Avatar; en yüksek bütçeli ucuz film…

James Cameron’dan 2.5 saatlik klişeler geçidi. Kızılderili ya da Afrika yerlisi katliamının alegorisini yapıyor. … güzel. Farklı iki kültür, birbirlerine uzaylılar gibi yabancıdır altmesajı?.. pekiyi. başlıyoruz. ama ilk yarım saatten sonra ne oluyor? ilkkan tarzı asimetrik dövüş, kan sporu tarzı intikam, diehard ve independence day tarzı aksiyon filmi izliyoruz.

Mavi adamları ilkel şamanik kültür biçiminde İnsanla doğa arasında ruhsal bir bağlantı olacağını kimseye yediremeyeceği için James Cameron, gezegenin bütün yaratıklarından fiberoptik kablolar çıkarmış. onları birbirine iliştirip anlaşıyorlar.

2 boyut yetti, 3 boyut olsaydı kusardım herhalde. Baktım sonunda Diehard/LethalWeapon çizgisinde bir esas oğlan-başkötü dövüşü yaşanacak, sonunu izlemeden kapattım.

12 yanıt: “ Avatar; en yüksek bütçeli ucuz film… ”
  1. j.cameron çıkarıp al fatihçim hasılatın yüzde onu mu diyo ulan bana..s.kmişim avatarı da mavatarı da.. benim yalnızlığımı film yapsın mına kodumun holivudu..böyle 8500 boyutlu..seyirci içorganlarımı filan görecek şekilde.. hatta osuruk kokusunu dahi alacak burunlar..öyle bi teknoloji yani…

  2. İzlemeden önce burayı okudum öyle gittim filme ama ,

    konu çok klişe bir adam ilk başta kötüdür sonra aşık olur iyilere geçer onlarla savaşır.
    Savaşma sahneleri olmamış be abi çok can sıktı en başta ne kadar güzeldi oysaki hep öyle gidebilirdi.
    tamam savaştılar vs. onu da anladım da keşke devamını biraz gösterselerdi bari çok yarım kaldı benim için çok sinir oldum.

    görsellik konusunda bir şey diyemiyeceğim ama gerçekten izlerken çok keyif aldım renkler vs. çok ama çok güzeldi.

    Kötü film değil kesinlikle ama buggleyeyes’in dediği gibi keşke savaşma yerine daha farklı şeyler olsaymış. neyse artık…

    bu arada little big man gayet iyi film. :)

    not: 3d olarak izledim.

  3. Bu da heyecanlı Amerikan gençlerinin filmin korsanının yapılmasını bile nasıl projeye döktüklerinin videosu, ilgilenenlere…
    http://gizmodo.com/5435497/the-making-of-avatar-the-bootleg

    Ama garip olan buna neden proje gibi yaklaştıkları, bu kadar heyecanlandıkları. Ben açıkçası anlamadım, hayır fikri mülkiyet üzerine bir söylemleri de yok ki…Tek espirisi filmi 2 açıdan (önden ve sağdan) sinema çekimiyle kopyalayıp üç boyutu tekrar simule ederek korsan çekim oluşturmalarıymış ama ikna oldum mu, inandım mı? Hayır.

  4. amerikaden güzel film de çıkabilir dediğim için her amerikan filmini sevmem mi gerekiyor? bu çıkarımı nasıl yaptın? balığın mı az geldi yoksa?

  5. ilkel sadece modernizm açısından bakıldığında negatif bir anlam taşır. şaman kültür ilkeldir. modern değildir, modernizm, pozitivizm ve pragmatizm üzerine kuruludur. aksi “ilkel”dir. önceki yazılarımı oku; orda burda yakaladığın tek tük kelimelerden zorlama çıkarımlar yapma.

  6. Filmi 3 boyutlu izlemenin önemi, filmin bu yanıyla önplana çıkarılmış olması ve bu teknikle çekilmiş olmasından dolayıdır. ‘İlkel şamanik’ ne demek anlamadım bu arada. Şamanizmi ilkel yapan nedir ? Madem Amerikan filmleri seviyorsun, bu filmi neden sevmedin onu da anlamadım. Bir düşünür şöyle demiş, ”Amerikan sineması, film bantlarına konulmuş ideolojidir.” Emperyalizm ideolojisi. Ayrıca yemişim Avrupayı’da Amerika’yı da. Ben geçen gün 24 kanalında Batı Beyrut diye bir film izledim dehşetti. Keşke izleseydin de böyle cahal kalmayaydın ahahahahahahahahahaah :)

    Bana artis dedin ya, Allah yazdırdı sana o satırları, artis gibiyimdir gerçekten de :)

    buggleyeyes senin internet yine koptu galiba 4. ve 5. yorumun arasında ahahahahahahahahahaha :) Hacım tetenet kullanıyorsan hemen bırak başka bir nete geç öptüm yanaklarından :)

  7. yarım kalmış olmasına rağmen bu yazımın başından ya da orta paragrafından anlamadıysan da, önceki 2 yazıma bakarsan genel olarak derdimin avrupa-amerikan sineması falan değil, kültürler arası farklılıklar-iletişim, kayıp kültürler vs. olduğunu açıkça görürsün. ama artislik yapacak, bilgin olan konuda konuşacak yer bulmuşun atla hemen. banane lan senin avrupa sinemandan artis

  8. benzer bir konuyu oldukça naif bir tonda da olsa güzel işleyen film “little big man”dir. izlemeyene öneririm. amerikan filmidir. iyidir. avrupa sineması tadı beklemiyorum, avrupa sinemasından bihaberim, sinema meraklısı da değilim. ama amerikadan güzel şeyler çıktığını görmüşlüğüm var. bunun kötülüğünün sebebinin de “amerikan” değil “gişe” filmi olmasında yattığını düşünüyorum.

    günlerce peşimi bırakmayan amerikan filmleri vardır. hatta gişe filmleri arasında bile ilham verici olanlara rastlanabilir. en çok etkilendiğim yönetmenlerden biri sidney lumet’dir. amerikadan konu seçimi ve işlenişinin dolu dolu olabileceği filmler çıkabileceğinin kanıtıdır. yani senin metaforunla ahırda inek haricinde at, koyun falan da oluyor.

    yine kızılderili kültürü çatışmasıyla ilgili olarak “thunderheart” güzel bir filmdir. bu konu hakkında çekilmiş iyi avrupa filmi varsa onu da örnek verebilirsin tabi. tabii maksadın milletin açığını yakalıyıp “bakın ne kadar akıllıyım” demekse, ben daha çok açık veririm sana merak etme. ama karşında gerizekalı olmadığını düşünerek yazarsan belki sen de birşeyler alırsın bu diyalogdan. internetten korsan olarak izlememin konuyla ne alakası var? aynı şekilde 3 boyutlu izlenmesinin ne alakası var? ben burda görüntü yönetmenini mi eleştirdim?

  9. internetten korsan olarak bir amerikan filmi izliyorsun. bir ‘amerikan filmi’. güçlünün ve zayıfın, iyinin ve kötünün altının kalın çizgilerle çizildiği ‘heroism’ filmi. bu filmin 3 boyutlu olarak çekildiği ve bu şekilde izlenmesini de söylememe gerek yok sanırım. senin yorumun, ” geçenlerde bir ahıra girdim ve şok oldum, içerisi inek doluydu!” demeye benziyor. inekler ahırlarda yaşar. gerçek sinema gerçek hayattan beslenir ve bu da filmin sıkıcı olması anlamına gelir. amerikan sineması gerçeği süsler, cilalar ve nasıl olmuş diye sorar. sen de eğer bir amerikan filminden bir avrupa sineması tarzı beklersen , sana bol bol balık yemeni öneririm.

  10. ben verdim allah kahretsin, o ne lan, sinemaya gitmek zengin eglencesiymis yemin ediyorum.

  11. ben bu yazıyı yazarken internetim koptu. aslında daha bayağı birşeyler vardı. onları da kaybettim. sonra da tekrar yazmaya üşendim…
    yine de download edin şöyle bir bakın. fiberoptik kablolara rağmen doğayla yaşayan şaman kültürü tanımlaması insanı biraz heyecanlandırıyor. sinemaya amman ha para vermeyin derim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir