Menü Kapat

Bir Memleket Gibidir Gemi

Bu sözlerle başlar “Gemide”. 99 yılında, bi’ sürü zorluk, parasızlıkla çekilmiş. Filmin görünen tarafı, bir gemiye bir kadın girmesiyle gemide düzenin bozulması olsa dahi, aslında film genel olarak bir ülke eleştirisidir. Bu içinde bulunduğumuz, üzerinde delikler olan ve yavaş yavaş su alan geminin eleştirisidir belki de.

“Bir memleket gibidir gemi.” repliğidir duyduğumuz en başta, İdris Kaptan, uçuk kafasıyla anlatmaya başlar, geminin başbakanını, başbakan yardımcısını ve vatandaş – memurlarını. Bir başbakan olarak, kararları verme gücü ondadır, bu kararların sorumluluğunu üstlenme zorunluluğu da. “Başbakan Yardımcısı” olarak tanıttığı Kamil ise, vatandaşlar ile başbakanın iletişimini sağlayan, Ali’ye, Boksör’e görevlerini bildirir, tutanak tutar, yazışmalarla, bilgi – işlem ile uğraşır. Bürokrasiye benzetilebilir bu yönüyle. Ali normal vatandaştır, sönük, başkaldırmayan, sadece bir başkası başkaldırdığında, onun açtığı yoldan nemalanmaya çalışan. Boksör ise, başkaldırır, kendi çıkarı için zira. Belki bireysel bir devrimci ya da bireysel bir anarşist olarak görülebilir boksör, işleri yokuşa sürüp düzeni bozan vatandaştır.

Gemiye sonradan dahil olan kız ise, devridaim halinde çark gibi işleyen düzeni bozan, düzene yabancı, “Öteki” olandır. Bu “ötekileşmenin” düzenin içinde ortaya çıkmasına sebep olan ise düzenin sorunlu çarkı Boksör’dür. Ötekileşme ortaya çıkınca, sürekli işleyen çark işlemez hale gelince, İdris ve Kamil artık bir çözüm bulmaya çalışmak durumunda kalırlar. Bu çözüm bulma arayışı, yöneten ile yönetilen arasındaki iletişimi sağlayan mekanizmanın aslında ne kadar çürümüş olduğunu ya da bu mekanizmanın ne kadar kolay bir şekilde yozlaşabileceğini göstermek dışında bir işe yaramaz. “Öteki” olanı bile kendisi gibi sayıp koruduğunu söyleyen bu mekanizma, aslında ancak kendi çıkarını düşünmektedir.

Yönetilenler ve yöneten aslında birbirlerinin yansımaları gibidir. Yönetilenler, ancak yönetenin onlara sunduğu ile var olabilirler. Zira, hayal dünyaları bile yönetenin, İdris Kaptan’ın, kafası iyiyken anlattığı hikaye ile çalışır, cinsel ihtiyaçları bu hikaye ile tatmin olur. Ali, kız ile sevişmenin hayalini kurarken bile, İdris’in anlattığı hikayeyi yaşamaktadır hayalinde. Yöneten ise, ancak yönetilenlere kendini anlatarak, ancak onları yöneterek var olabilmektedir.

Sistem öylesine yozlaşmıştır ki, bir gün denize atmayı planladıkları “Öteki” olanı, ertesi gün kendi içki masalarında oturtup, içki, yemek ikram edebilirler.

Bu anlattıklarım bana çok uzak bir senaryo gibi gözükmüyor hiç, özellikle de şu günlerde.  99′ depreminin olduğu gece televizyonda Gemide var imiş, denizden inşaat için kum çeken bir geminin içindeki 4 adam ve 1 kadının hikayesi. Ve şu cümle duyulmuş o gece:

Mahşer günü bütün binaları deniz geri isteyecek, batan tüm memleketler gibi. Deniz kumu önünde sonunda geri alacak. Çaresi yok bunun.

 

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım