zamanın sonuna yolculuk

içinde yaşadığımız dönemde değer verilen ya da ne kadar önemli olduğu düşünülen konuların aslında bu gezegende herhangi bir öneminin olmadığını çoğu zaman dikkate almıyoruz. evet belki insan ömrüne kıyaslandığında diğer görüş daha ağır basabilir ama kanımca unutulmaması ve odaklanılması gereken bu kadar kısa süre içerisinde insanlık tarihinde vermiş olduğumuz tahribat. rakamlarla konuşuyor olacaksak; dünya 4.6

Gezegen B Yok

Uzaylılara inanıyor muymuşum? Bir kere sorunun biçimi yanlış. Uzaylıların varlığına inanıyor muyum olmalıydı. Neyse çok önemli değil. Bu konuyu hiç düşünmedim dedim. O da dedi ki ben inanıyorum. Hatta kesin diyebilirim. İnanıyorum yani. “Kesin inanıyorum” kendi içinde hiçbir anlamı olmayan bir ifade. Kesin ile inanmak birbirini götürür çünkü ve elde var sıfır. Benim için hiçbir

bir tür toprak işgali

Milyonlarca ev, milyonlarca evsizlere… İşgalin durumunu şöyle çizeyim. İçinden nehir geçen, nehri can damarı olan şehirlerin içinde,  her saati birbirinden farklı, tahmin edilemez sokakların dibinde, başıboş arsaların, arsalarımızın üzerinde, bağrımızı yakan üretim ve inşanın sesini sesini duyuyorum, duyuyoruz. Bulunduğumuz bu şehirlerde işgal durumu hiç bir zaman böyle olmamıştı ve en son işgal, topun tüfeğin sokaklarımızı,

PENGUEN KALABALIĞI

Beyaz yakalı siyah ceketli kalabalık, penguen kalabalığı, sessiz bir kalabalıktır. Yaşamakta olduğumuz günlük amaçlarımızın ilerisine doğru ses getirici  adım atmadığımız bu günlerde sessizliği en çok kalabalıklarda duyumsuyorum. Hem kulağım ile hem de gözlerimle. Neden ellerim ile değil dersem bu sorunun cevabını makineleşmiş üretime yüklediğim suçta bulurum. Kulağıma ve gözlerime gelince ise kulaklarımın işittiği hızlı bir

Seyyarlık tanıdıklık

Sokaklarda seyyar satıcılardan çok seyyar toplayıcılar gördüm. Bir dakika durup betimleyelim. Şehir parkının içinde bir elinde ahşap tezgahı diğer elinde hasır bir sepet taşıyarak ağır aksak yürüyen insanlar gezer. Bu sırada sahip oldukları birbirinden farklı malları sergilerler. Durgun ağaç dalları arasında öten kuşların sesine seyyar satıcıların sesi de eklenir. Geri kalan herkes yaya halinde şehir

O’o

Kauai (O’o), Hawaii adalarına ait endemik bir kuş türü. Adaya gelen insanların, beraberlerin de getirdikleri bazı canlı türleri ve küresel ısınma, onların sonu oldu. Fakat bu hikayeyi daha da acıklı ve dramatik hale getiren şey, ada fotoğrafçısı David Boynton tarafından kaydedilen, son kalan erkek Kauai kuşunun, dişisini çağırdığı o umutsuz şarkı… Bir çağrı yaptığınızı; ancak