bitmeyen yürüyüş

Irkçılık en büyük zararını zencilere, özellikle zenci kölelere vermiştir. John Hawkins adında bir İngiliz’in sahip olduğu ilk köle gemisi. 1562’de Amerika sularına girmiştir. Ancak, köle ticaretinin, şeker kamışı plantasyonlarının yaygınlaştığı 1630’lardan sonra yoğunlaştığını görüyoruz. Köle ticaretinin yoğunlaşması, yoğun bir kokuyu da birliğinde getirmiştir. Gerçekten, o tarihlerde bir köle gemisinin okyanusu geçmekte olduğu, rüzgârın getirdiği kokuyla,

ücretsiz boyama kitapları

bu yıl şubat ayında dünyadaki müzeler ve kütüphaneler #ColorOurCollections tag’i altında kendi koleksiyonlarından boyama kitabı oluşturup ücretsiz dağıttığı bir hareket yapmışlardı. aşağıda listesini bulabilirsiniz. twitter ve diğer sosyal medya ortamları üzerinden de ilgili sonuçları ve diğer katılımcıları görebilirsiniz. mutlu boyamalar olsun. Biodiversity Heritage Library Bodleian Library (PDF) Digital Public Library of America Dittrick Medical History Center Rare Book

sound of noise – 2010

bu şehri dinleyin, boktan müziklerle kirlenmiş. artık geri dönüş zamanı. bu şehre hiç unutamayacakları bir konser vereceğiz. sound of noise ola simonsson ve johannes stjarne nilsson’un müzik ve müzikten ötesini aktaran ve bunu yaparken pek eğlendiren filmi. ecnebilerin “punk as fuck” diye sınıflandırabildiği bizim ise muhakkak izlenmesi ve dinlenmesi gereken filmler listemizde üst sıralarda yer

bir değişik biyografi – the color of pomegranates

her yapı, her eser, ait olduğu dönemin, dinin ve kültürün simgesi gibi. iyi bir film de böyle olmalı, bir kültürü simgelemeli. yoksa her ülkenin kendine ait kültürü ortadan kalkarak burjuvazinin ortak kültürüne dönüşür “the color of pomegranates” sergei parajanov’un 1969 yapımı filmi. sergei abimiz ermeni kökenli ve 20. yy’ın en önemli yönetmelerinden olduğu pek çokları tarafından

efendisiz halklar

harold barcley yazmış. aborijinler’den pigmeler’e, eskimolar’dan santallar’a, kızılderililer’den berberilere’e kadar dünyanın dört bir yanından onlarca topluluğu incelemiş ve devletsiz bir toplum düşüncesinin ütopyacı bir düş olmadığını tersine insanlığın geçmişini karakterize eden bir sistem olduğunu ortaya koymış. tezleri tartışmaya açık olsa da ufkunuzu açar. okumadan geçmeyinizlerden. kanımca girişteki açıklama gereksiz olmuş; Bu eser Ocak 2010’da Versus

Yolda

“acımız ve öfkemiz büyük her söyledikleri yalan her yaptıkları yalan a derlerse z anlamak gerekiyor yanıbaşımızda bahar akıyor ama insan bu kadar zulme inanamıyor ne müzik yapmak ne dinlemek geliyor içten ama devam etmeli ezilenden yana olmaya devam etmeli dayanışmaya  bi çiçekle bi insanla bi tanımadığınla bi dostunla bi göçmenle ezilenle dayanışma bizi güzelleştiren bir