1000 gün

hiei dağı, kyoto’nun kuzeybatısında kalan bir dağ. yani japonyadayız. dağın özelliğinden biri binlerce yıldır yapılan ruhani pratikler. ve bizim konumuz “kaihōgyō” ve arkasındaki grup tendai budistleri. başlığa 1000 gün dememizin sebebi bu pratiğin süresi ve bilindiği kadarıyla son yüzyılda sadece elliden daha az sayıda rahip bunu tamamlayabilmiş. bu istatistik zorluğu konusunda yeterli ipucu vermedi ise

Allah’ın Üç Fakiri

Sazının tek teli kalmış şarapçı Hasan’a… Kimisi misafirdir bu dünyada. Kapı kapı dolaşır, ikram görür, hoşluk dağıtır. Nereye gitse, yeri yurdu hep uzaktadır. Uzaktadır ama vardır da, misafiri misafir yapan, çıkıp geldiği bir yerin yurdun oluşudur. Zaten ikramını da bu esas üzere görür, hoşluğunu da bu esas üzere dağıtır. O hep uzaktaki yerin yurdundan çıktığı

Kesinlikle Yasak Olmayacaklar

Elbette kimsenin belli bir noktası olmaması gerekiyor ancak bir ideolojiye sahip olmasına rağmen başka bir tanesinin de özelliklerini gösterip diğerinin yaşam şeklini beğenir ise o, ne değişken olur, ne de sabit. Böyle ideolojiler çok fazla ve her ne kadar tüm hepsinin yaslandığı duvar sağlam olmasa da en dayanıksız olanları işte bu aradaki insanları barındıranlardır. Böyleleri

C.G. Jung

Carl Gustav Jung, 1959 yılında BBC’de yayınlanan Face to Face programının konuklarından biri olur. John Freeman’ın sorularına tüm içtenliğiyle cevap vermekle kalmayıp savaşın her biçiminin bir düşünme biçiminin dışavurumu olduğunu ve insanın içindeki kötülükle yüzleşmesi gerektiğini bir kere daha hatırlatır. John Freeman: 1930’larda çoğunlukla Alman hastalarla çalıştığınız zamanlarda İkinci Dünya Savaşı’nın muhtemelen başlayacağını tahmin etmişsinizdir.

gabriel garcia marquez’in arşivleri

gabriel garcia marquez, kim olduğunu tanıtacak değiliz ama karşınızda bir arşiv var. kendisinin yayınlanmış ve yayınlanmamış eserlerinin taslaklarını, araştırma materyallerini, fotoğraflarını, karalama defterlerini, yazışmalarını, küpürlerini, not defterlerini, basılı materyallerini ve bazı konuşmalarını içeriyor. arama yapabileceğiniz arşivde 27.500 parça var. tadını çıkarmak size kalmış.  marquez’in dediği gibi; “her şeyin bir sonu var, doğrudur. ama en mutlu

Bu Bir Ağıt Değildir

Le Guin’in Mülksüzler’de göstermeye çalıştığı şey aslında bir ütopyanın, klasik anlamıyla mükemmel ama şimdiki zamandaki anlamıyla ya da onun için anlamıyla mükemmel olmadığıydı. Ütopyanın mükemmel olmayışı onu ütopya olmaktan çıkarmıyordu, bilakis ütopyanın mükemmel olmayışı onu daha inanılır kılıp daha arzu edilebilir hale getiriyordu. Anarres’te kurulan anarko komünist ütopya -aslında klasik anlamıyla ütopya olmaktan uzak olan