hepimiz tehlikedeyiz

Bu röportaj Pasolini’nin öldürülmesinden birkaç saat önce 8 Kasım 1975 Cumartesi günü 16.00 – 18:00 saatleri arasında yapılmıştır. Röportajın başlığının kendisi tarafından saptandığını belirtmek isterim. Görüşmenin sonunda, geçmişte de olduğu gibi, ayrıldığımız görüş noktaları belirdi ve ben ona röportaja bir isim verip vermek istemediğini sordum. Biraz düşündü ve önemli olmadığını söyledi; konuyu değiştirdi. Daha sonra

Sessizliğin Sesi

kevin carter 1960’ta güney afrika’da doğdu1960 sharpville katliamının yılıydıgüney afrika polisi barışçıl göstericilere ateş açmıştı apartheid’ı protesto ediyorlardı69 kişi öldürüldü300’den fazla insan yaralandıafrika ulusal kongresi yasaklandıve apartheid’a karşı silahlı direniş başladıkevinkevin cartereczacılık eğitimini yarıda bıraktıktan sonranefret ettiğigüney afrika savunma kuvvetlerindeaskere alındıbir gün siyahi bir garsonu diğer askerlere karşı savununcaona kaffir-boetie (zenci sever) dedilerve onu dövdüler1980’de

Simülasyon Kuramı

Bu kuram kısaca bizden daha üstün bir varlığın, medeniyetin veya canlının bizi bir bilgisayar benzeri bir simülasyonda canlandırdığını söylüyor. Bilgisayar oyunlarından fark ettiğimiz üzere bizim fareyi çevirdiğimiz yönde görüntüler oluşmakta. Görmediğimiz kısımlar ise karanlık ve hareketsiz. Bu kuramın en büyük dayanağı fizik dersinde gördüğümüz Young deneyi veya çift yarık deneyi. Bu deneyde iki tane paralel

PENGUEN KALABALIĞI

Beyaz yakalı siyah ceketli kalabalık, penguen kalabalığı, sessiz bir kalabalıktır. Yaşamakta olduğumuz günlük amaçlarımızın ilerisine doğru ses getirici  adım atmadığımız bu günlerde sessizliği en çok kalabalıklarda duyumsuyorum. Hem kulağım ile hem de gözlerimle. Neden ellerim ile değil dersem bu sorunun cevabını makineleşmiş üretime yüklediğim suçta bulurum. Kulağıma ve gözlerime gelince ise kulaklarımın işittiği hızlı bir

Seyyarlık tanıdıklık

Sokaklarda seyyar satıcılardan çok seyyar toplayıcılar gördüm. Bir dakika durup betimleyelim. Şehir parkının içinde bir elinde ahşap tezgahı diğer elinde hasır bir sepet taşıyarak ağır aksak yürüyen insanlar gezer. Bu sırada sahip oldukları birbirinden farklı malları sergilerler. Durgun ağaç dalları arasında öten kuşların sesine seyyar satıcıların sesi de eklenir. Geri kalan herkes yaya halinde şehir

Mekanlara vurur durur dalgalar

Dalgaların nereden başladığını göremem, aynı hayatımıza giren insanlar gibidirler. Nereden çıkıp gelirler! Hayatımıza hissettirmeden çarpar dururlar kendilerini… Her insan bir dalgadır bazen. Dalgaların çatlattığı meyhane girişindeki iki ahşap basamak insanların izlerini taşır. Üstüne basan insanlara bakıp ayak izlerinden tanımaya çalışır insanları. Kaç tane dalga vurur mekanlara bilemem.  Her bir dalga zemini ezerek iz bırakır. Bu