tabutta rövaşata’yı daha önce ayşen abla üzerinden anmıştık. güzel şeyleri hatırlatmanın bir sakıncası yoktur gerçeği ile emeği geçen herkese tekrar teşekkürler.


İngilizce bir terim var ya hani “the survival of the fittest” diye, en güçlünün hayatta kalması hani, darwinciler çok sever. İşte onu anlatır aslında Tabutta Rövaşata. Asla en güçlü olamayan, olamayacak olan, parya gibi görülen fakat yine de en iyi yaptığı şeyi yaparak, bu güçler yarışında bulunan insanoğlunun sistemine başkaldıran ve yine de onlara duyduğu şefkatle bunu yapan, Mahsun’un hikayesidir Tabutta Rövaşata.

Belki fiziğiyle bu güçler oyununda biraz daha yükseklerde olabilecek ama bir bağımlılığa ruhunu teslim etmiş, belki de hayallerinde yatacağı kendi yatağını düşleyen, toplumun iğrenerek baktığı lakin bir o kadar severek kullandığı bedenini satanlardan olarak hayatta kalma yarışında tutunmaya çalışan ve bunu yine de içindeki iyi olan ne kaldıysa ona tutunarak yapmaya çalışan, eroin bağımlısı kadının hikayesidir Tabutta Rövaşata.

Küçük kayığı ve tuttuğu az buçuk balığı ile, içtiği kopeköldürenler ve konuştuğu sokak hayvanları ile, oğlu değilken babalık ettiği Mahsun ile, belki de kaybettiği sevdiğini her gün bir içki masasında düşler iken, yine de kaybedişlerine rağmen, güçler oyununa küfreder gibi hala denize açılan reyisin hikayesidir Tabutta Rövaşata.

Azar işitmemek, insanları kırmamak için, belki de düşünde gördüğü sıcacık yatağı yarıda kesmemek için, dipten sonsuz karanlığa sürüklenen Sarı’nın hikayesidir Tabutta Rövaşata.

İnsanoğlu kendisine öyle bir sistem kurmuş ki, bu hayatta kalma mücadelesinin, bu güçler yarışının ciddiyetine kendisini öyle kaptırmış ki, herkes kendisini sokağa atıyor, milli takım galibiyet aldı diye. Oysa Mahsun, oturmuş sıcak çorbasını içme derdinde, insanların yaptıklarına boş gözlerle bakmakta. Mahsun’un bu bakışları, tüm aidiyetin, tüm kendine kimlik ve anlam verme çabasının ciddiyetini bir karadeliğe fırlatıyor sanki.

Modern çağın kaybedenlerine ya da kaybetmek isteyenlerine sormak gerekir böylece:
Her türlü arabayı kaçırabilseniz, geri getirip temizler miydiniz?
Çalıntı bir arabada hız yaparken çarptığınız köpeği, veterinere götürür müydünüz?
Bir bağımlıya aşıkken, o baygınken tecavüz etmek yerine sadece bir öpücük kondurabilir miydiniz?
Eh siz, tavuskuşlarına sarılabilir miydiniz?

Demek öyledir ki, bence bu çağın en asili olmalıdır, bu güçler oyununun kazananıdır Mahsun Süpertitiz.

“Mahsun falakadan şişmiş ayaklarıyla yeraltından çıkıp yeryüzü dünyasına karışır her sabah. BMW’yi o çalmamıştır. Otomobil çalmaz Mahsun sizin yaşamınızdan bir gecelik rahatlıklar çalar. Otomobilinizin sıcak koltuğunu çalar, geceleri dolaştığınız şehrin aydınlığını çalar.. ” der Derviş Zaim.

ve Ayşen Aydemir’e ya da doğrusu hep abla demek istemiş olduğum Ayşen ablaya bu yazı.