Buraya kadar her şey yolunda!

Nasıl baştan başlayacağız acaba? Hem deliliğe hem akıllanmaya. Daha önce hiç karşılaşılmamış bir şiddet gerek. Saçma bir şekilde gözü korkutulmuş bir insanın en derin inançlarının bile sarsılmaya başlamasında doğallıktan başka birşey göremiyorum. Bütün inançlarımızı en derinden sarsmamız gerek. Haklılığın da aklın da ötekinden yana olduğunu sanmamız gerek, daima şüpheyle, her zaman şaşkınlıkla.

Buraya kadar her şey yolunda!

Gözlerine birşey oldu. Küçülmüşlerdi. Tam kaçıp saklanacakken yakalanmış gibi küçülmüşlerdi. Daima kuşkuyla sevmenin en naif yanı, gözlerini tanıyabilmek.

Buraya kadar her şey yolunda!

İnanmadığımız her şeyi yedek kulübemize koyduk. Acil durumlarda kullanmak için. Evet iki şişe ucuz şarap bi tarih yazdı. O kadar sık korktu ki gözlerin suçluluktan keyif almak zorunda kaldın. Akıllanamadık. Suçluluktan aldığımız keyfi düşünmekten alamadık. Yeterince hızlı, yeterince boş, yeterince suçlu olursan akla ihtiyacın kalmaz.

Buraya kadar her şey yolunda!

Sınanmamış, sorgulanmamış bir inanç dogmadan başka nedir ki? Kendini sınayana kadar hızlan, kaybol. Geri dönmeyi biliyorsan kaybol. Geri döndüğünde bir zamanlar korktuğun her şeye minnet duyarak dön. Yedek kulübeye ihtiyaç duymayana kadar kaybol. Minnetle, daima şüpheyle, her zaman şaşkınlıkla.

Ne güzel….