Italo Calvino’nun Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu adlı yeni romanını okumaya başlamak üzeresin. Rahatla. Toparlan. Zihnindeki bütün düşünceleri kov gitsin.

Bir kitaba böylesi cüretkâr sözlerle başlamak aklı başında bir yazarın işi olamaz. Açık artırmada önerdiğiniz fiyatı karşı tarafı beklemeden artırmaktan gibi bir şey bu. Yine de bu tavsiyeye uyuyorum. Yazarın çıplak ellerle davet ettiği düelloyu kabul ediyorum. Henüz bir kaç sayfa geçmeden kitabı fırlatıp atma aşamasına geliyorum. Ve cambazın oyunu başlıyor. Metin yeni alemler inşa edip yıkıyor, zihnim o enkazların altında “Neden  yaptın bunu?” diye haykırırken elimden tutup beni bambaşka bir aleme fırlatıyor. Ve başlangıçta söylediklerinin  cüretkâr olduğunu düşünmekle fazla cüretkâr davrandığımın farkına varıyorum. Ah , evet dehanın beraberinde gelen bir kapris bu. Oynamak istemiyor, bunun için fazla iyi. Yine de oynasaydım bu pazu güreşinde hiç zorlanmadan hepinizi alt ederdim demekten geri durmuyor. Postmodern bir okuyucunun dünyasını önünüze seren, “Neler dönüyor ?” sorusuna cevap ararken kendinizi kitabın baş rolünde bulduğunuz, insana romanların arasından geçen bir trende hissettiren bir kitabı okurken bir anda Ludmila’ya aşık oluyorum,  sayfaları karıştırırken aklımda sadece atılacağım macera değil, Ludmila’nın izlerini bulmanın telaşı da var artık. Hikayelerden, inşa edilmiş bu hikayenin içinde kayboluyorum ve Calvino’nun dehası önünde eğilirken okur olmanın rahatlığını hissediyorum.

indir . italo calvino – bir kış gecesi eğer bir yolcu (.pdf)

 İşin kötüsü kız senden daha çok roman okumuş, özellikle yabancı yazarları tanıyor ve müthiş bir belleği var; romanlarda geçen belli olaylardan söz ediyor ve sana şunu soruyor: “Henry’nin teyzesi ne demişti hatırlıyor musunuz?” Üstelik bu konu senin ortaya attığın kitaplardan birindeydi; ama sen kitabın sadece başlığını biliyordun, o kadar ve bu kitabı okuduğunun sanılması hoşuna gitmişti. Şimdi yuvarlak yorumlarla bu badireyi atlatman gerektiği için pek umut vermeyen birkaç söz bulup söylüyorsun: “Bana biraz yavaş ilerliyor gibi gelmişti,” ya da: “Alaycı bir yanı olduğu için hoşuma gitmişti.” Kız bu sefer şöyle deyiveriyor: “Gerçekten öyle mi düşünmüştünüz? Ben buna katılmıyorum.” Sen bu sefer bozum oluyorsun. Bir ya da en çok iki kitabını okuduğun için ünlü bir yazardan söz etmeye başlıyorsun; kız hiç duraksamadan yazarın külliyatını sıralamaya başlıyor ve hepsini mükemmel biçimde tanıdığı ortaya çıkıyor; eğer bazı konularda tereddüdü varsa bu daha fena, çünkü sana bir soru yöneltiveriyor: “Peki o ünlü kesik fotoğraf meselesi şu kitapta mıydı, bu kitapta mı? Hep karıştırıyorum.” Kızın kafası karıştığı için sen bir tahmin yürütmeye kalkışıyorsun. Ama o, “Nasıl olur, ne diyorsunuz? Olamaz,” yorumunu yapıyor. Eh, haydi ikinizin de kafasının karıştığını düşünüp kapatalım bu konuyu.