Kategori: musiki

gevende – şeker

şimdi bak bi tane kuuukla gibi bööööyle bi böcek var,
böööle altı bacaklı bööle.
sonra bak onlar bizim evde var, delik gibi bi yerde, orda var
bigün bigün onları temizlemekten canım çıktı
aay bigözel temizlicem, sonra temizliyorum yene geliyolar biz uyurken sonra yene geliolar yene ağ kuruolar, yene temizlemem gerekiyo. ama ben bazen temizlemiyorum çünkü gömüyorum.
altı bacaklı böcek,
ya üç orda üç burda, hırsız gibi.
yani öyle bi şey ki duvara tırmanıyolar duv duv duv böyle her yere ağ yapıyo ama ben görmüyorum çünkü onlar minik a yapıyo.
evet, sonra sonra geliyolar geliyolar geliyolar geliyolar geliyorlar sonra çiçeğim var benim çiçeğimin kafasına gitmiş olabilirler, onun onun biyerini kanatmış olabililer, ama kanarsa ben görürüm, her şeyi görer, benim gözüm her şeyi görer kocaman gözlerim var.
ama şaka yapıyorum ben komik şeyler söylüyor muşum ben çok komiğimdir. sonra bak sana komik şeyler yapcam. şimdi sonra…

Solkatt – Petrichor

Solkatt yani Şafak Özalan’ın geçen yıl Journey isimli albümünü yayınlamıştık. Üretimine devam edip yeni albüm ile karşımıza çıkması gülümsetti. Durmasın diyoruz.

Petrichor yağmurdan sonra gelen toprak kokusu anlamına geliyormuş. Eminim hepinizin o çok sevdiği koku. Albüm ise Anadolu topraklarından çıkan melodi ve ritimlerin yeni nesil downtempo, deep house ve IDM ile buluşturmayı heveslemiş. Inorganik ve organik bir dünya yaratma çabası başarı ile sonuçlanmış. Üstüne bir de kar beklediğimiz bu günlerde huzur veren bir klip de paylaşmış. Daha fazla söze gerek yok. İyi dinlemeler.

Solkatt – Petrichor

Evolution

Bu albümü sanıyorum 2008 senesinde hazırladım. Electronica-rock-blues-experimental dolaylarında seyreden sounduyla o dönem ortalığa salmak için fazla deneyseldi. Şimdi, yaş otuza merdiven dayadıktan sonra tekrar dinledim ve paylaşmaya değer olduğunu düşünüyorum. Belki benzer veya daha da deneysel bir elektronik hatta sahip kimi parçaların bulundukları harddiski patlatır müzikal Gutenberg galaksisinde var olmaları üzere ikinci bir şans tanırım. Her şey hepimizi sarmakta ve ayartmakta olan düşünsel tembellikle yaşam hakkımız arasındaki dengenin bozulmasına bağlı belki de.

Sanırım bu albüm her şeyden önce olası bir “gelecek” hakkında. İyi dinlemeler.

Stone Garden

Kikagaku Moyo’nun daha evvel paylaştığımız masana temples albümünü dinlemiş ya da dinlememiş olmanızdan bağımsız dikkat vermeniz gereken bir albüm. Müziklerinin zihin ve vücudun özgürlüğü ve doğaüstü ile anın arasında bir köprü kurmak üzerine olduğunu söylüyorlar. Dinledikten sonra bunun ne demek olduğunu daha iyi anlayacaksınız.

Umarım dinleyeceğiniz albüm ise Prag’da geçirilen günler ve gecelerde odaklanılan saykodelik ve çiğ müziğin biraz düzenlenmesiyle oluşmuş. mümkün olduğu kadar deneysellik üzerine biraz kontrol süreci serpeştirilmiş geometrik desenler. zihninizde çizgilerin kesiştiği noktada buluşalım.

SmyrnAe

bir süredir ara verdiğimiz ses paylaşımlarına, egenin karşı yakasından devam edelim. Op3 nu/modern jazz trio olarak geçiyor, atmosferik elementlerin, elektronik ve geleneksel ile karışımının dinlediğinizde bize hiç de uzak olmayan bütünlüğünü gülümseyerek hissedeceğinizi biliyoruz.

SmyrnAe albümü ise gerçeklere ya da tarihsel olaylara odaklanmadan, zorunlu göç, zulüm ve sığınmacılık saçmalıklarını vurgulamaya çalışıyor. geleceğe dair de çok daha umut olmadığını biliyoruz. ama en azından müzik var ve müzik sizin.

idles – onları nezaketle öldür

yaptıkları/paylaştıkları şeyleri izlemeden önce beğen butonlarına basacağımız nadir gruplardan idles. hem söyledikleri, hem yapmak istedikleri, hem yaptıklarıyla bizi fazlasıyla gülümsetip hareket ettiriyor. son klipleri de bunlardan biri. umarım sizin için de aynı etkiyi yaratır. hem üşenmedik, sizin için çevirdik. lütfen nezaketle öldürelim onları.

yavru köpek yılana “Hav! Hav! Hav! Hav! Hav!” dedi
gerçekten kocaman bir ayna gülümsemem var ve onu sahte insanlara tutuyorum
sert postal yere çarptı, bu yüzden neyin sallandığını görüyorum
ve onları nezaketle öldürüyorum

onları nezaketle öldürüyorum
burada paspas yok

bu, boyun eğmeniz veya “majesteleri” demeniz gerektiği anlamına gelmiyor
sadece nezaketle öldür onları
makineyi yenmek istiyorsan, dişlerini temiz tut
ve onları nezaketle öldür

onları nezaketle öldür
onları nezaketle öldür
onları nezaketle öldür
onları nezaketle öldür
nezaketle

sanırım ses tonumdan anlayamazsın, yani i-i-iş ve ben tek başıma değilim sanırım senin için görmek zor, o-o-o-empati tahtını yıkacak
insanların yüzünüze sırıtmasına aldırış etmiyor musunuz, ding-ding-ding-ding-ding, dedi şampiyon kovalamacaya
woo

çünkü biz onları nezaketle öldürüyoruz (onları nezaketle öldür)

senin uğultulu, sarkık yavaş çizgilerin beni hiç rahatsız etmiyor
“wa-wa-wa, woo-woo-woo” dedi çiçek güneşe
bizim aşk-kilitli cemaat hediyemiz sizi tokatlatacak
“gna na na na na na na gnaw” dedi kunduz baraja

çünkü biz onları nezaketle öldürüyoruz
onları nezaketle öldür
biz onları nezaketle öldüreceğiz

woo!
ay ya ya ya ya ya ya ya burada paspas yok!

Sallan!