Yazar: Erkeği öldür yada kamulaştır

SAYIKLAMA

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

Gevşemiş ve kokmuş uygarlıklardaki o hazan bilgeliği…

Cehennemin içinden ayrı çemberler oluşturarak, alevlerin şiddetindeki ıstıraplara hiyerarşi getirmek istercesine…

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

Tanrının sınırlarına teslim olmamak için, kendi içimdeki sonsuz monologların kılık değiştirmiş cinnetlerine kurban olmamak adına…

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

Çünkü dünyanın ömrü beni çileden çıkartır, YA BANA BAŞKA BİR EVREN SUNULSUN YA DA BEN PES EDİYORUM…

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

Halsiz ve hatırasız, üzerinde güneşi ve bilgiyi uzaklaştırdığım port-royal adına…

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

İçimdeki peygamberi öldürdüğümden beri… çünkü zaman boşluğundan önce yürek boşluğu gelir…

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

Çünkü; akıl yaşama iştahımı yok sayarken…
Oysa bu acınacak bir şeydi; her bir dakikamın elli dokuz saniyesi kadar..

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

Apaçıktır;
Kader ve mağluplar toplumuyuz, don kişot misali…

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

Çünkü, Sevginin ve nefretin simetresine inanmadım…
Bunun adına bilmek denir…

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

Haklı ve haksız gözetmeksizin,
İskender ve platona.
Cortazar ve buttona
Azam ali ve poe’ aşkı adına….
Ve
Kaldırım bilgelerine dahi…! (?)
TEKRAR

Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim
Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim
Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim
Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim
Yeryüzünü ve gökyüzünü sevmek istedim

Tersten Havari

Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine bir yer edinmiştir ki, bu korunma içgüdüsününün bilmediği derinliklerden doğar…
– Aslında her fikir yansızdır, insan onu canlandırır sadece…
İçgüdüsel olarak belki de bir şiir’dir bu deneme…
** azize tereza ancak yakılan insanlar ile çağdas olabirdi, luther de köylü katliamlarıyla… mistik krizlerde, nasıl ki kurban iniltileriyle, vecd iniltileri birbirine parelel ise zindanlar, darağaçları, hücreler de bir ihtiyaç ve bir imandan çoğalırdı…
Bunları kaldırın özellikle sonuçlarını…
Cenneti yeniden kurarız… :)

Çünkü bir inanç için acı çekenlerden daha tehlikeli varlıklar yoktur. En büyük zalimler kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar…Hatta diogenesin elinde lambası ile aradığı kişi, bunların dışında ilgisiz biriydi…
! Fiiliyatımızın kaynağı, kendimizi zamanın merkezi, nedeni ve sonucu zannetmek değil miydi…?

Her insanın içinde bir imparatorluk uyuklar ve o uyandığında kötülük biraz daha artar… çünkü benlik başka bir şeye evrilir…

Nasıl ki zihnimiz artık sadece bizi çevreleyen şeylere, ve onlara verdiğimiz isimlerle ötesine geçebildiğimiz şeylere izin veriyorsa… fiili olarak da biz sadece uyku ile bütünleşiyorsak, içini bosaltıyorsak, formüller buluyorsak, ve sadece anılar ile ayakta duruyorsak… heba olmamışmıdır… birçok şey …!

İdeal bir sekilde zihnim açık, yani ideal bir şekilde normal bir insanım… içimdeki hiçlikten başka hiçbir şeye tutunmamam, amaçtan ve arzudan koparılışım nasıl izah edilebilir ki bu mezbahada…

Anlar birbirini izlermiş şeylerden aldığımız zevk sırasında, bir nebze de olsa arzuyu ayakta tutan hala şeylerin var olmasını sağlayan ağlamanın imkansızlığı değilmidir…
Ki;
Ademden beri çabamız insanı değiştirmek olmuştur, çünkü sıfatların üstünlüğüne inandık, mümkün olmayan bir yalnızlıktan destek alarak alaksız şekilde büyüttük “mutsuzluğu”…
Aslında olgu sadece iyi olmaktı iyi olan bir kimsenin mutlu olması idi… ancak; biz kaypak bilgeleriz, üstelik modern çağda …!
Omuzlarımız ve düşuncelerimizin üzerinde ağır yüklerle bir hapishanede doğmuşuz; kesip atma imkanı bizi bir sonraki gün yeniden başlamaya teşvik etmese, tek bir günun bile sonunu getiremezdik…

Dünyada yapacak hiçbir şeyimizin olmadığı apaçıktır, fakat yanılsamadan “azad” olmak için çok geç değildir…
Tabi bunlardan vazgeçmeye karşı bağışıklıga sahipsek…
Çünkü bizler hersey geçer deriz, fakat bu dehşetin menzilini kavrayamadık ki…

Sonuç olarak gerkesiz söz yığınları ile dolu bir evrene batmışız, artık tanrının ve içinde buluduğumuz her şeyin gülünçlüğünü keşfetmek dışında uğraşmamak gerektiğine inanıyorum sayın aziz ve azizeler…

Geri döndü etilen… :)

beat kuşağı ve peter orlovsky anmak

bir bariyer yıkıldı. bir insan sesi ve bedeni; amerika’nın sert duvarına, onun ordularına, akademilerine, kurumlarına, düzeninin sahiplerine ve güç destekli temellerine karşı gürledi.
– “biraz da ken kesey’in sigara yanıklarından bahsetmek gerek…
ya da burroughs’ın beat akımından başlamak gerek bazen,
yahut gingsberg’in “bir başkasını kendinize kul-köle yaparsanız, tanrı sizsiniz.” demesinden ele almalı…
hatta ve hatta gregory corso’nun türkçeye çevrilmeyen şiirlerindeki zerafetten bahsetmeliyiz…
bir de francisco’nun şairi azam-ı lawrence ferlinghetti’den konuşmalıyız tabi az buçuk cehenneme aldırış etmiyorsanız…
bir de orlovsky’nin aşkını da unutmamalı tabi… :)
hadi bakalım;
kör pencereli gözlere sahip, çocuk ordulara umut bağlayıp, denize düştüğünde yılana sarılıp, sis içinde düş görenler hadi bakalım…
-uluma;

ne biçim çimentodan ve alüminyumdan bir sfenkstir ki o,
kafataslarını delmiş, beyinlerini ve düş güçlerini kemirmiştir?
molok! yalnızlık! çirkeflik! çirkinlik! çöp tenekeleri ve kazanılmayan dolarlar!
merdiven altında çığlık atan çocuklar! ordularda hıçkıran çocuklar!
parklarda ağlayan yaşlılar!
molok! molok! molok! karabasan! molok! aşksız molok! düşsel molok!
insanların insafsız yargıcı molok!
anlaşılmayan mapus molok! acılar topluluğu ve ruhsuz zindanın kuru kafatası molok!
yapıları birer yargı olan molok! geniş savaşın alabildiğine uzanan
kayalığı molok! taş kesilmiş hükümetler molok!
kafası saf bir makine olan molok! damarlarında kan değil para akan molok!
parmakları on ordu olan molok! göğsü insan yiyen bir dinamo olan molok!
kulağı tüten bir mezar olan molok!
gözleri binlerce kör pencere olan molok! sokaklarında sonsuz yehovalar gibi
gökdelenler yükselen molok! fabrikaları sis içinde düş gören ve
can çekişen molok! bacaları ve antenleri kentleri taçlandıran molok!
sevisi sonsuz petrol ve taş olan molok! ruhu elektrik ve bankalar olan molok!
yoksulluğun dehanın hayaleti sayıldığı molok! alınyazısı cinsiyetsiz bir
hidrojen bulutu olan molok! adı akıl olan molok!
üstünde tek başıma oturduğum molok! melekleri düşündüğüm molok!
deli molok! azgın molok! aşksız ve erkeksiz molok! içime küçükken
işleyen molok! içinde gövdesiz bir bilinç olduğum molok!
benim doğal kendimden geçişimden kendimi korkutan molok!
uyandığım molok! gökyüzünün akan ışığı! ….”