Big Baboli Şarküteri’den Zezeah ile Korona Günlerinde Çizginin Sancısı Üzerine

Çok değil, bundan üç dört sene evvel Zezeah ve eşi Moklich ile Kızıltoprak’daki atölyelerinde tanıştığımızda bana yaptıkları baskı resim örneklerini göstermişlerdi, çoğu müzik grupları için üretilmiş, koleksiyon değeri taşıyan serigrafi afişlerdi bunlar; sonrasında Krüw etkinlikleri geldi, genç yeteneklerin özgün işlerinin sahnelendiği sergiler, çağdaş grafik/ illüstrasyon dünyamıza güçlü bir dinamizm kazandırmakta gecikmediler. El emeği göz nuru

Kentsel Parazit

Hepimiz yaşamsal eylemlerimizi mekan üzerinden kuruyoruz. Evimizde uyuyoruz, ofisimizde çalışıyoruz, restorantta yemek yiyoruz… Bahsedilen programlar genellikle o programa ayrılmış kentsel sınırlar içerisinde yapısal olarak inşa ediliyor. Mesela ofis kendi varlığını kabaca üzerinde bulunduğu arazide belli bir alanı kaplayarak sürdürüyor. Bahsedeceğim ”kentsel parazit” mekanı ise programatik içeriği ne olursa olsun var olma biçimiyle bilindik mekan kurma

Ev Rahatlığında Sinema

Plan Be Loft, kalıpları olmayan, farklı durumlara ve ihtiyaçlara göre dönüştürebilen, disiplinlerarası bir sanat alanıdır. Mekanın deneysel kimliğinin sunduğu alternatif ortam, şimdiye kadar, tiyatroya, dans performanslarına, resim sergilerine, lansman ve etkinliklere, fotoğraf ve video çekimlerine ev sahipliği yaptı. Plan Be Loft, olabileceği şeyler listesine ‘sinema salonu’nu da eklemiş. Üstelik bir de evinizin salonunun rahatlığında hissettiren

Kırlangıç yerine kamera

Kırlangıçların yerine geçip insanlığı izleyen kameralara bakarken insanlığın ölüşünü izledim. Balkonların saçaklarında kırlangıçlar bir mevsimde gelir bir mevsimde giderler. Yerlerinde olmadıkları zaman saçak altlarını kameralar doldurur. Saçak altlarındaki  dükkanları bu kameralar izler. Mevsimi geldiğinde bu kameraların direkt olarak iletişimi  kırlangıçlardır. Dolaylı olarak ise insan ahlakıdır. Bu tek gözlü olan, insan zamparası kamera insanın eylem ve edimlerini

Seyyarlık tanıdıklık

Sokaklarda seyyar satıcılardan çok seyyar toplayıcılar gördüm. Bir dakika durup betimleyelim. Şehir parkının içinde bir elinde ahşap tezgahı diğer elinde hasır bir sepet taşıyarak ağır aksak yürüyen insanlar gezer. Bu sırada sahip oldukları birbirinden farklı malları sergilerler. Durgun ağaç dalları arasında öten kuşların sesine seyyar satıcıların sesi de eklenir. Geri kalan herkes yaya halinde şehir

Sanal Oda

Yaşam odalarındaki insan kalabalığı sanallaşan yaşam iletişiminin bir mekanı. Gelişerek ileriye doğru giden iletişim kanallarımız sadece haber alma aracı tanımının dışına çıkıp eğlencenin, sanatın, kültürün devamında da güncel olup güncel kalmanın aracı ve kaynağı konumuna yerleştiler. Ayrılamaz bir parçamız. Metafor yok bu sefer. Düpedüz karşımızdalar. Kağıt, ses ve sonrasında görüntü. Sahip olduğumuz bu üç zemin,