MOD 130 – 20190528

Abbas Kiyarüstemi, Theodoros Angelopulos, Andrey Tarkovski, Fred Kelemen ve Bela Tarr gibi yönetmenler yorumlayıcı zamanın peşindeki yap-bozcular olarak anılabilirler. Kiyarüstemi’nin otomobilinden dünyaya atılan bakış, otomobilin içindeki diyaloglar ve uzun peyzaj sekansları, Angelepoulos’un yavaş akan ve fotoğraf benzeri sahneleri ve Tarkovsky’in insanı âdeta dışa bakarken bir iç bakışa da zorlayan ritmi bahse konu yorumlayıcı zamansallığa örnek

sansui

山水 > sansui > manzara. japonca. “san” yani dağ ve “sui” yani deniz sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuş. dinleyeceğiniz albümde ise norihito suda ve stijn hüwels bir araya gelmiş. dinliyoruz; kum baskı hourai ördek dalga kalp her gün prozodi sessizlik

ilhan mimaroğlu – diskografya

Elli tane uzunçalan plağın sıralandığı aşağıdaki liste, musiki tarihinin başlıca evrelerini izlemektedir. Elli plaklık bir koleksiyonun tamamlıktan çok uzak bulunduğunu belirtmek bile gerekmez ama, böyle bir koleksiyonun bir “musiki tarihi antolojisi” değeri taşıyacağına ve ilerdeki eklemeler için bir temel sağlayacağma inanıyoruz. Plakların seçiminde bir yandan hem yorum, hem de yapım nitelikleri gözetilmiş, öte yandan birkaç

MOD 128 – 20190514

Kendisi konusunda bilinçlenmeye başlayan bir Kozmos’un bölgesel temsilcileriyiz. Kökenlerimizi araştırabilmeye başlamışız: Harcında yıldız bulunduranlar yıldızlar hakkında kafa yoruyor; on milyar milyar milyar atomun Örgütlenmiş toplulukları atomların evrimini inceliyor; en azından bizim diyarda beliren bilincin buralara gelinceye dek geçtiği uzunca yolu saptamaya çalışıyor. Bizim sadakatimiz türlere ve gezegenedir. Biz yerküremiz adına konuşuyoruz. Varlığımızı sürdürme yükümlülüğümüzse, yalnızca

MOD 127 – 20190507

Büyük bombardıman hedefine ulaştığında, arkasında bıraktığı yıkıntılarda şaşılası bir hızla hayat yoluna devam etmiş, olmadık yerlerden bitkiler, otlar, çiçekler fışkırmaya başlamıştı ilkyaz günlerinde. Gidenler nereye gittiklerini bilmeksizin gitmişlerdi gerçi; kalanlar olmuştu, gidilesi yer, gidesi mecâl bulamayanlar bu başıbozuk canlanışta, dirimin ölümü hiçesayan bir gücü olduğunu saptayarak eldeğmemiş bir umut kaynağına ulaştıklarını düşünmüş müydüler? – Enis

dury dava

Birkaç yıl önceydi, dünyanın en güzel şehrine öğrenci olarak gittiğimde… Boğaz’ın yamaçlarındaki okuluma pek de sık uğramıyordum… Sokaklarda geziniyordum yalnız başıma. Sohbet ediyordum bizim bakkalla, fırıncıyla… Kendi dedelerime benzeyen yaşlı amcalarla tavla, sokak çocuklarıyla top oynuyordum, alçak masalarda çaylar  içiyordum gün boyu… Şehrin mis gibi bahar havasını solurken, esrarengiz bir ses, ‘insanlığın tümü bu şehirde