Menü Kapat

Kategori: boyalı basın (sayfa 1 / 9)

distraction

distraction kelimesinin türkçe karşılıkları bana yeterli değil gibi geliyor. “dikkatin dağılması” en yakını olmak ile birlikte “oyalama” bence anlatılmak istenileni ifade edemiyor. fakat bu problemi dil bilimcilere bırakıyorum zira konumuz bu değil.

ülkenin gündemi mağlum, son 3-4 yıldır genelde olumsuz haberler gündemi meşgul etmekteyken son 1 yıldır ise olumlu diyebileceğimiz gündem oluşturan konular bir elin parmaklarını geçmiyor. havuz medyasının buradaki rolünü tartışmaya gerek yok, sosyal medyada ise aktrollerin yarattığı suni gündemlerin, yalan haberlerin varlığını ise herkes benimsemiş vaziyette. bu noktada benim gördüğüm temel sorun ise bunlara verilen yanıtlar ve ülke gündeminin kısır döngü içerisinde karanlık çukurlarda yuvarlanması. sıklıkla “akit” denilen saçmalığın haberleri paylaşılıyor. erdem şener gibi karakter ülke gündemini meşgul edebiliyor. orwell’in hayal gücüne meydan okuyan ve neredeyse 7/24 ekranlarda olan malum partili siyasilerin saçmalamaları tartışılmaya devam ediyor. detayları ve diğer örneklere muhtemelen benden daha çok hakimsinizdir.

bu konu sadece bu talihsiz coğrafyaya da özel değil bu arada. çin gibi bir örnek var mesela yanımızda. harvard araştırmacılarının yayınladıkları bir makaleye göre çin hükümeti yılda 448 milyon ısmarlama haber ve yorum salıyor sosyal medya kanallarına. bizde de izlenilen model bilinçli ya da bilinçsiz çin modeli. hükümete potansiyel ve kitlesel tepki oluşturabilecek bütün olaylarda bu ekip devreye girip insanların zamanlarını ve mental enerjilerini tüketip organize olabilme isteklerini öldürüyor. devamlı bir hayal kırıklığı ve bıkkınlık yaratıyor. ardından bu ülkeden gitme çağrıları sosyal medya hesaplarında yayılmaya devam ediyor ve hikayaye kaldığımız yerden devam edip sokağa çıktığımızda neşeli 1-2 insan gördüğümüzde şaşırıyor hale geliyoruz.

bu problemin çözümsüz olduğuna ya da bu durumun değiştirilemeyeceğine inanmıyorum. aldırmamak gibi bir eylememiz var elimizde ya da görmemezlikten gelmek. bu durum kayıtsızlık ya da yapılanlara sessiz kalmak değil kesinlikle. aksine ulaşmak istediklerine karşı en etkili eylem olabilir. dolayısıyla filtrelerinizi açık tutun, gerçek olan haberlere odaklanın ve saçmalıklara yanıt vermek için enerjinizi harcamayın. siyasetin saçmalıklarının hayatınızın içerisinde bu kadar ciddi bir yer edinmesine izin vermeyin. kendi gündeminizi yaratın, zira kötülük ve karanlık kendi dahil her şeyi yutarak yok etme eğilimindeyken. cesaretin ve bütün güzel şeylerin bulaşıcı etkisi vardır. ve bu hafta sonu biraz daha sanata, müziğe, kitaplara, doğaya, çevrenize ve sevdiklerinize vakit ayırın. dinlenmeyi de ihmal etmeyin.

kurtulmak ve arınmak için belki de bilmemiz gereken tek şey yaşıyor olduğumuzun farkına varmak.

hükümet sözcüsüne sorular

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, “Suikastlar, canlı bombalar devam edebilir. Arkasındaki güçlerle Türkiye’nin güçlü bir şekilde yoluna devam etmesini engellemek istiyorlar” dedi. Kurtulmuş, “Her türlü tedbirlerimizi alıyoruz, referandumda evet oyundan sonra bu terör örgütlerinin hiçbir sesi çıkmayacak hale gelirler. Çok titiz çalışmalar yürütülüyor. Bu terör örgütlerinin referandumdan sonra sesleri solukları iyice kısılacaktır” diye konuştu.

bütün bu gündemden uzak duralım çabalarımıza rağmen, üstte yer alan alıntı gibi yapılan inanılmaz açıklamalar sormak istediğimiz belirli sorular oluşuyor. malum anayasa değişikliğine evet söylemi kapsamında yapılan propagandaya göre; terör bitecek, istikrar sağlanacak ve ekonomi düzelip her şey normale dönecek. peki;

  • An itibariyle hatta son 15 yıldır yasama-yürütme-yargı AKP’nin elinde değil mi?
  • Bütün kamu kurumlarında AKP’nin atadığı yöneticiler bulunmuyor mu?
  • AKP’nin elinde ekonomiyi düzeltme imkanı var ise neden şimdi bunu yapmıyor?
  • AKP’nin terörü bitirme gücü var ise neden şimdi bitirmiyor?
  • Başkanlık gelince devlet yönetimi açısından ne değişecek? Şu an yapılamayan ama sonrasında yapılabilecek olan şey nedir?
  • Terör örgütleri başkanlık sisteminin mi gelmesini istiyor? O yüzden mi sesleri solukları kısılacak?
  • Tek adam (mağlum adam) geldiğinde problemler çözülecekse, bütün problemlerin kaynağı mevcut başbakan değil mi?
  • 2019’da uygulamaya geçecek bir sistem için değişikliğin aceleye getirilerek 3 ay içerisinde yapılmaya çalışılmasının sebebi ne?

Aktroller dahil, kendilerinin savunucuları bu sorulara ya da seçtikleri herhangi birine cevap verebilir mi? Zira dadaistler bile bu kadar çarpıcı olamamıştı.

şaibeli yurdum, cinnet vatanım (güncel)

Akdağmadeni Askerlik Şubesi önünde dün saat 23.00 sıralarında iki kişi kavga etti. Kavgayı ayırmak isteyen asker ve polislere hakaret eden ve alkollü oldukları öne sürülen iki kişi, ifadeleri alınmak üzere Akdağmadeni İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Ancak olay, sosyal medyada ‘PKK terör örgütü sempatizanları askere küfrederek PKK bayrağı açtı’ diye yayıldı. Bunun üzerine vatandaşlar İlçe Emniyet Müdürlüğü önüne toplanıp, bir süre bekledi. Kalabalığın artması üzerine Çevik Kuvvet’ten takviye istendi. Kalabalık, PKK’lı olduklarını düşündükleri 2 kişinin kendilerine verilmesini istedi.

Daha sonra İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına girmek isteyen yaklaşık 100 kişilik kalabalığı polis, biber gazı sıkarak durdurdu.. Dağılan grup, bir süre sonra tekrar bir araya gelip emniyet binasına girmek istedi. Çevik Kuvvet ve jandarma ekipleri kalabalığı dağıtmak için tekrar biber gazı kullandı. Kalabalıktan Emniyet Müdürlüğü binasına pet şişe ve taş atılmaya başladı. Binanın bir camı kırılırken, ilçeye Yozgat Valisi Abdulkadir Yazıcı, İl Garnizon Komutanı Albay Selçuk Yıldırım ve İl Emniyet Müdürü Saim Akpınar geldi. Kalabalık saat 01.00 sıralarında dağıldı.

üzerine sayfalarca analiz yapılabiliriz fakat kanımca ülkenin çoğunluğunun özeti zaytung haberi olmayan bu haber ve üzerinden herhangi bir oynama olmayan görsel.

bizim şaibeli yurdumuz, cinnet vatanımız.

öcü gibi korkuyorlar mao zedong yoldaşımdan

Balıkesir Ülkü Ocakları ve Kamu -Sen’e bağlı memur sendikaları üyeleri, Uygur Türklerine yapılan uygulamaları, Ali Hikmet Paşa Meydanı’nda gerçekleştirdikleri eylemle protesto etti. Grup, Mao Zedong’un maketini astı, vatandaşları Çin mallarını boykota çağırdı. Gençler, ellerinde Türk ve Doğu Türkistan bayraklarıyla, tekbir getirerek Ali Hikmet Paşa Meydanı’na yürüdü. Burada toplanan gurup, ‘Kahrolsun Kızıl Çin’, ‘Türkistan’a özgürlük’, ‘Ya Turan ya ölüm, başka yolu yok’, ‘Kanımız aksa da zafer İslamın’ sloganları attı. Gençler, Çin Komünist Partisi ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedong’un maketini meydanda kurulan sehpada astı. Balıkesir Ülkü Ocakları Başkanı Kürşat Can Ateş, Doğu Türkistan’ın kan ağladığını belirterek, “Kızıl komünist Çin’in insanlık dışı muamelelerine maruz kalan soydaşlarımız acı çekerken, hür dünya her zamanki gibi üç maymunu oynamaktadır” dedi.

ozan rençber’in şarkısını bugünleri düşünerek hazırladığını bilseydik belki tepkimiz bu çok olmaz. kendisi öcü gibi korkuyorlar mao zedong yoldaşımdan derken haklıymış. hatta balıkesir halkı üşenmemiş kendisi için mao zedong’u öcü gibi yapmış.

en son taksimde çin restoranı basıp türkistanlı çocuğu çinli zannedip döven kitle, koreli turistlere saldırdıktan sonra yaptığı bu hamlesi ile en yaratıcı modern sanatçıları bile geride bırakan gerçekliğe sahip olmaya devam ediyor. ülkemizde sırada ne olabiliri sizin tahminlerinize bırakıyoruz.

ayrıca muhtemelen eylemlerini yaparken kullandıkları ürünlerin %70-80’inin çinden geldiği gerçeğinin yanında çin mallarını boykota çağırmalarına da ayrı kalp yapıyor, üstüne layk diyoruz.

şaibeli yurdum, cinnet vatanım.

allah, insan, süt ve vali

Edirne Şükrüpaşa İlkokulu’nda düzenlenen süt dağıtımına katılan Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, minik öğrencilerle birlikte sıralarında oturarak süt içti. Vali Şahin, öğrencilere sütün önemini anlatarak, “Allah’ın en güzel yarattıklarından birincisi insan ikincisi de süttür” dedi.

Vali Dursun Ali Şahin, kent genelinde 18 bin 600 öğrenciye süt dağıtımı yapılacağını söyledi. Minik öğrencilerin sıralarında yanlarına oturan Vali Şahin, onlarla birlikte süt içmeyi de ihmal etmedi.

Edirne Valisi Dursun Ali Şahin, Şükrüpaşa İlkokulu’ndaki programının sonunda, ülke genelinde uygulamaya başlatılan kampanyanın sloganı olan ‘Sağlık için süt için’ cümlesini kara tahtaya Osmanlıca yazdı. Bir gazetecinin ‘Sloganı neden Osmanlıca yazdınız’ sorusuna ise Vali Şahin, “Dikkat çeksin diye. Bu durumda daha fazla dikkat çeker. Şimdi de siliyoruz” diyerek, sınıfta bulunan öğretmene silmesi konusunda talimat verdi.

türkçeyi yeni öğrenen çocuklara osmanlıca sağlık için süt için yazdırıp dikkat çekin. ama fazla dikkat çeker diye tahtayı öğretmene sildirin. biriniz de aristoya ulaşın, kendisi yeni sınıflandırma yapsın.

“fuck your religion”

Eskişehir’de, dinlediği müzik grubu ‘The Exploited’e ait olan ve Türkçe’de “Dininizi s…” anlamına gelen İngilizce bir şarkının, “Fuck your religion” şeklindeki sözlerini duvara yazan üniversiteli D.D.’ye “tüm dini değerleri aşağıladığı” gerekçesiyle beş ay hapis cezası verildi. D.D.’nin avukatları ise, söz konusu şarkının dini protesto ettiğini ve din eleştirisinin de ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını belirterek, AİHM’in Müslüm Gündüz kararını dayanak gösteriyor.

Eskişehir’de, bu yıl 1 Mayıs kutlamasına katılan 24 yaşındaki D.D., yol üzerindeki bir duvara siyah sprey boyayla İngilizce “Fuck your religion” diye yazdı. Üniversiteli D.D., MOBESE kamerası kayıtlarından tespit edildi. Hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesi gereğince, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerini alenen aşağıladığı ve kamu barışını bozduğu” iddiasıyla dava açıldı. İddianamede, D.D.’nin Türkçe “Dininizi s…” anlamına gelen sözlerini yazarak, “İnanan halkın benimsediği tüm dini değerleri aşağıladığı, eylemin yapıldığı zamanve yer göz önüne alındığında dini inancı olan kişiler tarafından tepki vermelerinin muhtemel ve olağan olduğu, bu nedenle eylemin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu” iddia edildi.

6947268258_944d9f1b63_z

D.D., mahkemede yaptığı savunmada, yolda giderken sevdiği bir müzik grubu olan ‘The Exploited’ın bu parçasını dinlediğini ifade ederek, ”Kutlamada arkadaşlarım bir şeyler yazarken, ben o gün dinlediğim müzik parçasından aklımda kalan kelimeleri yazdım. Yazdığım şeyin Türkçe anlamını bilmiyordum. Şarkının içerisinde geçtiği ve sevdiğim için bunu yazdım. Dine hakaret etme kastı gütmedim” dedi.

D.D.’nin avukatları Alper Can Aykaç ve Ayşegül Kumaş da cezaya dayanak olan yasada belirli bir dini inancın kastedildiğini ve duvara yazılan ifadede somut bir inancın kastedilmediğini kaydetti. Türkiye ’de İngilizce bilme oranının yüzde 17 olduğunu ve Eskişehir’de Türkçe dışında dil konuşulmadığını belirten avukatlar, “İngilizce bilen yüzde 17’lik kesim bile ‘Fuck your religion’ ifadesini tam olarak anlayamayabilir. Kaldı ki toplumumuzun eğitimli,genç ve kültürlü kesimi din konusunda böyle bir ifadeden tahkir olmuş hissetmez. Bu ifadenin toplumun küçük bir kesimi tarafından anlaşıldığı da açıktır” dedi. Söz konusu şarkının dini protesto ettiğini belirten avukatlar, dini değerleri eleştirenlerin de ifade özgürlüğünden yararlanması gerektiğini vurgulayarak, AİHM’in Müslüm Gündüz kararını dayanak gösterdi. Eskişehir 8. Asliye Ceza Mahkemesi’sinde devam eden davanın son duruşması dün görüldü. Mahkeme, D.D.’ye beş ay hapis cezası verdi ve hükmün açıklanmasını erteledi.

the exploited – fuck religion

People die over religion
Look at northern ireland
Kids are brought up on hatred
If thats religion i dont want it
Fuck religion full of shit
Fuck religion full of shit
Fuck religion full of shit
Jimmy bakker on tv
A lying fuck but people believe
Caught in a hotel with his trousers down
Saving sould for his fee
Fuck religion full of shit
Fuck religion full of shit
Fuck religion full of shit
Religion aint worth dying for
Who can prove god was a man
Can you prove that god was man

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.