Bukowski’nin şiir üzerine bir televizyon röportajı. Çeviri benim, sıkıldığım kısımlarını atladım. bu da orjinali.

http://www.youtube.com/watch?v=r1e5Jeh2Fk0

  • “Şairleri okumak olabilecek en sıkıcı şeydi. Hatta eski büyük romancıları bile. Dedim ki, “Tolstoy özel olmalı” yatağa yattım, Savaş ve Barış’ı okumaya başladım. Okudum, okudum, dedim ki, “savaşla barışın özelliği nerde?” Gerçekten anlamaya çalıştım. Ve eski büyük şairler. Onların işlerini de okudum. Elime başağrısıyla can sıkıntısından başka bişey geçmedi. Dedim ki, “burda bir numara dönüyor, bu hakiki değil. bu gerçek değil, bunlar iyi değil.”
  • “Aslında şiir kendi içinde Hollywood endüstrisi kadar enerji barındırır. Ya da Broadway oyunları kadar enerji. Tek ihtiyacı, onu canlandırabilecek etten kemikten şairlerdir. Şiir her zaman, özel, gizli, takdir görmemiş bir sanat dalı olarak düşünülmüştür. Takdir görmemesinin sebebi, hiç cesaret göstermemiş, ortaya kanlı canlı birşey koymamış olmasındandır. Şiir genelde çok gösterişçi ve sıkıcıdır. Şairin çok özel ve değerli bir insan olduğunu söyleyenlere katılmıyorum. Sadece beceriksiz malın biridir. Kendine güvensiz dizeler yazıp ölümsüz olduğuna inanarak, ölümsüzlüğünün onu bulmasını bekler. O da bir türlü gelmek bilmez. Çünkü zavallı aptal yazmayı beceremiyodur. Çoğu şairler, enteller, kunteller; mesela “köpek sokaktan aşağı yürüdü” gibi basit bir dize bile yazamazlar. Sıcak bira boku gibi çıkmalıdır… pff.. güzel bir şiir öyledir. Yapıverirsin. İncelenecek, analiz edilecek bişey yoktur. Diyecek birşey yoktur. Olan olmuştur.
  • “Şiir okumaktan gerçekten nefret ediyorum, çünkü hakkaten sahneye çıkıyorsun. Kendi başınayken hissettiğin şiirler yazmışsın işte, daktilonla başbaşa. Sonra önünde bir kalabalık var, bira falan içiyolar, sen de onlara okuyosun. Yazarın böyle bir sorumluluğu yok. Attırıp tek başına yatıp iyi bir sayfa yazmaktan başka bir sorumluluğu yok. Yolladıklarımın hep geri yollanmasına ve 10 yıl sarhoş gezmeme rağmen yazmaya devam ettim. Ortalıkta doğru düzgün başka hiçbişey olmadığını hissediyordum. Çok iyi olduğumdan değil, onlar çok beter olduğundan devam etmem gerekiyordu. Hala da çok iyi yazıyor değilim, ama onlar hala çok beterler. Aslında birilerinin ortalıklara çıkması için hala yer var. Umarım çıkarlar.”