Işık Hızında Sabredin!

Duyguların ışığın dalgaboyları olduğunu düşüneniniz oldu mu? Kırmızı, yeşil, mavi, mor, UV ya da x-ray. Eğer düşünmediyseniz gördüğünüz renklerin zihninizdeki yansımasını küçük bir deneyle test edelim. Şimdi kendimizi gelen kışın soğukluğundan uzakta, masmavi denizin kayalıklarında arkamızda yemyeşil bir ormanla hayal edelim. Nasıl hissediyoruz? Keyfimiz yerinde mi? Bir de göremediğimiz, maruz kaldığımızda DNA’mızı değiştirebilecek olanları düşünelim;

geç farkına varılan şeyler

her şey geçici hayat adil değil başkaları size sizin kendinize davrandığınız gibi davranıyor mutlu olmak bir tercih ve ciddi bir çalışma gerektiriyor öfkenin arkasında her zaman korku var hiçbir şey sandığın kadar önemli değil ömür oldukça kısa çok garantici yaşadın, daha fazla risk almalıydın fırsatın varken tadını çıkarmaya bak aradığın şey baktığın ekranın içinde değil

İntiharın Sosyalliği

Ölüm en başta, ölüyoruz en temelinde, intiharın getirdiği şey eyleyenin ölümü en sonunda. Peki her zaman eyleyenin ölümü gündem mi oluyor? Kendi canını alma eyleminde bulunan herkes toplumsal bir şekilde herkese haber mi duyuruyor? Kesinlikle hayır. Kendi canını alanın ve bunu göstermek isteyenin bile bir düzeyi var. Günde onlarca kişi canını alıyor belki de kendisinin

Çabalamanın Hazzı

Ulaşmanın, en yakınına gelmenin, bunun için çabalamanın hazzı ve ulaştığında tekrar haz almak için yeniden çabalamak için bir nesne bulma ihtiyacı, kapitalist idealin en dipteki köklerimize kadar ilişmekte olduğunun bir göstergesi değil de nedir? Uzun süreli flörtler, flörtleşmenin insanların birbirleriyle ilişkilerindeki tahakkümü ve flörtün yeni “sevgi” oluşu aslında sürekli çabalamanın, Lacan’ın “arzusunun” bir izdüşümü değil

Bir sonraki durak.

Kapılar kapandı, insanlar birbirinin üzerine çıkarak boş yerlere doğru koşturdular, kimilerinin ellerinde çanta, kimilerinin sırtlarında. Bazıları sessizce gömülüp kitaplarını okurken, diğeri kulaklığından bangır bangır rock dinliyor. Bazıları bir sonraki günün hesabını yaparken, bazılarının dünya umrunda değil. Ve işte o anda bir ses geldi. “Bir sonraki durak: Cehennem”  Bu ses tüm vagonda yankılandı. Herkes birbirine bakıyor,