Çabalamanın Hazzı

Ulaşmanın, en yakınına gelmenin, bunun için çabalamanın hazzı ve ulaştığında tekrar haz almak için yeniden çabalamak için bir nesne bulma ihtiyacı, kapitalist idealin en dipteki köklerimize kadar ilişmekte olduğunun bir göstergesi değil de nedir? Uzun süreli flörtler, flörtleşmenin insanların birbirleriyle ilişkilerindeki tahakkümü ve flörtün yeni “sevgi” oluşu aslında sürekli çabalamanın, Lacan’ın “arzusunun” bir izdüşümü değil

Bir sonraki durak.

Kapılar kapandı, insanlar birbirinin üzerine çıkarak boş yerlere doğru koşturdular, kimilerinin ellerinde çanta, kimilerinin sırtlarında. Bazıları sessizce gömülüp kitaplarını okurken, diğeri kulaklığından bangır bangır rock dinliyor. Bazıları bir sonraki günün hesabını yaparken, bazılarının dünya umrunda değil. Ve işte o anda bir ses geldi. “Bir sonraki durak: Cehennem”  Bu ses tüm vagonda yankılandı. Herkes birbirine bakıyor,

02:48

Bu saat cinnet geçirmek isteyenler için mükemmel bir ‘an…. Hele ki sabah uyanacaklar için vazgeçilmez bir haz… Bu bezgince duygu her zaman var olacaktır ama üstünde pek durmadan bu konu ile ilgili benim ilgimi çeken tek şey şu oldu; Artık birçok şeyin vaktinin geçmiş olduğu yolundaki bezgince duygu, 14. yüzyılın başlarına dayanır. Metokhites’in başlıca takıntılarından

özü özgür

özgürlük bize özgü özgürlük bulunduğunuz yere göre mesela mesela bir küçük evin bir odasına sıkışıp kaldıysanız özgürlük sizin için diğer odaya geçebildiğiniz kadarı ve budur özgürlüğün sınırsızlığının sebebi budur zevklerin ve zenginliklerin yetememesi anı özgürleştirin, fikirlerinizi özgür olmadığınızı düşünebiliyorsunuz -bir fikir- şimdi özgürsünüz işte

Her şey geçmişteki saklı ortaklıklarda gizlidir

Leoš Janáček’in “Sinfonietta” adlı parçasının, 1Q84’te roman karakterleri arasında melodik bir bağlantı kurduğu Murakami okuyucularınca anımsanacaktır.   Küçük senfoni bir taksinin radyosunda yankılanır, ancak ne başkarakter ne de okuyucular tarafından anlamlandırılamaz en başta. Daha sonraları eserin silik bir mazide gömülü olduğunu, kitap karakterleri açısından özel bir anlam taşıdığını Murakami’nin uzun satırlarından öğreniriz ancak.   1Q84, Haruki Murakami veya Sinfonietta üzerine kimler ne kadar konuşmuştur bilemem, fakat ben bunlardan değil, Murakami’nin bilinçli veya bilinçsiz olarak dile getirdiği bir şeyden söz etmek niyetindeyim:  Onun müziği aracı ederek roman karakterleri arasında bağlantı kurmasının bizim