Aptallar, Tanrılar ve Despotlar Aynı Dili Konuşur

Aptallığı, tanrısallığı ve despotluğu buluşturan ortak bir özellik vardır. Bu onların kullandıkları dilin içinde saklıdır. Bu dilin en büyük özelliği birbiriyle çelişkili olan önermeleri içermesidir. Bir despot bu dili kullanır. Bugün savunduğu bir şeyi ileride inkar edip tam tersini savunabilir. Kutsal kitaplar da bunun gibidir. Bir bölümünde anlattığı şeyi başka bir bölümde inkar edebilir yada

bir öneri

içinde bulunduğunuz durum ve koşullar ne kadar tehlikeli olursa olsun, umutsuzluğa kapılmayın; asıl her şeyden korkulacak durumlarda korkulacak hiçbir şey yoktur; tehlikelerle kuşatıldığınızda bu tehlikelerin hiçbirinden korkmayın; çaresiz kaldığınızda elinize ne geçerse ona güvenin; gafil avlandığınızda gidip düşmanı gafil avlayın. sun tse, savaş sanatı

okumaya devam

adalet

“işte, ancak böyle meşakkatli bir sürecin ta kendisi olan adalet hiçbir kuruma emanet edilemeyecek bir arayıştır; hele devlete asla. adalet, esasen felsefenin bir kavramıdır; çünkü felsefe, hakikat arayışıdır, özgürlük arayışıdır, felsefe risk alır, puslu alanlarda, ruhun karanlıklarında gezinmeye, isyankar düşünmeye teşvik eder, yavaşlığa davet eder; düşünmeyi engelleyen iletişime, olaya ve hıza karşı durur. mevcut ya da varılacak bir durum değil eylem halindeki düşünce  olan adaleti, benzer kavramlar olan özgürlük ve eşitliğin yolunu açan adaleti kurum-karşıtı, devlet-karşıtı görmek gerekir.”

çok şey aldım ama kalbimi verdim

efendim, şöhret bana yüce halkımızın teveccühleriyle, büyük alkışlarını kazandırdı. elbette ki bu meyanda maddi durumumu kazandırdı. ve yıllarca eksilmeyen halkın artan sevgisini kazandırdı. herşey karşılıklıdır. ben de çok sevdim, çok saydım dinleyicilerimi, izleyicilerimi… mukabilinde bedelini kalbimle ödedim malesef. kalbim yoruldu ve bu olay 25 sene süren sahne stresinden ileri geliyor dedi doktorlar bana. ve 4

iyi uyanın

Spinoza’nın altını çizdiği gibi “olumsuz tarafından kemirilen bir dünyada, insanın öldürücü iştahını, iyilik ve kötülüğün, adalet ve adaletsizliğin kurallarını” sorgulayan, “olumsuz bütün hortlakları” ifşa etmekten, hayata ve hayatın gücüne inanmaktan vazgeçmeyenler olduğu sürece iyi uyanacaktık.