Menü Kapat

Kategori: manifesto (sayfa 2 / 11)

Ascetic House Manifesto

yeni bir çağ başlıyor; bilimden destek alan ve devrimi hedefleyen. futurizm, dadaizm ve sürrealizmin yolunda, dört gözle bekliyoruz. onların sanatta devrim yaptığı yerde, biz yaşamda devrim yapmalıyız. özgürlüğe giden yol her zaman ölüm tarafından sinsice takip edildi, fakat arkamızdaki sonsuzluk ile birlikte biz ölümün ötesindeyiz.

sanatın sahip olabileceği formları dikte eden kültürün yıkımından başka bir şey istemiyoruz. yaşamın sahip olabileceği formları dikte eden kültürün yıkımından başka bir şey istemiyoruz. tamamiyle dönüşmekten daha azı kabul edilebilir değil. gardiyanların değişimi yeterli değil, biz sonunda yaşamın kendisini değiştirmeliyiz. sosyal, ekonomik ve kültürel olarak kendi çevremizin doğrudan kontrolünü ele geçirmeliyiz. kendimizin dışında herhangi bir gücü tanımıyoruz, (devrimci ya da değil) kaderimizi belirleyen elitleri tanımıyoruz, politika ve hayat arasındaki ayrımı tanımıyoruz. bu kültüre karşı toplu bir saldırıdır ve ihtiyacımız uzmanlar ya da sanatçılar değil – sadece sen.

çeviri ve yorum: etilen

ascetic house

ankara anarşist kadın inisiyatifi manifestosu

Ankara anarşist kadın inisiyatifi her türlü otoriteyi ve iktidarı reddeder.

Özsavunmayı ve özörgütlülüğü yöntem olarak benimser.

Ataerkiye karşı yapılan, şiddet içeren ya da içermeyen tüm eylemlerin vicdanen meşru olduğunu kabul eder.

Bedensel bütünlüğümüzü ve yaşam alanlarımızı tehdit eden bütün unsurlara karşı antifaşist mücadeleyi esas alır.

Tek tipleştirip, bizi bize yabancılaştırdığınız düzeninize karşı isyanımız var. Kaldırımlarda toplanıp, beton dökülmüş zihinlerinizi ve siz efendilerin huzurunu bozmaya geliyoruz. Biz oyundan dışlanmış çocuklar! Oyunu bozmaya, oyununuzu karartmaya geldik.

Ordularınıza, bayraklarınıza, silahlarınıza ve ardına saklandığınız üniformalarınıza karşı küçük bir çocuğun sapanı olduk. Mülklerinizi ve yozlaşmış ahlak inancınızı yıkacağız! Hiçbir kadınsal deneyimin erk hegemonyasına ait olmadığının bilincindeyız. Kadınlığını tanımlayan herkesin ağacıyız. Sizin hayatınızı çeşitlendiren “renkler” değil, hayatın ta kendisiyiz. Ne doğduğumuz bedene sıkışıp kalacağız, ne de sizin gri yaşamınızı giyineceğiz. Görmek istemeyeceğiniz her yerde lgbtiq’ler olarak sesimiz her zaman kulaklarınızı tırmalayacak. Süslü vaatleriniz ve sahte sözleriniz sizin olsun. Sesinizi kısacak, tanımları yeniden yapacağız. Her zaman, her yerde, müdahale gerektirecek bir olayda şiddete başvurmaktan kaçınmayacağız. Kahkahalarımız erk zihniyetlerinize bir yumruk kadar yakın olacaktır. Ödünüzü tutun, patlatacağız!

Üzerinde yaşadığımız bu yerküre ve yaşamlarımız, sisteminizin çarkını döndürecek birer “kaynak” değildir. Her gün daha fazla tüketen, kendi kabuğuna çekilmiş, suya sabuna dokunmayan yalnız insanlar olmayacağız. Mezbahaneler, sirkler, çiftlikler birer işkencehaneyken topyekün bir özgürleşme mümkün değildir. Sömürünün makyajı olan; renkli reklam panolarınızda dönen afili sözleriniz, tecavüzcü zihniyetiniz, türcülük ve cinsiyetçilikle bezenmiş söylemleriniz, yaşamlarımıza karşı birer saldırıdır. Köklerimizi aldığımız toprağın her zerresine bastınız. Yüzsüzlüğünüz hükmünüze kılıf değildir. Ne kadar basarsanız o kadar oradayız. Rahat olmayın rahat uyumayın!

Biz dayanışmayla kavgamızı büyütürken, bu yeryüzünde hiçbir sınır göremiyoruz. Bir botta karşı kıyıya geçmenin hayali, yaşamı devam ettirmenin tek koşuluyken, çadır kentlerde gelecek belirsizken, buraların yerlisi olmayı kabul etmiyoruz. Buralarda ve oralarda göçmeniz, mülteciyiz, her ülkenin yabancısıyız. Pazarlarda satılan ezidi kadınlar gibi bıçağımız koynumuzda, öfkemiz kınında bileniyoruz.

Devletler eliyle çizilmiş sınırların mücadelemizde ve vicdanımızda hiçbir hükmü yoktur. Hayalini kurduğumuz özgür bir yaşamın şu anda bambaşka yerlerde filizlendiğini görüyoruz. Dünyanın herhangi bir yerinde, tam da şimdi kürdistan’da olduğu gibi yaşamları için direnenlerin, devletin mutlak otoritesine karşı başka bir yaşamın mümkün olduğunu gösterenlerin mücadelesini yükseltmek sorumluluğumuzdur. Demokrasi adı altında bize yutturmaya çalıştırdığınız zırvalıkları değil, özyönetimi mücadelemizin temel bir unsuru olarak görüyoruz. Sözümüz ve kavgamız devletlerin katliamcı yüzlerinin teşhiridir.

Size bir taş sözümüz var:

Bizler ruhları unutkanlaşmamış olanlar,

Yer ve gök arasında yaşamı kuranlar,

Kavgayı büyütmeye ve her türlü tahakkümü yıkmaya kararlıyız.

Sözümüz avcunuzdaki yumruğumuz sayılsın.

Kursağımızdaki hiçbir düğüm içeride kalmayacak!

Öfkemiz sözümüze tanıktır.

Ne babamız devlet, ne anamız toprak

Soyadımız yok adımız isyan!

max richter – sleep

sleep, ingiliz besteci max richter’ın projesi. dinlediğiniz süre boyunca uyumanız için özel tasarlanmış 8 saatlik bir çalışma. ya da kendisinin deyişi ile 8 saatlik bir ninni. başka bir deyiş ile daha dingin bir yaşayış için manifesto.

geçtiğimiz haftalarda BBC 8 saatlik versiyonunu yayınlamış, biz kaçırdık. Spotify üzerinden özet geçilmiş versiyonunu dinleyebilirsiniz. ayrıca kendisinin yataklı bir konser vermeyi planladığını da belirtelim. Geceyarısında başlayacak konser 8 saat sürecek ve dinleyicilerin uyurken grup çalmaya devam edecekmiş.

iyi uykular.

anti_manifesto

  • Deklare edecek bir şey yok!
  • bu M.S. Varlığın Huzursuzluğunun Gayri-resmi tutanağıdır.
  • Bilinçdışı serbest kaldığında, işte o zaman felsefe bizzat yıkımın kendisidir artık.
  • Kağıda bulandırılmış mürekkepse, yazarın kaybettiği kanıdır.
  • İki asır sonrası için yakılmış biçimsiz bir ağıt için bu gece burada toplandık.
  • İYİ GECELER YERYÜZÜ

çağrılmayan cemaat #1

dada: dadacılıktır

Dadayı kim yarattı? Kimse ve herkes. Ben bir bebekken Dada yapıyordum ve anamdan kıçıma şaplak yiyordum. Şimdi herkes Dadacı olduğunu iddia ediyor. Son otuz yıldır Zürih’te, Köln’de, Londra’da, Tokyo’da, San Francisco’da, New York’ta. Ben New York’ta bir Dadacı olduğumu iddia edebilirim. 1912’de Dadadan evvel. 1919’da Dadacıların izni ve onayıyla, Dadayı New York’ta yasallaştırdım. Yalnızca bir kez. Bu yeterli. Zaman daha fazlasını hak etmez. Bu bir Dada-tarihidir. New York Dadası’nın tek sayısı, hatta yazarlarının isimlerini bile üstlenmeden. Dada için ne kadar sıra dışı. Tabi ki, açıkça ortada bazı katılımlar vardı. İsteyerek ya da istemeyerek. Güvenerek ya da şüphe duyarak. Ne önemi vardı ki? Sadece tek bir sayı. Unutulmuş- birçok Dadacı ya da Dada karşıtı tarafından görülmemiş bile. Şimdi Dadayı yeniden diriltmeye çalışıyoruz. Neden? Kimin umrunda? Ya da değil? Dada öldü. Ya da Dada hala hayatta mı?

Yaşayan bir şeyi diriltemeyiz, aynı ölü olan bir şeyi diriltemeyeceğimiz gibi.

Daha Öldü mü? Dada Yaşıyor mu? Dada: Dadacılıktır.

Man Ray
Ramatuelle, Var, Fransa, 8 Temmuz, 1958

yamyam manifestosu

Yaratılmış olan ve yaratılmamış olan diye bildiklerimiz arasındaki çatışma – insan ve onun tabuları arasındaki sürekli çelişkiyle resmediliyor. günlük sevgi ve kapitalist yaşam biçimi. Yamyamlık. Kutsal düşmanı emip onu bir toteme dönüştürüyor. İnsanın serüveni, dünyevi amacı. Ancak saf elitler, içinde hayatın en yüce anlamını barındıran ve Freud’un hastalık olarak tanımladığından sakınarak, dini doktrinin gösterdiği şekliyle, bedeni bir yamyamlık tanımına ulaşmayı başarır. Bunun sonucu cinsel güdünün yüceltilmesi değil, yamyam içgüdüsünün termometrik ölçeğidir. Dünyevi haz ilk başta seçilmiş bir güdüdür ve dostluğu var eder, duygusal olduğunda ise aşkı yaratır. Düşünsel olduğunda bilimi yaratır. Sapar ve etrafında döner. Bozulduğu zaman ise değersizleşir yamyamlık, dini doktrinin günah dedikleriyle tıkabasa dolar; kıskançlıkla, tefecilikle, iftirayla, cinayetle. Bizim mücadelemiz, bu sözde kültürlü ve Hıristiyanlaşmış insanların salgınıyla. Yamyamlar.

Bağımsızlığımız henüz ilan edilmedi. Klasik bir VI. John ifadesi gibi “evlat, kimi maceracılar kendi taçlarını sana giydirmeden, sen kendi tacını giy!”. Hanedanlık defedildi. Şimdi Bragantine’lerin hortladığını ve onların arkalarında bıraktıkları enkazı başımızdan savıyoruz. Maria da Fonte’nin tüzükleri ve enfiye kutularını da.

Freudca tescillenmiş giyinik ve baskıcı sosyal gerçekliğe karşı-Palmiyeler ülkesinin ana-erkilliğinde komplekslerden, delilikten, orospulardan, hapishanelerden arındırılmış bir gerçeklik.

oswald de andrade
1928

etilen sosyete . 2003 - 2019 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.