Menü Kapat

Kategori: çevre (sayfa 1 / 8)

Köpek Ağıdı

Herkes beni seviyor, okşuyor, gitmememi söylüyor, kokuyorlar, elleri başımın üstünde geziyor, onların ellerini yalıyorum, onlar beni götürmek isteyenlere, bacaklarımı sürükleyip, patilerimi kanatanlara karşı çıkıyorlar.

Patilerim kanıyor, benimle birlikte birçoğu bekliyor burada, onlar ile konuşuyorum, onlar da korkuyorlar, ne yapacaklarını bilemiyorlar, havlıyorlar, ama ötekilerin verdikleri cevaplar acı verici haykırışlardan başka bir şey olmuyor.

Bizi denizin olduğu başka bir yere tahta araçlarla götürüyorlar, patilerimiz acıyor, ağlayanlarımız, hasta olanlarımız var, bazıları yaralarını yalamaya çalışıyor belki iyileştirebilirler diye, oysa ben bunun işe yarayacağını düşünmüyorum, bence artık çok geç.

Bizi bir adaya götürüp bırakıyorlar, dostlarım soruyor “Geri gelip bizi alacaklar mı?” diye. Hayır bilmiyorum,ne diyeceğimi bile bilmiyorum onlara.

Aşırı susuzluk çekiyorum, belki denizin suyunu içsem daha iyi olur. Belki, o da su nasılsa.

Yanıyor ciğerim, karşıdan birileri çağırıyor, bir arkadaşım yüzüyor onlara, ona su veriyorlar. O iyi oluyor belki hepimizin yapması gereken odur.

Tarih 3 Haziran 1910. Hayırsız Ada köpeklerine adanmıştır bu yazı.

istanbul urban database

İstanbul Urban Database, tarihçiler, mimarlar, şehir planlamacıları ve diğer araştırmacılar için kolektif İstanbul hafızasına katkı sağlamak amaçlı hazırlanmış. Arkasında MIT’de çalışan araştırmacı Nil Tuzcu ve katkıda bulunan Sibel Bozdogan, Gul Nese Dogusan Alexander ve Marysol Rivas Brito yer alıyor. Ulaşım, fotoğraflar, ana yollar, gündelik hayat, yerleşim ve büyüme gibi kategorilerde hazırlanmış haritaların günümüz yansımalarını interaktif bir şekilde gözlemleyebiliyorsunuz. Leziz bir çalışma olmuş. İstanbul’un nereden nereye getirildiği ve ne kadar kontrolsüz büyüdüğünün en çarpıcı örneği.

istanbul urban database

bio-çeşitlilik mirası kütüphanesi

BHL yani Biodiversity Heritage Library yani dilimizde Bio-Çeşitlilik Mirası Kütüphanesi dünyanın yok etmeye çalıştığımız mirasını açık erişim olarak herkesle paylaşmaya çalışan güzel bir oluşum. Web sayfalarında ayrıca konu ile ilgili akademik yayınlara da ulaşabiliyorsunuz fakat biz dikkatinizi flickr sayfalarına çekmek istiyoruz – zira 109,000’den fazla harika görsel doğrudan sizindir.

Biodiversity Heritage Library – Flickr

timelapse – hızlandırılmış

timelapse, time dergisinin bir projesi. dubai, las vegas, amazon ormanları gibi yerlerin son 30 yılda uydu üzerinden alınan görüntüler ile ne kadar değiştiğini ortaya döküyor. dubai’de yaşanan inşaat çılgınlığını, buzulların nasıl eridiğini, doğal kaynakların ne kadar hızlı tüketildiğini hep söylüyoruz ama belki bu şekilde zihninize daha net kazınabilir. her daim daha geniş açıdan bakabilme şansınız olması dileğiyle.

timelapse

insan türü

türümüzün hayatta kalacağına inanmıyorum. örneğin, varoluşumuzdan yüzlerce yıl daha fazla yaşamasına rağmen, milyonlarca yıldır neredeyse hemen hemen hiçbir değişikliğe uğramayan, kaplumbağayı oluşturan yapıya sahip değiliz.

bizim türümüz kısa ömürlü cinslere ait. bütün kuzenlerimizin soyu, yetenekli olmadıkları için değil, biz onları öldürdüğümüz için tükendi.

– carlo rovelli

gelişim

Düşünme yetisinin muhteşemliği karşısında imrenmeyen birkaç nadir tür arasında başı her zaman insan çeker. Tüm canlılarda olduğu gibi bizde de vücudumuzdan gelen sinyalleri algılayıp yorumlamak ve gerek duyduğunda aynı iletim ağı ile vücudumuza hatırlatmak olan beyni, doğada daha önce hiçbir canlının kullanamadığı şekilde komple kullanabilen ve bu uğurda evrimleştirmeyi başaran tek tür olarak yaşadığımız hayatlar çoğu zaman içler acısı bir halden öteye gidemez. Tüm canlılarda bulunan, bizim aştığımız fakat farkında olmadığımız yegane mevzu başarısızlık korkusudur. Başarısız bir tavşan hayatta kalamaz, bu bizim türümüz için artık geçerli olmayan bir kurgudan ibaret. Doğayı ve içerisinde yaşayan tüm canlıların hayatını değiştirebilecek kapasitede canlılar olarak kendimizi değiştirmekten korkmamız, kendi bireyci potansiyelimizi keşfedemediğimizden kaynaklanır.

Kalben isteksizlik çağımızın salgınıdır.

Üzerinde durmak istediğim nokta, başarı nedir? nasıl mutlu olunur? gibi kişisel gelişim saçmalıkları değil. Neden bunlara ihtiyaç duyduğumuz!

Herkesin peşinde koştuğu kimisinin geçici olarak sahip olduğu, kimisinin farkında olamadığı mutluluk niçin bu kadar önemli? Beni mutlu edebilecekken başkasının canını sıkacak bir ütopya, asıl olayın mutlulukta değil, kendini tanımanın eşiğinden geçtiğinin farkına vardıracaktır. Hayatta başarıya ulaşmak için atılan adımların başında kendimizle aynı özellikte olan insanlarla yarışmak vardır. Eylemin sonunda kazandığımız para, ünvan, üniforma vs. bizi toplum vitrininde ön sıralara yükseltir. İcabında mottosu ‘Kısıtlı tüketim ürünlerini sonsuz istekler doğrultusunda olabildiğince eşit paylaştırmak’ olan İktisat gibi bir sosyal bilim alanı bile doğurabilir, fakat yine bir iktisatçının söylemi gibi asla uzun vadede sonuçları düşünülmez. Bireyci yaklaşımın kötü tarafı, bireylerin kendi istek ve arzularının çoğu zaman farkında olmamalarıdır. Dünyanın yok olmaması, canlıların soylarının tükenmemesi veya devlet yönetimi gibi toplumu ilgilendiren tüm konularda düşünmeden destek veren fakat eylemden eksik kalan toplum bu konularda işi bu işin ehline devretmekten hoşnut kalır, fakat bu role soyunan kişilerin işi başaramaması durumunda toplumun ne kadar zarar görebileceği konusunda hiçbir fikirleri olmaz.

Sonsuz istekleri ve düşünme yeteneği olan bir canlının nasıl olur da hayatı boyunca mutluluk peşinde koşmasının mantıklı olacağı konusunda çok keskin negatif düşüncelere sahibim. Anlık ve nadir başa gelen bir duygunun, ortalama bir insan ömrüne tamamen sığdırmaya çalışmak en aptal insanlar için bile mantıksızdır. Ancak bizi 7’küsür milyar kişi arasında özel kılmaya çalışan global kültür, farklı toplumların farklı ahlak kurallarını dayatarak, arzulanan şeylerin önüne geçer ve seni ortak paydaya davet eder, bu durumda ortak bir imaj ve ortak bir vitrinde yaratmış olur.

Duygu, fikir, istek, yaşam kalitesi vb. konularda toplumsal çan eğrisinin tam ortasında yer alan kişiler bireysel olarak bundan uzaktır, çünkü bireysel istek ve arzular sonsuzdur.

Mutsuzluk bir bilinç halidir, var olan durumdan, eylemden, sorunlardan kurtulma çabası etrafında olup biteni anlamanı gerektirir. Başarısızlık ve mutsuzluk dünyayı değiştiren iki temel olgudur.

Peki ama ne yapmalıydık? Bildiğimiz en rasyonel düşünme yetisine sahip canlı türü olarak geleceğimizi mahvetmekten başka? Oysa yalnız ve yalnız, tesadüfler sayesinde var olabilmişken. Varoluşu ile beni mutlu eden ve perişan eden her şey, uzayın derin boşluğunda gerçekleşen garip bir nesnenin patlaması kadar saçma bir hatıranın izi.

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.