bu yazı iklim krizi için zararlı, okuduğunuz için teşekkürler

küresel ısınma teriminin artık kullanılmaması gerektiği ve derhal iklim krizi kavramının bütün dünya insanlarının bilincine yerleştirilmesi gerektiği bir dönemdeyiz. bu gerçek bu yıl ortaya çıkmadı. bir grup azınlığın yıllardır bağırdığı gibi kısıtlı kaynakların olduğu bir ortamda sürekli büyemeye dair bir modelin işlemeyeceğine bütün dünya kulak astı. asmaya da devam ediyor. bu yıl içerisinde değişen şeylerin

not longer life

2020 yılında dünyada plastik üretiminin 500 milyon tona ulaşması bekleniyor. çok büyük bir kısmının doğada ayrışması yaklaşık olarak 600 yıl alacak. bu probleme gerçek bir çözüm üretmekten oldukça uzağız, adılan adımlar genelde imaj temizlemek adına yapılmış popülist hareketlerden öteye gidemiyor. absürd bir şekilde plastikle kaplanmış ürünlerin çevresel etkilerini ve sebep olduğu enerji tüketiminin farkında değiliz.

zamanın sonuna yolculuk

içinde yaşadığımız dönemde değer verilen ya da ne kadar önemli olduğu düşünülen konuların aslında bu gezegende herhangi bir öneminin olmadığını çoğu zaman dikkate almıyoruz. evet belki insan ömrüne kıyaslandığında diğer görüş daha ağır basabilir ama kanımca unutulmaması ve odaklanılması gereken bu kadar kısa süre içerisinde insanlık tarihinde vermiş olduğumuz tahribat. rakamlarla konuşuyor olacaksak; dünya 4.6

Gezegen B Yok

Uzaylılara inanıyor muymuşum? Bir kere sorunun biçimi yanlış. Uzaylıların varlığına inanıyor muyum olmalıydı. Neyse çok önemli değil. Bu konuyu hiç düşünmedim dedim. O da dedi ki ben inanıyorum. Hatta kesin diyebilirim. İnanıyorum yani. “Kesin inanıyorum” kendi içinde hiçbir anlamı olmayan bir ifade. Kesin ile inanmak birbirini götürür çünkü ve elde var sıfır. Benim için hiçbir

bir tür toprak işgali

Milyonlarca ev, milyonlarca evsizlere… İşgalin durumunu şöyle çizeyim. İçinden nehir geçen, nehri can damarı olan şehirlerin içinde,  her saati birbirinden farklı, tahmin edilemez sokakların dibinde, başıboş arsaların, arsalarımızın üzerinde, bağrımızı yakan üretim ve inşanın sesini sesini duyuyorum, duyuyoruz. Bulunduğumuz bu şehirlerde işgal durumu hiç bir zaman böyle olmamıştı ve en son işgal, topun tüfeğin sokaklarımızı,

PENGUEN KALABALIĞI

Beyaz yakalı siyah ceketli kalabalık, penguen kalabalığı, sessiz bir kalabalıktır. Yaşamakta olduğumuz günlük amaçlarımızın ilerisine doğru ses getirici  adım atmadığımız bu günlerde sessizliği en çok kalabalıklarda duyumsuyorum. Hem kulağım ile hem de gözlerimle. Neden ellerim ile değil dersem bu sorunun cevabını makineleşmiş üretime yüklediğim suçta bulurum. Kulağıma ve gözlerime gelince ise kulaklarımın işittiği hızlı bir