Geride Bırakmaya Değer Şeyler

Bilinmeyen bir geleceğe, bilinmeyen bir zamana bırakmaya değer şeyleri olduğuna inanan insanlara öyle imrenirdi ki…  Şişelere sakladıkları mektuplarını mavi denizlere fırlatanlara örneğin. Bir gün o mektup okunur umuduyla. Sevip de kavuşamadığı kadına yazdığı bir şiiri yaban ellerin toprağına gömmesini bilenlere özenirdi. Belki o şiirin bir gün bulunup aşkı kabul gören bir başkasının sevgisinin sözcükleri olabileceğini

ayyuka, etilen ve sayıklamalar

kişisel yazıları pek tercih etmiyoruz aslında ama bazen paylaşma ihtiyacı olduğu bir gerçek ki bu yazının tek kişiyi ilgilendirmediğini de biliyoruz. günümüzün anlamsız bilgi bombardımanı ve günlük hayat koşturmacaları içinde boğuluyoruz. bu da gerçek. şahsen burada paylaşmak istediklerimin beşte birini paylaşabilirsem kendimi şanslı hissediyorum. bu duruma çözüm bulabileceğim günlerin gelmesi dileğiyle konumuza dönelim. okurken dinlemeye

Hiçlik sahiden mi

Yaşam üstüne merak insanın varoluşu kadar eskidir. Nasıllı, Nedenli sorular her dönem insanoğlunun yularını tutmuştur. Elbette hepsinde aynı etki olmasını hatta bir etki olmasını bekleyemeyiz, çünkü içine doğduğu çevre bu soruları sormasına daha en başından engel olur bazılarının. Coğrafya kader derler, hakikaten faunasının o kişinin düşünüş, algılayış böylelikle de yaşayışını etkilemiş olmasıyla adeta kanıtlar. Düşünme

folie sociale

Yazmak ile başlıyor her şey…Daha doğru bir tanım ile ise susmak da denilebilir, bu duruma…Kendi doğruları ile savundukları herşey varoluşun hiçliği ile güçlenince hiçbir terazi kaldıramıyor bu noksan ağırlığı…Çünkü ritim tutmuş kötülük, her rüzgarı olduğu gibi arkasına alır…Vecd edilen ileYasa ile anayasa ileKadın ile çocuk ileFikirlerin bağnazlığı ile….Sokakta bir fikir (insan.kadın) öldürülse bile,O terazi tutmaz

bu yazı iklim krizi için zararlı, okuduğunuz için teşekkürler

küresel ısınma teriminin artık kullanılmaması gerektiği ve derhal iklim krizi kavramının bütün dünya insanlarının bilincine yerleştirilmesi gerektiği bir dönemdeyiz. bu gerçek bu yıl ortaya çıkmadı. bir grup azınlığın yıllardır bağırdığı gibi kısıtlı kaynakların olduğu bir ortamda sürekli büyemeye dair bir modelin işlemeyeceğine bütün dünya kulak astı. asmaya da devam ediyor. bu yıl içerisinde değişen şeylerin

Siz neydiyseniz biz oyuz!

Düşünmek yerine karnından konuşmak… Benliğin daimi bozuluşu, alt-üst olan toplumsal normlar, Sanal benlikler klişe kilise cami avlusu sohbetlerinde var olan benler çağının doğurganlığında kaybolan diller dostluklar ve pizza istercesine cinsel hesaplar. Yani, Ben olmayan insanlar! Üretimden tüketim çağına yetişmek için bedenini ve saatini aynı yörüngede derleyen insan fikirleri. “felsefe kavram üretme sanatı’dır” diyordu; deleuze ve