Bilal Erdoğan’ın bir geri zekalı figürü haline getirilmesinden büyük rahatsızlık duyuyorum, tostunun üst tarafını yırtıyor ve etrafa yayılan buharın arasından taze yüzünü izlemeye devam ediyorum, bunun sebebi geri zekalı olmadığına dair düşünce ya da merhametimden değil; politik karalamacılığın açık ve güncel bir örneği olmasından kaynaklanıyor diyorzeka,beden ya da özneyi var eden her durumun toplumsal normlar ile çakışıp nötr ya da negatif özellik gösterdiğinde bireyin yanında olmayı kendine görev biçen geleneksel sol, 17 Aralık’tan bugüne Bilal Erdoğan hakkındaki tüm haberlerde cımbız haberciliği yapıp Bilal Erdoğan’ı herkesçe kabullenilmiş bir geri zekalı figürü haline getirerek sanal bullycilik oynuyor, bu sırada her ne kadar öyle değil gibi davransa da sesi ağzında yemek olan birinin sesi gibi çıkıyor, çeşitli toplumsal baskılara yılarak intihar eden kadın, lgbt, işçi ya da farklı birey haberleri ile toplumu ucundan da olsa eleştirmeyi severken bu senaryodaki kendi rollerinin farkındalığına göz yummaları bu tarafın sevimli bulunabilecek iki yüzlülüklerinden biri,  ikinci ısırığını aldığı tostundan dudağının kenarında kalan ketçabı işaret parmağının estetik bir hareketi ile oval halindeki dudakları arasında yok olmasına izin veriyor ve beynimde havai fişekler patlıyor, haliyle farklı sorular absürt şekillerde vuku buluyor; geri zekalılık hangi koşul ve durumlarda aşağılanabilecek bir durum olma özelliğine sahip ya da  bir insanın bedeni, ırkı ya da cinsiyeti gibi durumları hakkında eleştirinin çarpıcı caydırıcılığı yanında kişiden kişiye ve farklı hastalıklara göre değişebilen zeka ve olası geriliği durumu neden böyle aleni bir şekilde eleştiri konusu, siyah ojeli elleri ile kolasına uzanıp içmek için kafasını kaldırdığında soluk beyaz tenini ve boğazını, ince ve boynunda beklenmeyen yeni çemberler oluşturma çabasındaki kolyesini görüyorum; bu yoğun estetik bombardıman karşısında Aborjin ya da Maya’nın da büyüleneceğine dair hiçbir şüphem yok, yoksa geri zekalılık aslında toplumun norm standartlarına uymayan, gök kuşağı dilli, marsmallow kokulu, vegan unicornlar”ın  psikiyatri bilimi tarafından çarpıtılan bir hayatı algılama biçimi midir, dinlediğimden emin olmak için gözlerime baktığında söylediklerini gerçekten dinliyorum gibi bir yüz ifadesi ile karşılaşıyor, işin aslı bu sorular pek de umrumda olmuyor, Dünya’ya karşı ümit besleyenler ve Dünya’ya karşı ümit besleyenlerin ümidine karşı ümit besleyenlerin Dünya’sında böyle farklı parametreler ile günde çoğu kez karşılaşılabiliyor, peçetesini ağzına götürdüğünde dudaklarını en önde birleştirerek önce üzerlerinde hiçbir kırıntının kalmamasından emin olmak istiyor, tramvayda yanında oturan yeşil parkalı bir çocuğun gözlerini elinde tuttuğu kitaptan ayırmayarak içinde bulunulan dönemin koşullarının Ekim Devrimi’ne çok benzediğinden bahsederken geğirmemek için midesinden gelen ani gaz saldırısına işaret parmağını dudağı ve burnu arasında narince koyarak karşılaşıyor, ülkenin aç ve cahil yığınlarının sosyalizme sarılacaklarından bahsedip biraz da Lenin övdükten sonra gitti, kimse sorunun kaynağına inmiyor; bayraklar, imaj, yeni bir sevgili ya da hayatın boşluğunu kapatacak bilgi iktidarı ardında pörsümüş gerçek beyinlerinden o kadar uzaklaşmışlar ki başkaları tarafından görülmediklerini düşünüyorlar,  garson ile göz göze geleceğini anı bekleyip havaya imza atıyor ve garson bu havaya atılan bu imza eylemini onaylayan bir baş hareketi ile farklı bir eyleme geçiyor, proleteryanın yapacağı devrimde ‘tembel ve aklı başında olmadığından günün çıkarına göre davranan oportünist proleteryayı’ ayaklandırıp yeni iktidara proleteryayı koyarak proleterya günümüzde tüm olumsuz niteliklerinden de sıyrılarak bir iyilik timsaline dönüyor diyor ve  sinsi gülümsemesini sergileyen dudaklarına sigarasını götürdüğünde ateşlememe fırsat tanımak için bu işlemi ağırdan alıyor ve çektiği ilk fırtın ardından kendine gelişini gözlemlenebiliyor, zaten bana kalırsa ben hariç herkes geri zekalı, ama sağda solda bu geri zekalıya geri zekalı diyen geri zekalılar gördükçe kendimi eğlencemden mahrum edilmiş hissediyorum diyor, 1.73boyunda, 60 kilo, 21 yaşında ve sonsuz reddedişin yılgın hazzının üçüncü evresinde, saçının yüzünü kapatma oranını, vücudunun eklem yerlerindeki zarif mimariyi ve nereye bakarsa baksın orada olduğundan asla emin olunmayan bakışlarını seviyorum diye düşünüyorum,o ise devrim düşüncesi temelden hatalıdır diyor, bir başlangıç, yol ve amaç içeren her şeyin hatalı oluşu gibi,  ben buradan dönüyorum diyor eli ile başında olduğumuz sokağın ileri taraflarını göstererek, herkes bir yerden dönüyor, hayatının en kötü zamanında intihar etmene Tanrı izin vermez, diye düşünüyorum , bu bir hiledir ve bu yüzden Dünyaya anında bir kurtarıcı yollanıp seni önce uyuşturup ardından daha kötü bir ruh halinde bırakır, o yüzden intihar için’ en kötü zamanlar’ değil ‘kötü zamanlar’ tercih edilmelidir, diye düşünüyorum, bu yüzden hidroflorik asit tankına girmeden önce iki ayağıma ve sol kulağıma ateş edip Coldplay dinlemeyi akıllıca buldum,