ilhan berk’i ben dövdüm, eldivenle

1. eskaza düşülmüş bir memur evinde, dolaşımsız – penceresi bile güneş görmeyen – çekmeceleri kaplanlı bir kapı olan odamda, kazayla düşler gördüğüm, ömrümün çoğunu geçirdiğim yatağımda oturuyorum. evin volümü her zamanki gibi yüksek. bir yaşlı evinin balkonuna dönen odamda “don kişot” gözüme mesaj yollayabileceği bir açıdan sırıtıyor. odada net bir gölgelik yok ve kitap da

Fuji Dağı

I Neyzen’i Fatin Parkı’nın banklarına (yanında çocukluğu, kedisi, panteri, evet panteri ve de denizler fatihi Barbaros) oturmuş, Fuji Dağı’na bakarken gördüğümde aynı anda kendimi hem onların arasında, hem de onlarla Fuji Dağı’na bakarken buldum. Dağın eteklerinde dünyanın ilk sakinleri arılarla karıncalar ilerliyorlardı. Hemen arkalarında da daha haritalara girmeyen bir deniz, çipil bir horoz, elli üç

Philip K. Dick’in Tefsir’inden Bir Bölüm

bilimkurgu romanlarıyla tanıdığımız philip k. dick’in, 8000 sayfalık felsefi notlarının bir bölümünün 1992 yılında derlenmesiyle oluşturulan tefsir, yazarın eserde ‘2-3-74 (Şubat-Mart-1974)’ olarak adlandırdığı ve okuduğum kadarıyla tamamı deli saçması olan ruhani deneyimlerini içerir. kadıköy sokaklarından akın akın geçerek yıllık intiharlarını gerçekleştirmeye giden lemur sürüleri görüp, derin bir yalnızlığa gömüldükten sonra anlayacağınız kadarıyla bir 6:45 yayını

OTOMATİZME AĞIT – 2

Brainard’ın hafızası Delilikleriyle şehirlerin melankolik anatomisine şiir yazanları hatırlıyorum. Yüksek binaların çatılarında sonsuzluğa uçmak isteyenleri Otobüslerin değişmeceli çılgınlıklarında ruhları kendinden geçenleri Georges Perec’i Brautigan’ı Hemingway’i Cortazar’ı hatırlıyorum. Nietzsche’nin üst-insan merdiveninin en alt basamağında Kant’ın ahlak felsefesinin paradoksuna methiyeler dizen hayat kadınını Rene Magritte resminin altında kadının içine girerken parmaklarında ekşimiş vajina suyunun iğrenç kokusunda kendinden

suyun ayak sesinden

1928’de kaşhan’da dodğu. 20. yy’da nima yusiç,ahmed şamlu, furûğ ferruhzâd, mehdiehkevan salis gibi iran şiirinin önemli temsilcilerinden biridir sepehri. “suya, toprağa ve rüzgara inanan şair.” ilk şiir kitabı “merg-i reng” (rengin ölümü) in ardından 7 şiir kitabı daha yayınlandı. cavit muhakkes tarafından türkçe’ye çevrilmiş iki şiir kitabı var; sekiz kitap ve başlangıcın sesi. aynı zamanda

Thomas Bernhard ile Konuşmalar-3, Kurt Hofmann

– Eleştirmenler bazen sizi insan türünden nefret eden bir karşı-Aydınlanma yazarı olarak tanımlıyor. Bunu yazan insanlara bir bakın. Yalnızca bayağılar, ilkel ve zevksiz budalalar, tanımladıkları ve okudukları şey hakkındaki ilk düşüncelerden bihaberler. Neyle uğraştıklarına dair hiçbir fikirleri yok. Sıcak olur, ceketlerini çıkarırlar, şişko göbekleri ve kemerleriyle terleyerek boş boş otururlar, büsbütün bayağılık, şişe üstüne şişe