III


– Sana göre feminizm nedir?

Bana göresi, sana göresi mi var kardeşim. Ne yani, bu her kelleye bir takke mi ki, sen başka tarif et ben başka… Efendim, şöyle söylesem. Feminist kuramla uzaktan yakından uğraşmadığı halde kendini feminst olarak gören bir sürü kadın var. Birçok kadın feminizmi kısaca “kadın sorunları çerçevesinde savaşçı bağlanma” olarak anlıyor. Kimileri içinse kadınların kurtuluşu için her teorik ve pratik uğraşı feminizmdir.

Belirli üretim araçları özel mülkiyette oldukça ve egemen sınıf, işçi sınıfının ve kadın kitlesinin baskı altında olmasından çıkar sağlama gücünü elinde tuttukça kadın üstündeki baskının etkililiğinde ve sürekli olarak yeniden üretilmesinde köklü hiçbir değişiklik olmayacaktır. O yüzden de kadının kurtuluşunun maddi temeli, bu ekonomik ve pratik gücün alt edilmesidir.

Feministler için çağdaş kapitalist dünyanın çizdiği çerçeve içinde erkeklerle eşit haklara kavuşmak son hedeftir. Proleter kadınlar ise, bu eşit haklar için, sınıfının ekonomik köleliğine son vermek için sürüp gidecek savaşımda yeni bir silahtır sadece. Feministler için bütün hakları alan baş düşman erkek cinsidir. Akıllı kadınlar, yani proleter kadınlar ise tümüyle farklı bir yaklaşım içindedirler. Onların gözünde erkekler, bir düşman, bir baskı unsuru değil, tersine bu mutsuz dizgeyi kendileriyle paylaşan bir ortak ve daha aydınlık gelecek için savaşımda yoldaştırlar. Kadın işçi en az erkek kardeşi kadar acı çekerken, erkek-kadın tüm işçi sınıfı aynı oburlukla yiyip tüketen ve milyonlarca insanın yaşamı pahasına semiren canavardan nefret etmektedir.

– Feminizme neden bu kadar karşısın?

Bir kere feministlerin birlik çağrısı bundan 70 yıl önce, Lenin’in “işçi kitlelerinden kopuk, küçük güçsüz grupların birlik yaygarası halis bir ikiyüzlülüktür. Çünkü birliği bozan, bölücü taktikleriyle çoğunluğun isteğine karşı gelen onlardır” diye nitelediği işçi sınıfının uzağında üretilen birtakım “aydın” akımlardan biridir sadece.

Kadın-erkek arasında da, erkekle erkek arasında da sömürü var; bunlar insanların gerçek devrimi yaptığı zaman bitecektir. Asıl o tabii. Erkeğin kadını sömürmesini özel olarak öne almayalım mı demek istiyorsun? Bunu mu?

Hayır. Öyle de denebilir ama, ben tümüyle toplumsal kurtuluştan yana bir insanım. Kadınların erkeklere karşı ya da dayağa karşı kendi aralarında örgütlenmelerine hiçbir anlam veremiyorum. Türkiye’de bütün çiçekçiler kadınlar için kurulmuştur. Şarkılar, şiirler kadınlar için yazılmıştır. Bunlar daha ne istiyorlar?

– İleri gitmiş olmadın mı? Bütün çiçekler kadınlar için mi?

Ya hastalar için, ya kadınlar için.

– Çok şakacısın. Başka ne diyebilirim ki… Ben 18 yaşındaki Ahmet Kaya ile bugünkü Ahmet Kaya arasında ne gibi farklar var? Değişmeler olmuş mu?

18 yaş ile 32 yaş Ahmet Kaya’sı arasındaki fark, geçen süre içinde Türkiye’de yaşanan, kazanılan ve kaybedilen şeylerle eşdeğerdedir. Biz neler kazandıysak, ne kadar doğru şey yaptıysak Ahmet Kaya gerçekten doğru bir olgunluğa erişmiştir. Yanlış şeyler yaptıysak Ahmet Kaya’nın yaptığı şeyler de yanlıştır. Ama ben bu süre içinde doğru şeyler yaptığımıza, bugün bitse bile, insanlara onurlu bir geçmiş bıraktığımıza inanıyorum. Ama şairin dediği gibi elbette “sığ yanlarım vardır” benim de, işlemeye vakit bulamadığım zamanın yetmediği ya da başka şeyler…

Devam

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.