Menü Kapat

Yazar: Vin Cristine

Maurizio Anzeri*

Birkaç insan aynı anda yanlış bir yoldan gitti mi, yanlışa bir davet sunar ötekilere. Ötekiler, yanlış yollan gittiklerinin farkına vardıklarına vardıklarında buna inanmak istemez ve suçu kendilerinde aramazlar. Biat etmeye meraklı bir hayvan türü. Konuşan, dinleyen, bakan, gören fakat düşünemeyen çünkü düşüncenin bir suç, düşüneninse suçlu olduğuna inanan bir hayvan türü.

Eski pazarlardan bulduğu fotoğraflara nakış işleyen bir 1969 doğumlu İtalyan sanatçı Maurizio Anzeri’nin çalışmaları. Eserlerini  Saatchi Gallery’de yayınlıyor. Çalışmalarının bir kısmı bunlar. En azından buradan bakılmış, görülmüş olanlar. Göz atılmalı. Bir yanlışa mı davet ediyorum yoksa sizi? Hayır. Sanat, öyledir ki, aldatmaz, aldatılmaz ve biat edilmek arzusu barındırmaz içinde. Fikir çoğunluğuna göre zengin ve mutlu edicidir ama asla çoğunluğun gitti tarafı göstermez, doğru değilse, sadece seçildiği ve sevildiği için; çünkü dürüsttür sanat ve bağımsızdır. Friedrich Schiller “Sanat özgürlük tarafından emzirildikçe büyür.” demiştir. Özgürlüğün memeleri olan bir anne olduğu yerdir sanat ve o memeden akar süt, düşünüp üretmeye devam ettikçe; büyüten, yetiştiren.

porque amar y cantar eso cuesta*

Becho, kemanını, ölmek üzere olan küçük bir çocuğu yanaklarından öper gibi çalar. Çünkü bundan ibarettir yaşamı; ezgilerin içinde uçuşup giden zaman ve ağaçlar.

Becho, aşklarını da kemanını çalarken olduğu gibi, tutkuyla yaşar ve sadıktır hep.  Budur onun için başlangıç çizgisi iki kişilik bir yaşamın; tutku ve sadakat. Tıpkı kemanıyla arasında olduğu gibi.

Becho, ölüme hazırlıklıdır her an. Çünkü gördü insanın toprağın altına çırılçıplak yerleştirilen bedenini; ve kendi ölüm şarkısını kendi yazdı kemanıyla. Ama biliyordu çalacak kimsenin olmayacağını.

Becho, bir vaha arar rüyasında gördüğü çölün ezgisine. Bulduğu vahada giderir yoksun olduğu ne varsa. Fakat, elbette karşılıklıdır iyilik. Vahaya gövdesini satar en sevdiği şarkının. Çünkü bilir Becho bedelini aldığı her şeyin.

Ve kendi için bir şarkı çalar Becho. Dans etmek için aynanın karşısına geçtiğinde, vücut bulmamış bir boşluk, hiç varolmamış bir (öte) varlık olduğunu öğrenir kendisinin. Katlanamaz buna; ve öldürür kendisini bir orkestra eşliğinde, aslında hiç var olmayan.

Ölümünden yüzyıllar sonra, Becho için şarkı yazar biri. Böylece anlaşılır Becho’nun aslında yitik insanları anlatmak için yaratılmış,  Sembolizm’in kucağında uzanan bir çocuk olduğu.  Meryem’in kucağında yatan İsa heykeli gibi. Çarmıhtan henüz indirilmiş; ne ölü, ne diri.

bir orkestrada keman çalar Becho
o, savunmasız çocuklar gibidir
hayatı, ona acı veren bir kemandan
başka bir şey değildir.

aşkı anlatan ve küçük çocuklar gibi
masum olan kemanlar, içindeki çıkmazı seslendirir
becho, acıdan ve aşktan söz etmeyen
güçlü bir kemanın ezgilerinin peşindedir.

Becho’nun kemanı aşkı tanımasa bile,
onun hissettiği gecedir
pişmandır kemanı çağıran,
döndüğü yer hüznün sonsuz ezgisidir.

kederli kemancı çocuk sakinken bile,
çalmasa da kahverengi ahşap kelebeği
ruhundaki hiç susmayan ses
kemanın içli sesidir.

hem yaşam, hem ölümdür keman,
onu çalarken, Becho göklerdedir
çalamaz olur, ayrılır orkestradan
çünkü sevmek de çalmak da bedelsiz değildir.

1915 vebası ve Lili Marleen’i öpmek

Sen, Lili Marleen,
gördüğüm bütün düşlere
bembeyaz teniyle bir barış kuşu gibi
uçup gelen genç ve akıl almaz güzellikteki tek şiir;

ben sırtımda tüfek, yanımda nöbetçi yoldaşım Arnolf’la,
karanlıkta bir düşmanı, bir de seni seçebilecek
keskin ve aşık gözlerimle
nöbetteyim, bozguna uğratmak için hainleri

ve yalnız seni düşlüyorum soğuk hava
saçlarımın arasından süzülüp giderken
seni istiyorum, savaşın içimde bastırdığı
tüm arzularım ve sevgine duyduğum özlemle

savaş bittiğinde Lili Marleen,
top, tüfek sesleri kesildiğinde
halk coşkulu marşlarla dans ederek kutlayacak
kurtuluşunu istikbalinin

benim gözlerimse yalnız seni arayacak Lili Marleen,
zaferi, seni ilk kez gördüğüm o gece
sokak lambalarının aydınlattığı omuzlarını
ve gerdanını
öperek kutlayacağım

ben;
26 yaşında, Alman asker ve işe yaramaz bir şair
Ernst Heiner Brecht;
sen, 19’unda
savaşta susuz kalmış askere çeşme,
pusuya yatmış düşmana bozgun
yıllarca kan ağlamış vatana gelen müjde kadar güzel sen;
Lili Marleen

yurdumun ve ikimizin istikbalini kurtaracağım gün;

sevebilecek misin beni
sağ çıkabilirsem cepheden?

A hesıtant fırst kıss*

 “kitap neredeyse okunmaz bir el yazısıyla, viskiye bulanmış sözcüklerle yazılmıştı.
“işte hepsi bu,” dedi, kitabı bana verirken. “yirmi yıl.”

O kadar kirli ki ellerin, bilmiyorsun seni temize çıkaracak ne bir din, ne bir şehir, ne bir gölge bir bilge’ye ait. Girdiğin her suya bulanıklığını bırakıyorsun; seni şikayet etmek için bir kurum, bir yetkili arıyorlar. umurunda değil. Bir ırmak ararken yıkanmak için, nafile ama, bir ağacın gölgesinde uyuyakalıyorsun. Rüyanda bir şarkı söylüyor dallarda kuşlar; hep bir ağızdan. Orkestra orman. Sen rüyada bile olsan bilincin hep aynı yerde, en çok bundan nefret ediyorsun. uyandığında unutmamak için her kelimesini ezberliyorsun şarkının. Geri dönüp; “sizi bir daha nerede bulabilirim?” diye soruyorsun kuşlara, “bulmayı en çok istediğin yerde.” diyorlar. Boynunda bir ağrıyla, üşüyerek uyanıyorsun o ağacın altından. En çok bulmak istediğin yer’i arıyorsun o şarkıyı bir kez daha duymak için. Aradan tam 20 yıl geçiyor. Bulmayı en çok istediğin yerin aslında varolmadığın herhangi bir yer olduğunu anlıyorsun 20 yıl sonra. Varolmadığın bir yerde duymak istiyorsun o şarkıyı; varoluş yalanına daha çok inandırması için seni ve şarkı çalmaya başlıyor yirmi yıl sonra, yeniden, aslında hiç olmadığın o yerde, usunun sana acı bir oyun oynadığı o yerde. Brautigan’ın Kürtaj’ında geçen o cümleleri hatırlıyorsun;

“kitap neredeyse okunmaz bir el yazısıyla, viskiye bulanmış sözcüklerle yazılmıştı.
“işte hepsi bu,” dedi, kitabı bana verirken. “yirmi yıl.”

Okuduğun bu cümlelere karşılık olarak bir söz veriyorsun kendine; uğruna bir yirmi yıl daha harcayabileceğin birine rastladığında, onu gördüğünde dünya dönmeyi unuttuğunda, gökte ay kaçacak bir yer arayıp da bulamadığında, bir gece onu öpmeden önce “işte hepsi bu,” diyeceksin viskiye bulanmış şarkıyı ona uzatırken, “yirmi yıl.”

  Silvert Höyem / My Thieving Heart

etilen sosyete . 2003 - 2017 . eskişehir

copyleft. hiçbir hakkı saklı değildir.