Menü Kapat

Ben Morrison olmak istemezdim

Tahminim şu ki insanoğlunun hayattan beklentileri evrendeki gezegen sayısından fazladır. Bir örnek vermem gerekirse mesela ben ünlü olmak istemem ya da sahneden aşağıya seyirci atmak. Bence Jim Morrison da istemezdi ama oldu işte.

Her neyse Morrison maceram başladığında mevcut iktidar partisi henüz bir parti bile değildi, ilk defa dağlarda kırlarda kamp yapan bir kaç hippi’den duyduğum, beni mutluysam daha mutlu, üzgünsem daha üzgün bir ruh haline sürükleyen tuhaf adamdı Morrison.

Biraz daha büyüdükçe biraz daha ona benzemeye başlıyordum ta ki 8/4 bir işe girip yaşlanmayı bekleyene kadar. “Düzen ve Morrison”, sanırım her şey hakkında yazabilecek kadar yetenekli olan bu adam bile bu sıfatı ve bu ismi yan yana kullanamazdı. Ben de öyle düşündüm ve yeni hayatıma alışmaya başladım fakat tek bir gün tatili olan biz asgari kesimin en sevdiği şeylerden biri özüne, doğaya sadece 1 günlüğüne dönebilmesidir.

Doğaya dönüş içe dönüştür, insan zihninin sonsuzluğu 1.2m’lik kaldırımlarda düzenli adımlar ile ilerleyebilmek, araçları seyredip trafiği tahmin etmek veya tokilerin arasından gökyüzünü görebilmeyi ümit etmek kadar ufak işlerle hiç bir zaman ilgilenmemişti. Örneğin Morrison’a ilham veren bir çiçeğin güzelliğini ben de fark edebilirdim, ancak okulda fizik, iş hayatımda hırs, aparmanımda ise bahçe olmadığını gördüm.

Sonra ben istemezmiydim deniz kenarında, doğayla bütünleşmiş bir evde hayalini kurduğum bir hayatı? Ancak insanoğlunun yalnızca insan olduğu için görmesi gereken saygıyı dahi kazanılması gereken bir değer olarak gören bir cemiyette nasıl olurda o çok kutsal görevlerimi bırakıp da hayallerimin peşinde peşi sıra kürek çekeyim?

Gençlerden içinde bulundukları cemiyete ekonomik olarak katkı bekleyen bu güruhun anlamadığı şey değeri olmayan suretlere değer biçmesidir. Örneğin Göbeklitepe’yi önemli kılan nokta tarihte ki ilk ibadet yeri olmasıdır, 10.000 yıldır ayakta durabilmesinin yegane sebebi budur, peki 500 yıl sonra yaşayan toplum için doğası katledilmiş, denizi zehirlenmiş ve ormanları yok olmuş sahil kenarındaki 5 yıldızlı bir otelin değeri ne olacaktır? İşte saygı değer büyüklerimin anlamadığı nokta budur, doğanın bozulan dengesini düzeltebilmek, seçim döneminde kat çıkmak kadar basit bir iş değildir.

Benim neslim için 68 kuşağı anarşist, Woodstock ütopya, aşk ise yatağıma peşi sıra daha çok insan girmesi demek, kariyer desem insanları kontrol edebilmek, hadi sizde gurur deseniz okumadığım kağıtlara imza atarak son onayı vermektir derdim.

Peki ama 2-3 kuşak öncesi nice Jimler ve Morrisonlar tüm dünyada kendi inandıkları doğruları, karşıt görüşlerini ve geleceğini bu denli savunabilmiş, yalnızken hayal etmiş ve hayallerini topluluk olarak gerçekleştirmişken, bizim kendimizi hala arayışımız neden? Aşağı yukarı 70 yıllık ömrümüzü 27’sinde ölenler kadar yaşayamamak nasıl bir hayal kırıklığıdır.

İşte bu yüzden ben Jim olsam Morrison olmak istemezdim, sıradan bir Jim olurdum, hayallerimi hayal, yanlışlarımı ise doğru olarak yaşar giderdim. Çünkü benim neslim için önemli olan göz önünde olmak ve başka hiç birşey yapmamaktır. Sıradan bir Jim isen kimse senden nefret etmez…

etilen sosyete . 2003 - 2018 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.

paylaşım