Ben de yazayım…

Etilenle çok uzun zamandır sevişiyoruz, çok uzun soluklu bir ilişki oldu. Nerdeyse birbirimizi yaşadık, yaşattık. Ama ne oldu bilemedim araya giren kilo metreler mi yedi bitirdi bizim iletişimizi anlayamadım, soğuttu beni kendinden. Sadece şikayet eder oldu, hiç fikir üretmeden.

Belkide doğduğu şehirden etkilendi… Beden öğretmenimizi çok sevmezdim, ama okulun ilk haftası bize bir şey demişti: “Zeki insanlar ortamlarına uyum sağlar, ordan almaları gerekenleri alırlar” diye. Yanlış bir sözdü ama etilen bunu doğrularcasına zekilik mi etti naaptı?.. Şehrin emolarının arasına katıldı. Evet belki saçını fönlemedi, gözüne kalem çekmedi ama küçük emrah gibi hep ayrılamam türküleri söyledi. İçli bir çocuktu orası doğru ama gözü pek bir o kadarda anlayış ve hoş görü sahibiydi. Arkadaşlarının derdini dinler, kendi dertleriyle alay eder gülümsetirdi insanları. Dünyayı kaale alırdı buna rağmen derslerine çalışmasada çalışmasının gerektiğini öğrenmişti. Çünkü öyle yada böyle birşeyin çarklarıyla dönerdi dünya, sıkıntının işine geldiğine göre çalışan çarklar olduğunu onların bozukluklarının giderilmesini düzelmiyeceklerin değiştirilmesini savunurdu. Makinenin yıkılmasını değil!

Bazı bazı haytalık ettik, bazı bazı fakir gezdik, tükettik. Ama bunların hiç biri olmadı benliğimiz. Özgürdük evet, ama bunun nedeni kimseyi dinlememiz değildi. Bunun nedeni kendi kafamızda kalıplara girmedik, hep objektif olucaz dahil olmuyacağız diye yineledik, bazılarımızın babası solcu bazılarımızın babası sağcıydı, ona görede eğitimler aldık. Biz bunlarıda reddetmedik, daha büyüğünü başardık ikisinede dahil olup ikisininde taraftarı olmadık. En fazla taraftarlığımız futboldaydı, onun maçlarınıda beraber izledik. üœzümü bırakın yemeyi, yiğemesek bile bağcıyı dövmedik.

Aramız mı açıldı ne? Uzak mı kaldık birbimizin muhabbetlerinden, ya ben değiştim ya da hergün resmini üzerimde taşıdığım etilen mi değişti bilemedim. Ne desem?..

“Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu.”

6 yanıt: “ Ben de yazayım… ”
  1. ikinci katta yalan oldu bu arada, sait abiyi de dün gördük playstation oynarken denk geldi gitmemiş hala askere.

  2. ben de özledim ben de!
    saka maka okudukca su “gözden irak olan gönülden de olur” gibilerinden bir misyon yükledim bi an kendime. oysa ikinci katta aksamlari “cay partilerini”, “seker fabrikasi” miydi o ictigimiz ya da survivor ile yol muhabbetlerini, kimin eviydi o duraktaki adamlara camdan nisan aldiginiz olaylari.. özledim lan ben de etileni.

  3. hani benim yeni kapağım nerde? Hani yazılarım? diyerekten ağlıyor üçülen otur yaz-çiz papara papara konuşma :)))

    “en uzak mesafe ne afrika’dir, ne çin, ne hindistan, ne
    seyyareler ne de yildizlar geceleri isildayan…
    en uzak mesafe iki kafa arasindaki mesafedir birbirini anlamayan…” Demiş Can Baba.. Bizim öyle bi sorunumuz yok çok şükür-aksine bu yüzden biraradayız- kilometreye koyayım sana bişey olmasın abocan..

  4. değişen birşey yok apom, herşey hala aynı. araya giren de kilometrelerin yanında günlük yaşam kaygısı. yine bir toplanıp oturabilsek 7-8 kişi sen de göreceksin değişen birşeyin olmadığını.

    sadece vakit yok artık çok fazla senin dediğin anlamda “çözüm üretmeye”, şikayet etmeye vaktimiz kaldı, ya da bilmiyorum belki de biz tembelleştik.

    bu dönem konuşmaya başlıyoruz tekrardan. hani nerede senin fanzin yazın?

survivor için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir