bu yazı iklim krizi için zararlı, okuduğunuz için teşekkürler

küresel ısınma teriminin artık kullanılmaması gerektiği ve derhal iklim krizi kavramının bütün dünya insanlarının bilincine yerleştirilmesi gerektiği bir dönemdeyiz. bu gerçek bu yıl ortaya çıkmadı. bir grup azınlığın yıllardır bağırdığı gibi kısıtlı kaynakların olduğu bir ortamda sürekli büyemeye dair bir modelin işlemeyeceğine bütün dünya kulak astı. asmaya da devam ediyor. bu yıl içerisinde değişen şeylerin başında ise özellikle dünyanın belirli problemleri çoktan çözmüş bölümlerinde insanların daha çok farkına varması ve bu gidişe dur demek için daha çok çaba sarfetmesi. hissedarların şirketlere karbon emisyolarını sıfırlamaları için yaptığı baskı olumlu görülebilir. bu topraklarda ise bu “endişe” sanıyorum son sıralarda yer alıyor, mevcudu korumak ve iyileştirmeye çalışmak yerine geri döndürülmesi çok zor zararlar verecek kanal istanbul gibi saçmalıklarla gündem meşgul ediliyor.

daha önce daha kısa duşları unutun gitsin yazısının hatırlattığı gibi çözümün bireylerden gelmesi oldukça zor ve problem basit bir şekilde çözülebilecek bir problem değil. öncelikle dünya popülasyonu gereksiz büyük ve hiç olumlu olmayan bir hızda büyümeye devam ediyor. “ilerleme” ve “gelişmenin” getirdiği tüketim alışkanlıklarıyla birlikte herkes evini ısıtmak, gece aydınlanmak, bir araca sahip olmak, dünyayı gezmek, gezerken gördüğü her şeyi sosyal medyada paylaşmak, sosyal medyada paylaşılan her şeye sahip olmak ve sürekli tüketmek istiyor ve bundan da vazgeçmesi çok zor. bu soruya kendiniz de yanıt verebilirsiniz. bu yazıyı okumak için kullandığınız telefon ya da bilgisayarı geleceği kurtarmak adına şu an kullanmayı bırakıp geri dönüştürmek ister miydiniz? istemediğinizi biliyoruz devam edelim.

problemi çözmek için nedense göz ardı edilen gerçeklerden biri de çevreye daha az zarar verdiği düşünülen ürünlerin üretim ve lojistik aşamaları. örneğin plastik poşet. zararlarını konuşmaya gerek yok fakat yapılan bir araştırmaya göre kesekağıdını üretmek için gereken enerji, plastik poşet için gereken enerjinin dört katı. yani kesekağıdını en az 5 kere kullanmalısınız ki plastikten daha iyi bir şey tüketmiş olun. bu rakam bez çantalar için ise 131 – çünkü pamuğun yetiştirilmesi ve üretim sürecinde ciddi bir enerji harcıyorsunuz. bir diğer örnek ise elektrikli araçlar – bu araçların kullanımı sırasında herhangi bir kirlilik olmaması pek tabii harika ama siz elekrik üretirken termik santral kullanıyorsanız ya da batarya üretirken içten yanmalı motorlara göre daha fazla enerji harcıyorsanız bir anlamı olmayabiliyor. sadece problemi başka bir bölgeye kaydırıyorsunuz.

bu yazıda ise hatırlatmak istediğimiz bir gerçekte bu yazıyı okurken çevreye verdiğiniz zarar. öncelikle elinizdeki telefonun yapımında koltan gibi yenilenmesi mümkün olman kaynaklar kullanılıyor. bunları çıkarmak için ciddi bir enerji harcanıyor, bunun yanında afrikadaki madenlerde binlerce insan ya çalışma koşullarından ya da bu kaynaklara erişmeye çalışan güçler arasında çıkan savaşlardan hayatını kaybediyor. akabinde cihanızı üretilene kadar yapılan hava-kara-deniz yolu taşıma işlemleri sırasında ciddi bir kirlilik yaratılıyor. cihanızın elinize ulaştığında ve bir şekilde web’e dahil olduğunuzda ise hem bu verilere ulaşmak için kullandığınız cihazlardan, hem de bu verilerin saklı olduğu cihazların tükettiği enerjiyi düşünmeniz gerekiyor. özellikle de izlediğiniz videolar. internet trafiğinin %80’ini oluşturuyor. sosyal medya tüketimi ve veri yayılım bu hızla devam ederse dünyadaki karbon emisyonunu %7’si sanal alem dolayısıyla oluşacak. bu değer dünyadaki bütün araçların yarattığı emisyon değerine eşit. hesaplamamız mümkün değil ama bu yazıyı ben yazarken, siz de okurken de çevreye zarar vermiş olduk.

muhtemelen farkında olduğunuz bu problemi hatırlattıktan sonra tamam da çözüm ne diye düşünmüş olmalısınız. günümüzün sorunu dünyaya at gözlüğüyle bakmaktan geliyor. esasında hiçbir önemi olmayan şeylere dikkat ediyoruz. gezegenin başı dertte ve pek çoğumuz kafamızı sosyal medyaya gömmeyi tercih etmiş durumdayız. problem fazlasıyla karmaşık ve basitçe çözmek mümkün değil. kitlesel bir bilinç ve farkındalık gerekiyor. hem mevcut düzeni sorgulamak ve değiştirmek, hem gerçek ihtiyaçların farkına varmak hem de bir şekilde bunu hep birlikte başarmak gerekiyor.

dolayısıyla belki de çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak yerine dünyaya daha iyi çocuklar bırakmaya odaklanmak gerek, sonrasında sorun kendiliğinden çözülebilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir