Bir sonraki durak.

Kapılar kapandı, insanlar birbirinin üzerine çıkarak boş yerlere doğru koşturdular, kimilerinin ellerinde çanta, kimilerinin sırtlarında. Bazıları sessizce gömülüp kitaplarını okurken, diğeri kulaklığından bangır bangır rock dinliyor. Bazıları bir sonraki günün hesabını yaparken, bazılarının dünya umrunda değil. Ve işte o anda bir ses geldi. “Bir sonraki durak: Cehennem”  Bu ses tüm vagonda yankılandı. Herkes birbirine bakıyor,

02:48

Bu saat cinnet geçirmek isteyenler için mükemmel bir ‘an…. Hele ki sabah uyanacaklar için vazgeçilmez bir haz… Bu bezgince duygu her zaman var olacaktır ama üstünde pek durmadan bu konu ile ilgili benim ilgimi çeken tek şey şu oldu; Artık birçok şeyin vaktinin geçmiş olduğu yolundaki bezgince duygu, 14. yüzyılın başlarına dayanır. Metokhites’in başlıca takıntılarından

özü özgür

özgürlük bize özgü özgürlük bulunduğunuz yere göre mesela mesela bir küçük evin bir odasına sıkışıp kaldıysanız özgürlük sizin için diğer odaya geçebildiğiniz kadarı ve budur özgürlüğün sınırsızlığının sebebi budur zevklerin ve zenginliklerin yetememesi anı özgürleştirin, fikirlerinizi özgür olmadığınızı düşünebiliyorsunuz -bir fikir- şimdi özgürsünüz işte

Her şey geçmişteki saklı ortaklıklarda gizlidir

Leoš Janáček’in “Sinfonietta” adlı parçasının, 1Q84’te roman karakterleri arasında melodik bir bağlantı kurduğu Murakami okuyucularınca anımsanacaktır.   Küçük senfoni bir taksinin radyosunda yankılanır, ancak ne başkarakter ne de okuyucular tarafından anlamlandırılamaz en başta. Daha sonraları eserin silik bir mazide gömülü olduğunu, kitap karakterleri açısından özel bir anlam taşıdığını Murakami’nin uzun satırlarından öğreniriz ancak.   1Q84, Haruki Murakami veya Sinfonietta üzerine kimler ne kadar konuşmuştur bilemem, fakat ben bunlardan değil, Murakami’nin bilinçli veya bilinçsiz olarak dile getirdiği bir şeyden söz etmek niyetindeyim:  Onun müziği aracı ederek roman karakterleri arasında bağlantı kurmasının bizim

Siz hala anarşist misiniz?

Siz hala anarşist misiniz? Son kullanma tarihi olan her ürün gibi, ideolojilerde tüketildikleri son noktaya kadar kendi benliklerini korurlar. Raftaki son günlerini genellikle indirim sepetinde geçiren ideoloji, tarihi geçtikten sonra toplum nezlinde nereye konulur? Çöp sepetine. Siz hala anarşist misiniz? Kulağıma uzaklardan takılan bir ses, hava karanlık olduğu için söyleyen kişiyi tam olarak göremesemde sesinden