Çok Güzel Yaşayıp Gittiğimizi Sanıyoruz

Bazen öyle geliyor ki biz çocuk kalmış bir milletiz ve daha olayları ve dünyayı, mucizelere bağlı, ‘myth’ lere bağlı bir şekilde yorumluyoruz en ciddi bir biçimde. Aklı başında bir Batılının gülerek karşılayacağı ve bize ölesiye ciddi gelen bir şekilde. Bir başka nokta daha: Öyle bir yarım yamalaklığımız var ki, bizim dramımız, trajedimiz, akıl almaz bir

Gerçek

gerçeği acı çekmekle yargılayan bir çağ bu. dünya’nın ruhunu övdü bir nesil. bir sonraki, yoksaydı bu ruhu. ve şimdinin nesli, bilmiyor varlığını dahi. venüs adına! oysa, iki göze sahipler ve iki kulağa, saygı duymuyorlar ne doğaya ne de antik olana. gerçeği acı çekmekle yargılayan bir çağ bu. lucifer’ın parlayışını övdü bir nesil. bir sonraki, reddetti

Mutlu Krizler, Mutlu Yeni Korkular

Ölümde kutsal olan bir yan yoktur. Ölen kişiye ister “Şehit” ister “Maktül” deyin, bu birileri tarafından katledilen kişinin ölmüş olduğunu ve bunun bir cinayet olduğu gerçeğini değiştirmez. Ölen ölmüştür, bir gün hepimize olacağı gibi, buradaki korkunç yan bilmem kimin çıkarları için ve bilmem kimin amaçları uğruna katledilmesidir bu insanların. Ölenler şehit değildir, onlar ölünce vatan

devlet terörü

Devlet aslında bir suç örgütüdür. Düşmansız yapamaz, varlığını “düşmanın” varlığına borçludur. Bu yüzden de düşman üretmek, yeniden üretmek zorundadır. Bu amaçla da sürekli olarak teröre baş vurur. Kelimelerin, kavramların ne anlama gelmesi ‘gerektiğine’ devletin adamları karar verir ama bu dünyada, bu sınıflı toplumlarda herkes için aynı anlama gelen bir kelime, bir kavram mümkün değildir. Devlet

The Emperor

Kılçıkları takılacak boğazlara, ne nimet olur ne haram. Herkesin prangası kendi kemikleridir aslen, özgürlük ise adem elmasında mapus. Nişan al, ateş! Meşhurdur devletlerin bireylere yaptığı “Endülijans”, en azından eskiden cennet vaad edilirdi, şimdi ise maaşa zam. Regli döneminden farksız ülke seçimleri, yeni başkan eskisinin reenkarnesi yahut armut dibine düşer bilinmez. Bilinen tek şey bu yüzyılda

Umut Devrimi

Umut etmek nedir? Çoğu kişinin sandığı gibi, dileklere ve isteklere sahip olmak mıdır? Böyle olsaydı, daha çok ve daha iyi otomobil isteyen, daha iyi ev, daha çok araç-gereç isteyenler, umutlu insanlar olacaklardı. Ama değiller; bunlar umutlu insanlar değil, daha çok tüketimde bulunmaya düşkün kişilerdir. Umudun nesnesi bir şey değil de, daha dolu bir yaşam sürmek,