ACCATONE (DİLENCİ)

Herzamanki gibi geç kalktım, onbire doğru. Biliyorum ki bugün, nasıl denir, kararlı birgün. Heyecandan kendimi kötü hissediyorum, özellikle fiziksel olarak. Yüreğim çarpıyor, midem ağrıyor. Yüzümde, bazı noktaların, özellikle yaşlılığın izlerini taşıyan noktaların bana acı verdiğini hissediyorum. Çalışmaya koyuluyorum. 1944’de yazdığım bir dramı tekrar elime alıyorum. O an için özel anlam taşıyan bir olay. Teselli mi

Portrait of a Lady on Fire Üzerine.

Bazı filmler olur, bittikten sonra dahi hissettirdiklerini devam ettirmeyi başarır ama öyle sizi hüngür hüngür ağlatan türden değildir bu filmler, sinsi sinsi içinize işleyip, uzunca bir süre de sizi takip ederler. Bir şekilde sizi rahatsız edip durur, üzerine bir kaç söz söylemeden onları kağıda dökmeden rahat edemezsiniz, o yükü üzerinizden atamazsınız. Portrait of a Lady

Silik Bir Aynanın İçinden

Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim. -1. Korintliler 13:12 En baştan söylemek gerekir ki Zizekvari bir ideoloji yorumuyla, gerçekliği ancak belli aynaların ardından deneyimleyebileceğimizi düşünüyorum. They Live filminden örnek getirecek olursak, ancak kişilerin, şeylerin gerçek içeriğini belli bir gözlük sayesinde

Tristana/Alice, ikilikler ve sair şeyler üzerine

– Bu kolonlardan hangisini daha çok seviyorsun? -Anlamıyorum. -Hangisini tercih edersin? -Hepsi aynı. -İki kolon birbirine benzemez. Her zaman bir fark vardır. İki üzümden, iki somundan veya iki kar tanesinden birini seçebilirim her zaman. Mutlaka birini ötekine tercih ederim. Bence bu en güzeli. (Tristana,1970- Luis Buñuel) İkilikler ve 1 olmaya dair… Yukarıda geçen diyalog Tristana

Siperden bir bakış…

Savaş sahnelerinin en güzellerinden birini Mario Monicelli çekti (Büyük Savaş -1959) , filme adını veren büyük savaşın gerçekleştiği sahne tam orası olabilir diye düşünebiliriz… Sekans başlar, kamera sahneyi (iki mevziinin arasında, ateş hattının ortasında) tarar: ölmüş bir asker; ölmüş bir eşek; tüten iki karavana, devrilmiş ve delinmiş; siperde konuşan askerler; konumuz teftişten menfi olarak geçen

okumaya devam

mario monicelli’nin kaçışı

“… CB (Carmelo Bene), kendi azınlığını Puglia’daki insanlarla ilgili olarak yaşar: Herkesin bir Güney’i ve bir üçüncü dünyası olması anlamında Puglia da CB’nin Güney’i ya da üçüncü dünyasıdır. Oysa bir üyesi olduğu Puglia insanlarından bahsettiğinde, “yoksullar” sözcüğünün hiç de uygun düşmediğini hisseder. Çalışmaktansa açlıktan ölmeyi tercih eden insanlara nasıl yoksul denilebilir? Efendi-köle oyununa girmeyen insanlara