ilhan mimaroğlu – diskografya

Elli tane uzunçalan plağın sıralandığı aşağıdaki liste, musiki tarihinin başlıca evrelerini izlemektedir. Elli plaklık bir koleksiyonun tamamlıktan çok uzak bulunduğunu belirtmek bile gerekmez ama, böyle bir koleksiyonun bir “musiki tarihi antolojisi” değeri taşıyacağına ve ilerdeki eklemeler için bir temel sağlayacağma inanıyoruz. Plakların seçiminde bir yandan hem yorum, hem de yapım nitelikleri gözetilmiş, öte yandan birkaç

arzunun bir başka yüzü

Kollarında bir ada buldum, gözlerinde bir ülke, zincirleyen kollarında, yalancı gözlerinde. Kır yık del geç öte yakaya. Jim Morrison Arzu. EROTİK ARZU. Erotik nitelemesinin cinsel’den daha uygun olduğunu düşünüyorum, o kadar indirgemeci değil zira. Arzu karşılıklı (iki kişi arasında) olunca, şehvet hatta libido kavramları geçerliğim yitirir; çünkü her ikisi de tanımları gereği tekildir, ikili değil.

hukuk modeline karşı

Foucault hiçbir zaman yazmayı bir amaç olarak görmedi. Onu büyük bir yazar yapanın tam da bu olduğunu söyleyenler haklıdırlar. Onlar, Foucault’nun yirmibeş yılı aşkın bir zamana yayılan eserinin güzergahlarında şen bir bilimin yolaçtığı kahkahaları bastırmasız, özgürce ve sakınmaksızın savuranlar olabildiler: Foucault’nun öncesinde Spinoza ile Nietzsche’yi, sonrasında ise Deleuze’ü ve yeni bir düşünür kuşağım bu kahkaha

türkiye’nin linç rejimi

her geçen gün normal bir şeymiş gibi davranılmaya başlanılan linç kültürü üzerine bir şeyler karalamak niyetindeyken akla gelen tanıl bora’nın türkiye’nin linç rejimi eserinin giriş yazısını hatırlayıp paylaşmak istedik — Linç, 2008’de yitirdiğimiz sözlük ustası Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe Sözlük’ünde şöyle tanımlanır: Halktan bir topluluğun, bir suçluyu ya da kendilerine göre suç olan davranışta bulunmuş birini

4. TEBLİĞ: Dünyanın Sonu

ANARŞİST ONTOLOJİ İŞTİRAKİ resmen “Dünyanın Sonu”ndan bunaldığını beyan ediyor. 1945’ten bu yana kanonik türevi bizleri Karşılıklı Muhakkak İmha korkusuyla sindirmekte ve süper kahraman politikacılarımız (ölümcül Yeşil Kriptonit’le baş edebilecek yegâne kişiler) karşısında ağlayıp sızlanan köleliğimiz için kullanılageldi. Yeryüzündeki tüm yaşamı yok edebilecek bir yol icat etmiş olmamızın anlamı ne? Pek bir şey değil. Bunu kendi

Toplumsal Tip Olarak Çocuğun Sinemada Temsili

Çıkış noktamız bu kez Jean-Pierre Faye’ın oldukça sıcak ama bir o kadar da ağır felsefi bir karakter taşıyan bir Heidegger metni… Daha doğrusu günümüzün bazı Fransız düşünürlerine yönelttiği bir suçlama metni bu… Diyor ki, sadece Nazizme “yandaş” olmanızın tescil edilmesi yetmez –onun karşısında duyduğunuz bir “korku”, bütün tekilliğiyle, felsefenin ve toplumsal hayalgücünün amplifikasyon etkisiyle artarak,