Bir takım dertleşme denemeleri

Prensiplerin yok ise her eylemin bir ahlak dersine dönüşür. Her şeyi sıfırdan yaratan dinamik bir ahlak benim için sorguya açık değildir. A katil B değil. Bu kadar merkezcilikten hep bir bok çıkar. Çıksın, böylesi bir bağımsızlık benim için içgüdüye denktir. Bir tırtıl, tırtıl tırtıl gidiyor işte derim. Doğası bu. Biri salt rasyonellikle inşa edilmiş bir içgüdü, Diğeri içgüdü. Bu konuda, en çok güvendiğimiz konu da bile diğer canlılardan aşağıdayız. Evrimsel bir hata deyin, simülasyonda bir darboğaz deyin, garip hiçbir şey yok deyin, fark etmez.-Bu arada deyin mi diyin mi hep karıştırıyorum.- Bu benim saçmasapan bir önermem olabilir. Sırf bunun dile getirilmesi bile yeter. Hatta niçe de bunu anlatıyordu kartal kapkaca çıkarsa kızamazsın derken. Sezginin, hayvanlaştığı bir mükemmellikti übermenşteki. Ahlaki içgüdüsünde hatalara yer olmayan bir varlık çok zeki olmalı herhalde. İdeali düşünmeden bulan bir sezgi. E tabi biz ya hiç olmaması gereken varlıklarız, ya da zihinsel evrimde önemli noktadaki primatlarız. İki türlü de ucubeyiz, şimdi fark ettim. Bu kusurlu halimiz, kimi zaman evrenin tüm yükünü omuzlarımıza yüklüyor. ki bu bence bu süreci hızlandıracak bir katalizör. Düşünsenize salt akıl ve hislerin karışımı bize nefreti unutturabilir. Evrenin simya laboratuvarındaki tozların başarısız karışımlarıyız. Bir sürü başarısız yoldan geçeceğiz, hatalarımız bizi yaratacak. Ben idealleşme yolundaki primatlar olduğumuzu düşünmeye devam edeceğim. Hissetmediğim noktalarda aklım ile hissetmeye gayret edeceğim. Aklımın tükendiği noktada sezgilerimi dinleyeceğim. Boktan bir çıkış yapıyorum hadi yine iyisiniz. Umrumda değil, bu işin neresinde olduğumuz. Bir gün sevgi kazanacaksa ve bugünlerde sevgi süreci yavaşlatıyorsa, ben sevginin tarafında duracağım. Ufuğa karşı oturamam.

2 replies on “ Bir takım dertleşme denemeleri ”
  1. Kullandığınız kavramların, cümle içerisinde ve cümle dışındaki anlamlarına ne kadar vakıfsınız bilemiyorum ancak bu hususta yetersiz bir text görüyorum. Metninizde, kurduğunuz cümlelerin birbirinden, gerek anlamca kopması gerek kavramların cümle içine yerli yerine oturmayışı, sizin tam anlamaya yaklaştığım sırada sitemle bir anda duygularınızı ifade etmeniz (amiyane tabirle) bir bok anlayamamama sebep oldu. Ahlak felsefesindeki görüşlerinizi de anlayamadım, lütfen bize açıklar mısınız; sevgi ve etik düzlemindeki görüşlerinizi ?

    1. text yetersiz efendim haklısınız. Bugün sevgi dediğimiz kavramın kökeninin daha rastgele ve ilkel bir davranış olduğunu düşünüyorum, bilimsel hiçbir dayanağım olmadan. Bu davranışın, arketipinden artık çok uzak olduğumuzu ve bu yapının derin ve girift bir hal almasının anlaşılmasını ve yorumlanmasını güçleştirdiğini ve bu durumun sevgi üzerine düşüncelerimizde hatalı yaklaşımlar yapmaya sebep olabileceğini düşünüyorum. O yüzden sevgiyi, sevgiye herhangi bir anlam yüklemeden bugün yarattıklarımızın ve gelecekte yaratacaklarımızın iskeleti olarak görüyorum. Sevginin yolculuğunda, tür olarak sevgiden şüphe etmemiz gereken süreçler olabileceğini, bunun bizlere öğreteceği şeyler olduğunu ama bu sürece zarar verse dahi şimdiden o varış noktamız olduğunu düşündüğüm her eylemi sıfırdan, geleneklerden, öğretilerden uzak değerlendirip ona göre aksiyona geçmeyi ilke edinmiş düşünce biçiminin mantığına uygun olarak, sevgiye mekanik şekilde yaklaşıp ona değer atfetmiyorum elimden geldiğince. Zihinlerimizi bu şekilde çalıştırmayı başarırsak, çıkaracağımız sonuçların çok akılcı olacağını ve doğru-yanlış ekseninde bir değerlendirmeye ihtiyaç duymadan yargılarımıza güvenebileceğimizi düşünüyorum. Kendi paydama konuşma hakkım varsa daha üst bir bilince ulaşmamızın temel faktörünün sevgi olduğunu ve O bilince giden yolda sevgiye kayıtsız şartsız sarılmam gerektiğini hissettim. Kusura bakmayın açıklamakta yetersiz kaldı isem. iyi günler dilerim :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir